Metin Münir

T24



Bookmark and Share

İnsanoğlunun keşfi


4.8.2018 - Bu Yazı 965 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Avrupalılar Amerika’yı keşfettiklerinde sadece yeni bir kıta keşfetmediler.

Onları şaşkınlığa düşüren ve telaşa kapılmalarına neden olan bir şey daha keşfettiler: Orada yaşayan insanlar.

Neydi bu demirin ne olduğunu bilmeyen, kitapsız, şehirleri olmayan, Musa’nın, İsa’nın, Muhammed’in adını duymamış yeni dünya insanları?

Bir defa, insan mıydılar? Çıplak dolaşıyorlar bazen birbirlerini yiyorlardı. Kadın erkek ilişkileri, cinsel âdetler, ahlak anlayışları değişikti.

İnsan değil de insana benzeyen bir hayvan türü olabilir miydiler?

İsa’nın ve diğer peygamberlerin öğretileri neden onlara ulaşmamıştı?

Vaftiz olmadıklarına göre insan sayılabilir miydiler? “Medeni” olmadıklarına göre onlara medeniyetin yasaları uygulanmalı mıydı? İnsan haklarına sahip oldukları söylenebilir miydi?

Bu sorular Avrupa’da yıllarca tartışıldı.

Kolomb ve adamları, Amerika Kıtası’nın yerlilerini ilk defa 1492’de – İstanbul’un fethinden 39 yıl sonra –  Bahamalar’ın da içinde bulunduğu takımadalarına demir attıklarında gördüler.

Kanuni’nin tahta çıktığı yıl, 1520’de, İspanyollar şimdi Mexico City’nin bulunduğu Tenochtitlan’a vardıklarında, bu defa basit insanlarla değil şehirler, piramit şeklinde tapınaklar, insan kurban edilen ritüeller ve baş döndüren altın ziynet eşyalarına sahip bir uygarlıkla karşılaştılar.

Bu “ilkel” kadın ve erkekler Adem’in soyundan mı geliyorlardı yoksa insan kılığında bir hayvan türü müydüler?

Öyleyse, Adem’in asıl çocuklarının köleleri olarak kullanılabilir, onlar için çalışabilirlerdi.

Amerika’nın ilk sömürgecileri olan İspanyolların ve Portekizlilerin en çok bu anlayış işlerine geldiği için yerlileri köle olarak kullandılar. Korkunç koşullar altında altın madenlerinde, tarlalarda, daha sonra şeker kamışı plantasyonlarında çalıştırdılar.

Ve soylarını tükettiler. Aşırı çalıştırılmak ve Avrupa’dan ithal hastalıklar yüzünden sömürgecilerin karşısına çıkan yerlilerin hemen hemen hepsi birkaç nesil içinde dünyayı terk etti. Bugün o yerlilerin soyundan çok az insan var.

Yerliler, sayıları çok küçük olmasına rağmen dışarıdan gelenlere karşı kendilerini koruyamadılar. Karşı koyma refleksleri yoktu.  Merakları korkularını yendi.

Aztekler İspanyolların tanrısal olduğunu düşünüyorlardı. At üzerindeki yabancıları insan başlı, dört ayaklı değişik bir yaratık sandılar. Denizden gelenlerin ölümsüz olduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden İspanyollar ölülerini gizli gizli gömdüler.

İspanyol Hernán Cortés (1485 - 1547), bir avuç askerle bugünkü Meksika’da bulunan Aztek krallığını zapt etti ve yeni dünyanın belki de en büyük uygarlığını yağmalayıp yok etti.

Onun ikinci dereceden kuzeni olan Francisco Pizarro da (1475 -1541) benzer gaddarlıkla Peru'daki İnka topraklarını ele geçirdi.

İspanya, Portekiz, Fransa, İngiltere, Hollanda, Prusya (bugünkü Almanya), Belçika ve On Sekizinci Yüzyıl’dan başlayarak Amerika Birleşik Devletleri kıtalara kıran getiren zalim devletlerin başında gelirler.

Amerika Kıtası’nın tamamı, Avustralya ve Yeni Zelanda, daha sonra Afrika ve Hindistan sömürgeciliğe kurban oldu. On Altıncı Yüzyıl’dan başlayarak, büyük küçük sayısız uygarlık ve yöreye özgü insan topluluğu, tamamen veya kısmen yok oldu.

Amerika ve Batı dediğimiz topluluk zenginliğini ve kısmen uygarlığını, büyük oranda, tarihte yaşanmış en bu en büyük soykırım ve soyguna borçludur.

Bu olgunun bugün Türkiye gibi geri kalmakta ısrarlı ülkeler için taşıdığı ders; son kertede, teknolojik olarak geri kalmış ülkelerin teknolojide ilerlemiş bir güç karşısında, kazanma şanslarının olmadığıdır.

