Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?


12.11.2017 - Bu Yazı 432 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

3 Kasım Cuma günü Hamaney’in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Lübnan’daydı ve Lübnan Başbakanı Saad Hariri de görüştüğü isimler arasındaydı. Hariri ertesi gün Riyad’da istifası etti; babası Refik Hariri gibi suikasta uğramaktan korktuğunu söyleyerek Hizbullah’ı ve İran’ı suçladı. Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun ülkeye dönmeden Hariri’nin istifasını kabul etmeyeceğini söylerken Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, istifanın “Suudiler tarafından dayatıldığını” iddia etti. Suudi yetkilileri Lübnan’dan gelen açıklamaları “savaş ilanı” olarak nitelerken, misillemeleriyle bilinen Hizbullah çevreleri şimdilik sadece “Başbakanımızı geri istiyoruz” demekle yetindi.

Aynı günün akşamı Suudi Arabistan “yolsuzluk operasyonu”yla gündeme otururken, Suudi yetkililerce Yemen’den Riyad’a İran yapımı balistik füze atıldığı iddia edildi. Yemenli Husilerden bir sözcü El Cezire’ye “800 km’den fazla menzile sahip İran menşeli Scud tipi Burkan 2-H füzesini ateşlediklerini” söyleyerek saldırıyı üstlendi. Bu gelişmeler “acaba Suudi Arabistan-İsrail ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir sıcak çatışma kapıda mı?” sorusunu beraberinde getirdi. Peki kim bölgede yeni bir savaş istiyor? Ve kim yeni bir savaşı kaldırabilir?

Suudi Arabistan İran’a karşı agresifliğini gitgide artırıyor olsa da, ülkenin İran’la savaş ilan etmesi pek mümkün değil. Doğruya doğru, Suudi Arabistan bölgede en çok silah satımı yapan ülke ancak Yemen’de İran destekli Husilere karşı başlattıkları savaş dahi bir fiyaskoya dönüşmüş durumda. Suudilerin aynı anda iki cephede savaşacak askeri kapasiteleri olmadığını bildiğimizden geçtiğimiz yıllarda “Suriye’ye müdahale etme”, “300 bin asker gönderme” ve bunun için “İslam Ordusu kurma” vb. iddialarını gerçekçi bulmamış; bunda haklı çıkmıştık. Suudilerin bugün de İran’la doğrudan ya da Lübnan’da Hizbullah üzerinden dolaylı olarak savaşa girmesi, kendilerine kazançtan çok kayıp getirir. Körfez ülkelerinden destek arasa da, en büyük askeri desteği alabileceği Mısır’dan aksi yönde açıklama geldi bile. Abdülfettah Sisi CNBC’ye verdiği röportajda, “Bölgenin daha fazla kaosu kaldırmayacağını” ifade ederek Hizbullah-Suudi Arabistan sıcak çatışmasından kaçınmak gerektiğini söyledi. Ekonomik ve siyasi çalkantının ortasında 2018’de yeniden Cumhurbaşkanlığı seçimine gidecek olan Sisi, Irak ve Suriye’de yolun sonunu gören DAEŞ artıklarının Libya’ya da Mısır’ın Sina bölgesine yerleşmesi tehlikesi nedeniyle muhtemelen Mısır’ın daha fazlasını kaldıramayacağını düşünüyor olabilir ve bu doğrudur. Dolayısıyla Suudi liderliğindeki Körfez şimdilik Lübnan’a yönelik bir savaş başlatmaktan kaçınabilir, baskıyı artırmak için Katar’a uyguladıklarına benzer bir ambargo uygulayabilir. Ancak iki yıl önce Lübnan Ordusu’na ve emniyet teşkilatına yaptıkları yardımları kesme ve yenilerini durdurma kararı alan Suudilerin bu tavrı, Hizbullah’ın gücünü zirveye çıkarmasına sebep oldu; siyasi ve ekonomik ilişkilerin tamamen kesilmesi, Lübnan tamamıyla İran’ın eline teslim etmek anlamına gelir.

