Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?


5.7.2018 - Bu Yazı 442 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ankara Polatlı’da 8 yaşındaki Eylül’ün kaçırılıp korkunç bir şekilde öldürülmesi, Ağrı’nın Bezirhane köyünde kaybolan 4 yaşındaki küçük Leyla’dan gelen acı haber, tüm Türkiye’yi yasa boğdu.

Ardından Türkiye’nin üç kayıp çocuk haberi daha geldi. Diyarbakır Silvan’da 15 yaşındaki çoban Yusuf Yılmaz... Hatay’ın Hassa ilçesinde Amanos dağı eteklerinde kaybolan 6 yaşındaki Ufuk Tatar... Siirt’in Pervari ilçesi Güleçler köyünde kaybolan 15 yaşındaki Salih Oral... Kayıp çocukları aramak için jandarmanın yanı sıra UMKE, AFAD ve 112 Acil Servis ekipleri de ilgili bölgelere yönlendirilmiş durumda. Drone’larla havadan tarama yapılırken dalgıçlar civardaki su kaynaklarını arıyor, arama tarama faaliyetlerine civardaki sivil vatandaşlar da katılıyor.

Dileriz, umarız, başka acı haber almayız. Dileriz, umarız, kayıp çocuklar İzmir’in Tire ilçesinde dağlık bir alanda anneannesiyle birlikte kaybolan 1,5 yaşındaki Rüya Çelik gibi, tez zamanda ailelerine kavuşur.

Yaşanan son vahim olaylar, sosyal medyada kaybolan çocuklar, çocuk istismarı gibi konuları en çok konuşulan başlıklardan biri haline getirirken ‘idam’ çağrılarının tekrar yükselmesine de neden oldu. Devletin, çocuklara yönelik cinsel istismar gibi suçlarda en ağır ve en caydırıcı cezayı getirmesini beklemek şüphesiz toplumun haklı bir talebi; ancak ABD gibi idamın bir ceza olarak uygulandığı ülkelerdeki örneklerden de biliyoruz ki, bugün ‘suçlu’ olduğu için idam edilen bir insanın daha sonra aslında ‘suçsuz’ olduğunun anlaşıldığı vakalar hukuk dosyalarında büyük yer kaplıyor. Gerçek suçluyu idamla cezalandırayım derken, hiçbir suçu olmayan insanları geri dönüşü olmayacak şekilde kurban etme ihtimalinin istatistiki olarak yüksek olması, idam cezasını tartışmalı hale getiren nedenlerin başında geliyor. Kamuoyunu bu kadar derinden etkileyen trajik olaylar sonrası idam cezasının tartışılması normal olsa da, fikri olarak ölüm cezasına karşı olmasa dahi, dünyadaki yargı mekanizmalarının işleyişindeki sorunlar nedeniyle idama karşı olan hukukçuların sayısı da bir hayli fazla.

Peki ‘kimyasal hadım’ ya da ‘cinsel kastrasyon’ gibi cezai düzenlemeler yeterli olacak mı? Uzmanların görüşü bu konuda da ayrışıyor. Kimi bunun da geçici bir çözüm olduğunu söylerken kimi caydırıcı niteliği olduğunu savunuyor. Cezai yaptırımlar konusunda hemen herkesin farklı bir kanaati, savunduğu farklı bir fikri varken, tamamı önleyici adımların ana başlığında buluşuyor: Eğitim.

Eğitim derken, bu hastalıklı, sapkın kişilerin eğitilmesinden bahsetmiyoruz; aile içi şiddetle dolu bir geçmişten farklı travmalara pek çok değişkene dayanan suçlu psikolojisine yönelik çalışmalar önemli olsa da, eğitim konusu daha ziyade çocukları, çocuklu aileleri ve çocuklarla çalışan bakıcı, eğitimci vb. kişileri kapsıyor.

Türkiye’de kimi kaçmış, kimi kaçırılmış, kimi günler haftalardır, kimi aylar, yıllardır kayıp 5 bin 169 çocuk var. Dünyada da istatistikler hiç de iç açıcı gözükmüyor. Düşük, orta gelirli ya da gelişmiş ülke fark etmeksizin çocuk kaçırma ve çocuk istismarı gibi vakalar ABD’den Hindistan’a dünyanın her yerinde görülüyor. Acı ama gerçek, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, tüm dünyada her dört çocuktan biri fiziksel şiddete maruz kalırken, duygusal şiddete maruz kalanların oranı %36, cinsel istismara maruz kalanların oranı ise %26 olarak belirtilmiş.

Teknolojinin gelişmesiyle internette çocuk istismarına yönelik siteler ve kurbanlarını internet üzerinden bulan faillere de ayrı bir vurgu yapılıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü de dün resmi sosyal medya hesabında, son dönemdeki olaylar nedeniyle, “Anne ve babalar dikkat!” başlığıyla çocukların kendilerini koruyabilmeleri için ebeveynlere yapmaları gerekenleri içeren 12 maddelik bir uyarı yayınladı ve bu maddelerden birinde çocuklarının isim ve fotoğraflarını sosyal medyada yayınlayan aileleri uyardı. Bilinçsizce yapılan bu paylaşımlar, çocuklarımızı kötü niyetli kişilerin radarına sokabileceği gibi, aynı zamanda kaç yaşında olursa olsun çocuğun rızası olmadığı için de etik açıdan sorun teşkil edebiliyor.

Çocukların acil durumda yapması gerekenlerden kendini tehlikede hissettiğinde nasıl davranması gerektiğine, ebeveynlerin ve 155 gibi acil ihbar hattı numaralarının ezberletilmesine önemli başlıkları içeren bu uyarıları siz de muhakkak açıp okuyun. Ancak çocuğa yönelik ‘tehdit’ ve ‘tehlike’ örneklerini doğru vermek, çocuğu bilinçlendireceğim derken paranoyak hale getirip hayattan soğutmamak da oldukça önemli.

Elbette çocuğun, ister elinde bir kutu çikolata, dondurma olsun isterse de şirin bir yavru ya da kedi köpek hiçbir yabancının sözüne aldanmaması, yanında ailesi ya da ailesinin izin verdiği bir büyüğü olmadan bulunduğu yeri terk etmemesi gibi bilinçlendirmeler önemli. Ancak, tüm dünyada cinsel istismar vakalarının %90’ında failin çocukların yakını çıktığını da unutmamalı, tehdidi sadece dışarıda aramamalıyız. Yani en az tehlikeyi uzaklarda görüp çocuklarımızı yabancılara karşı uyarmak kadar, onlara kimleri yaklaştırdığımıza, yakın çevremize kimleri dahil ettiğimize de dikkat etmemiz gerek. İster büyük şehirlerde yaşayalım ister köy ve kasabalarda, çocuklarımıza bakıcılık edenlere, kimlerle komşuluk yaptığımıza dikkat etmeli, garip ve şüphe çeken davranışları olanlardan uzak durmalı, “nasılsa tanıdık çevredeyiz, bir sahip çıkan olur” gibi düşüncelerle yakında da olsa çocuğu yalnız başına gözden uzak yerlere göndermemeliyiz. Ama bunları yaparken çocuğun hayatını bir çileye çevirmemek, çocuğu eve hapsetmemek, çocuklarda psikolojik hasara yol açmamak gerek. Çocuk elbette çocukluğunu yaşayacak, koşup oynayacak, parklara, oyun bahçelerine, kırlara, sokaklara çıkacak, ve tüm bunları gözetimimizde yapacak. Nitekim çocuk sahibi olmak demek, onun için kendinden, onun zamanı için kendi zamanından feragat etmek demek.

.

Facebook Yorumları

Kod8
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8