NOT: Konuyla ilgilenenler 1341’de Kanarya Adaları’nın keşfinden başlayarak Atlantik Dünyası’na Avrupalıların girişini Türkçe çevirisi olmayan  şu kitaptan okuyabilirler: The Discovery of Mankind (İnsanoğlunun Keşfi) / David Abulafia

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.12.2018
Siz koşturun ben sizin yerinize yavaşlarım
6.12.2018
Yeryüzünün Sonunun Sonu
21.11.2018
Bir milyon gönüllü abonesi olan gazete
13.11.2018
Doğu Akdeniz'de sular ısınmıyor, soğuyor
3.11.2018
Tekerrür eden tarih değil, aptallıktır
1.11.2018
İçeriye kapatan kâinatın ürkütücü genişliği
30.10.2018
CHP yürüyen bir ölüdür
25.10.2018
KKTC'nin en büyük partisinin temizlenmeye ihtiyacı var
23.10.2018
Kaşıkçı: Aptallık, kibir ve melanete dur demek
18.10.2018
Kıbrıs'ta yeni bir tutum, yeni bir ümit
16.10.2018
Yeni kriz çözme yöntemi: Görmezden gelmek
11.10.2018
İstanbul'da bir cinayet
6.10.2018
Kıbrıs: Uzun süren bir kavgada haklı taraf yoktur
4.10.2018
Halka doğruları söyleyin sayın Akıncı
30.9.2018
Kıbrıslı Türk'ün yeşille imtihanı
25.9.2018
Kıbrıs'ta çözümün en büyük engeli Türklerdir
20.9.2018
Erdoğan'ın yeni uçağı onu yere çaktı
18.9.2018
Türkiye'de neden saray yok?
11.9.2018
İdlib: Kaç ve yaşa, kal ve öl
1.9.2018
Ben kapıdan çıkarken bir kelebek
28.8.2018
“Ne istiyor olabilir ölüler bizden?”
4.8.2018
İnsanoğlunun keşfi
31.7.2018
Türkiye'nin Batı ile işi bitiyor mu?
28.7.2018
Hiçbir şey üretmeyen çiftlik
17.7.2018
Beni güzel kadınlarla tanıştırmayın, güzel olmayanlarla da
12.7.2018
Erdoğan'ın başkanlığında yeni eskidir
30.6.2018
AKP-MHP ortaklığında Kıbrıs'ta masaya oturulamaz
26.6.2018
Erdoğan kazandı, Türkiye kaybetti
23.6.2018
Rabbi onu affetsin
21.6.2018
Tiksindirici gazetecilere çağrı
19.6.2018
AKP çağında meleklerin nöbet değişimi
9.6.2018
Tembel miyim, daha tembel mi oluyorum?
1.5.2018
Şimdiden tebrikler sayın Erdoğan
20.2.2018
Kalıntı bir tür
17.2.2018
Yalnız patlıcanı kırağı çalmaz
13.2.2018
Şafak sökerken, elleri bağlı
27.1.2018
Cennetten kovulmanın sonu
20.1.2018
Ayşe'ye mektup
21.12.2017
En az sevilen liderler
14.12.2017
İnsan bazen evinden kaçmalı
30.11.2017
Zarrab'ın cini şişeden çıkıyor
28.11.2017
Bağlantısız devrimci
25.11.2017
Pinokyo'nun armutları
21.11.2017
Latince İncil, Arapça Kur'an
7.11.2017
Sadece akılsızların saati durmadan çalışır
28.10.2017
Akıllılar kuşku içinde, aptallar emin olursa
13.10.2017
Ağacın güzelliği en iyi nasıl görülür?
28.9.2017
Kuzey Irak Kürtleri, bağımsızlık ilan edemez
20.9.2017
Kıbrıs: Önce kendini karşındakinin yerine koy
31.8.2017
Depresyon nasıl çağımızın vebası oldu?
19.8.2017
Rumlar süper dev bir gaz rezervi bulursa ne olur?
15.8.2017
Nuray Mert konusu: AKP ile Atatürkçülerin buluştuğu nokta
8.8.2017
Bana soruyorlar
2.8.2017
Unutmayın efendim, siz tanrı değilsiniz!
27.7.2017
Kıbrıs: Uyan borusunu duyan varsa elini kaldırsın
15.7.2017
Aelian'ın Kargaları
11.7.2017
Düşünülmüyorsunuz sanmayın
27.6.2017
Örümcek onu öldürmeyeceğimi biliyor olabilir mi?
24.6.2017
Gece geç vakitte mesaj atan kadına mektup
22.6.2017
Erler zehirlenmedikleri zaman ne yiyorlar?
17.6.2017
Eğer yüreğinizde özgürlük yoksa
15.6.2017
Benim olan ve olmayan bahçe
13.6.2017
Türk askerinin Katar'da işi ne?
10.6.2017
Nasreddin Hoca’nın gözüyle Kıbrıs görüşmeleri
8.6.2017
Türkiye yeni bir Orta Doğu dönemecinde
6.6.2017
Donald Trump: Aptallığın zaferi
4.6.2017
Kalkınma elçileri
1.6.2017
Blade Runner
30.5.2017
KKTC: Millî dava ile lilli dava
25.5.2017
Kıbrıs: Birlikte 446 yılda ne öğrendiler?
23.5.2017
Hiç kimse ağlamasın, gülmesin de
20.5.2017
Görüşmeler öldü, yaşasın AB üyesi KKTC!
16.5.2017
Düşüncelerin savaşında kitap silah mıymış?
6.5.2017
Tırtıl, Latin çiçeği ve ben
3.5.2017
Aslı Erdoğan’a kapıyı açın
28.4.2017
Tedirgin tedirgin tedirgin
25.4.2017
PKK’nın son görevi
22.4.2017
En iyi intikam iyi yaşamaktır
8.4.2017
Karanlık günler için aydınlık Afrika sözleri
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8