Öte yandan altı yıldır Suriye’de Esad rejiminin yanında savaşan Hizbullah, İsrail’in tedirginliğini artıracak şekilde bölgede etkisini artırdı ama Suriye’de çok sayıda savaşçısı öldü ve yaralandı. İddialar Hizbullah’ın eski gücünün en az dörtte birini kaybettiği yönünde. Her ne kadar her gün saflarına yeni savaşçılar katıyor olsa da, Lübnan’da yaşanacak bir savaş Hizbullah güçlerinin eve dönerek Suriye’den çekilmesi anlamına gelir. Ne evde yaşanacak bir çatışmaya ne de Suriye’den çıkmaya hazır olan Hizbullah, bu yüzden Suudi Arabistan’ın sert sözlerine misilleme yapmak yerine, “Başbakanımızı geri verin,” demekle yetiniyor.

Esad rejimine Suriye savaşının başından beri destek veren ve Suriye’de çok sayıda asker kaybeden İran ise, rejimin düşmemesini başardı ama Ruslar sahaya inene kadar ibrenin yönünü tersine çeviremedi. Rusya savaşa doğrudan katılınca da uğruna onlarca general kaybettiği Suriye’de nüfuzu azaldı; ikinci plana düştü. Obama’nın ikinci döneminde bölgede etkisini artırıp yayılmış olsa da, düşmanlarının sayısını da bir o kadar artırdı. Şimdi İsrail ve Suudi Arabistan kadar Trump yönetimi de İran’ın baskılanması taraftarı. İran’ın bu kadar çok düşmanı varken yeni bir sıcak savaşa girmesi kazanımlarını riske etmesi anlamına geliyor. Bu nedenle, Pentagon’un önceliği hala Suriye ve Irak iken İsrail’in Gazze’yle uğraşmasını tercih edebilir. Hamas’la arasına Suriye İç Savaşı nedeniyle mesafe girdiğinde İslami Cihad’ı güçlendiren İran, bugünlerde yeni Hamas yönetimiyle ilişki tazeliyor. Gazze’de yeni bir çatışmaya gücü olmadığı için Fetih’le anlaşan Hamas delegeleri Tahran’dayken Mahmut Abbas’ın da Riyad’a çağrılması Gazze Şeridi’ne daha dikkatli bakmayı gerektiriyor. İsrail on gün önce Gazze Şeridi’nde bir tüneli havaya uçurdu; şimdilik ne Hamas’tan ne de İslami Cihad’dan İsrail’e yönelik bir misilleme gelmedi ancak bu sessizliğin süreceği anlamına gelmiyor.

Trump’ın gelişiyle ABD ile eski günlerine döneceğini düşünen İsrailise, şimdilik Rusya üzerinden Hizbullah’ı Suriye’de kontrol altında tutuyor ancak bu Hizbullah’ın daha fazla güçlenmesine göz yumacağını göstermiyor. Şam’ı ve Suriye’deki Hizbullah hedeflerini sık sık bombalayan İsrail, aynı zamanda Gazze’de de Hamas’ın gücünü kırmayı başarmış durumda. Fetih-Hamas anlaşmasını desteklemediğini söylese de, Mısır’ın garantörlüğünde Gazze Şeridi’nin kontrolünün Abbas hükümetine bırakılması anlamına gelen anlaşma, İsrail için on yıl sonra gelen bir zafer demek. Bu hafta yedi ülkenin katılımıyla son yılların en büyük askeri tatbikatını gerçekleştiren İsrail’in, sınırları çevresindeki hazırlıkları ve tüm bölgede arkada izini bıraktığı siyasi hamleleriyle, yeni bir savaşa hazırlandığı söylenebilir. Bunun hedefinde İran, merkezinde ise Lübnan var. Ancak tanıdığımız ve bildiğimiz İsrail, en ölümcül darbeyi vurabilmek için Batı’dan isteyeceği desteği ikiletmeksizin alabileceği zamanı bekleyecektir. AB, İran’la nükleer anlaşmayı sürdürme niyetini hala taşırken, ABD’de İran’a baskıyı artırmaya karşı olan sesler hala tam olarak susturulamamışken, buna henüz vakit var gibi görünüyor. Ama kıvılcım dinamite bu kadar yaklaşmışken 2018’de böyle bir tablo kaçınılmaz gibi.

.

Facebook Yorumları

reklam
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı