Metin Münir

T24



Bookmark and Share

Siz koşturun ben sizin yerinize yavaşlarım


11.12.2018 - Bu Yazı 907 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yılın bugünleri gelince yavaşlamaya başlıyorum.

“Yılın diğer günlerinde sanki çok hızlısın da…” derseniz diyecek bir şeyim yok.

Ama yılın bugünleri gelince iyice, ama iyice yavaşlıyorum.

Dünyada ne olup bittiğine zaten az olan ilgim hızla nano ölçeğe iniyor. Günde bir defa dinlediğim haberleri bile dinlememeye başlıyorum.

Yazı yazma iştahım azaldıkça azalıyor.

Tatil havasına giriyorum. Bahçede daha çok vakit geçireyim, daha çok okuyayım, daha çok dağ bayır yürüyeyim, arkadaşlarımla daha çok vakit geçireyim istiyorum. 

Bu vites ufaltma alışkanlığını yabancı basına çalıştığım günlerde edindim.

Batılılar, aralık ayının başından itibaren işlerini rölantiye alıyorlar.

Sadece Noel günü değil Noel’e birkaç gün kala ve Noel’den birkaç gün sonra, neredeyse tamamen duruyorlar.  Sürüne sürüne yılbaşı gecesine varıyorlar ve sürüne sürüne yılın birinci gününe yetişiyorlar.

Kendilerine gelmeleri ocak ayının ortasını buluyor.

Bu sürede kaçabilen kaçıyor ve gazeteler normal boyutlarının dörtte birine iniyor. Bazı günler hiç çıkmıyorlar.

Bizdekine ters bir tarz.

Biz, dinlenmesini de yavaşlamasını da pek beceremiyoruz.

Bizde bayramlar böyle Noel tipi bir araya uygun değil.

Bayram dediğin, ne kadar uzun olursa olsun, büyük koşuşturmalar arasına sıkıştırılmış küçük bir koşuşturmacadır; o günler de telaş içinde geçer, özellikle büyük bir şehirde yaşıyorsanız - ki büyük olmayan şehir mi kaldı?

Değişik bir sürat, değişik bir yorgunluk.

Bilmiyorum biliyor musunuz: İnsan denilen yaratığın 300 bin yıllık tarihinde, yakın zamanlara gelininceye kadar mesai diye bir konsept yoktu.

İnsanlar ihtiyaçlarını elde edinceye kadar çalışır, gerisini çalışmayarak ne yapılırsa onu yapmaya ayırırlardı.

Eğer okuduğum bütün kitaplar yalan söylemiyorsa zamanın yüzde 90’ı boş zamandı.

İngiliz gezgin Geoffrey Gorer* 1935 yılında yayınladığı Afrika Dans Ediyor adlı kitabında, Senegal’deki Fransız bölge yöneticisinin en büyük şikâyetinin yerlilerin “hırstan ve meraktan yoksun”  olması olduğunu yazıyor.

Yılda kırk gün civarında ekip biçmek yerlilerin bir yıllık ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyordu. Bunun dışında, hangi teşvik veya ödül verilirse verilsin yerlerinden kıpırdamıyorlardı.

Yüz günün on birinde çalışıyorlardı, demek ki, ve Fransız yönetici, ki 360 günün 360’ında da çalışıyordu, her gün çalışıp ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın almadıkları için zencileri aptal addediyordu.

Öyle görünmese de, dünyaya çalışmak için gelmediğimiz açık.

Ne için geldik peki?

Avrupalıların istilasına uğramadan önce yerlilerin Afrika’da, Amerika’da Avustralya’da ve Pasifik adalarındaki  yaşam tarzına bakacak olursanız onun cevabı da açık:

Başkalarıyla birlikte olmak, dans etmek, avarelik yapmak, dinlenmek ve utanmasız sık sık sevişmek için.

*

Siz bilirsiniz.

Siz koşuşturmaya devam edin, ben sizin yerinize yavaşlarım.


*Africa Dances/ Geoffrey Gorer /Türkçesi yok

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.1.2019
Türkiye geleceğin ülkesidir ve hep öyle kalacaktır
13.1.2019
YPG konusunu kansız halletmek
11.12.2018
Siz koşturun ben sizin yerinize yavaşlarım
6.12.2018
Yeryüzünün Sonunun Sonu
21.11.2018
Bir milyon gönüllü abonesi olan gazete
13.11.2018
Doğu Akdeniz'de sular ısınmıyor, soğuyor
3.11.2018
Tekerrür eden tarih değil, aptallıktır
1.11.2018
İçeriye kapatan kâinatın ürkütücü genişliği
30.10.2018
CHP yürüyen bir ölüdür
25.10.2018
KKTC'nin en büyük partisinin temizlenmeye ihtiyacı var
23.10.2018
Kaşıkçı: Aptallık, kibir ve melanete dur demek
18.10.2018
Kıbrıs'ta yeni bir tutum, yeni bir ümit
16.10.2018
Yeni kriz çözme yöntemi: Görmezden gelmek
11.10.2018
İstanbul'da bir cinayet
6.10.2018
Kıbrıs: Uzun süren bir kavgada haklı taraf yoktur
4.10.2018
Halka doğruları söyleyin sayın Akıncı
30.9.2018
Kıbrıslı Türk'ün yeşille imtihanı
25.9.2018
Kıbrıs'ta çözümün en büyük engeli Türklerdir
20.9.2018
Erdoğan'ın yeni uçağı onu yere çaktı
18.9.2018
Türkiye'de neden saray yok?
11.9.2018
İdlib: Kaç ve yaşa, kal ve öl
1.9.2018
Ben kapıdan çıkarken bir kelebek
28.8.2018
“Ne istiyor olabilir ölüler bizden?”
4.8.2018
İnsanoğlunun keşfi
31.7.2018
Türkiye'nin Batı ile işi bitiyor mu?
28.7.2018
Hiçbir şey üretmeyen çiftlik
17.7.2018
Beni güzel kadınlarla tanıştırmayın, güzel olmayanlarla da
12.7.2018
Erdoğan'ın başkanlığında yeni eskidir
30.6.2018
AKP-MHP ortaklığında Kıbrıs'ta masaya oturulamaz
26.6.2018
Erdoğan kazandı, Türkiye kaybetti
23.6.2018
Rabbi onu affetsin
21.6.2018
Tiksindirici gazetecilere çağrı
19.6.2018
AKP çağında meleklerin nöbet değişimi
9.6.2018
Tembel miyim, daha tembel mi oluyorum?
1.5.2018
Şimdiden tebrikler sayın Erdoğan
20.2.2018
Kalıntı bir tür
17.2.2018
Yalnız patlıcanı kırağı çalmaz
13.2.2018
Şafak sökerken, elleri bağlı
27.1.2018
Cennetten kovulmanın sonu
20.1.2018
Ayşe'ye mektup
21.12.2017
En az sevilen liderler
14.12.2017
İnsan bazen evinden kaçmalı
30.11.2017
Zarrab'ın cini şişeden çıkıyor
28.11.2017
Bağlantısız devrimci
25.11.2017
Pinokyo'nun armutları
21.11.2017
Latince İncil, Arapça Kur'an
7.11.2017
Sadece akılsızların saati durmadan çalışır
28.10.2017
Akıllılar kuşku içinde, aptallar emin olursa
13.10.2017
Ağacın güzelliği en iyi nasıl görülür?
28.9.2017
Kuzey Irak Kürtleri, bağımsızlık ilan edemez
20.9.2017
Kıbrıs: Önce kendini karşındakinin yerine koy
31.8.2017
Depresyon nasıl çağımızın vebası oldu?
19.8.2017
Rumlar süper dev bir gaz rezervi bulursa ne olur?
15.8.2017
Nuray Mert konusu: AKP ile Atatürkçülerin buluştuğu nokta
8.8.2017
Bana soruyorlar
2.8.2017
Unutmayın efendim, siz tanrı değilsiniz!
27.7.2017
Kıbrıs: Uyan borusunu duyan varsa elini kaldırsın
15.7.2017
Aelian'ın Kargaları
11.7.2017
Düşünülmüyorsunuz sanmayın
27.6.2017
Örümcek onu öldürmeyeceğimi biliyor olabilir mi?
24.6.2017
Gece geç vakitte mesaj atan kadına mektup
22.6.2017
Erler zehirlenmedikleri zaman ne yiyorlar?
17.6.2017
Eğer yüreğinizde özgürlük yoksa
15.6.2017
Benim olan ve olmayan bahçe
13.6.2017
Türk askerinin Katar'da işi ne?
10.6.2017
Nasreddin Hoca’nın gözüyle Kıbrıs görüşmeleri
8.6.2017
Türkiye yeni bir Orta Doğu dönemecinde
6.6.2017
Donald Trump: Aptallığın zaferi
4.6.2017
Kalkınma elçileri
1.6.2017
Blade Runner
30.5.2017
KKTC: Millî dava ile lilli dava
25.5.2017
Kıbrıs: Birlikte 446 yılda ne öğrendiler?
23.5.2017
Hiç kimse ağlamasın, gülmesin de
20.5.2017
Görüşmeler öldü, yaşasın AB üyesi KKTC!
16.5.2017
Düşüncelerin savaşında kitap silah mıymış?
6.5.2017
Tırtıl, Latin çiçeği ve ben
3.5.2017
Aslı Erdoğan’a kapıyı açın
28.4.2017
Tedirgin tedirgin tedirgin
25.4.2017
PKK’nın son görevi
22.4.2017
En iyi intikam iyi yaşamaktır
8.4.2017
Karanlık günler için aydınlık Afrika sözleri
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8