Muhsin YENİSÖZ

muhsinyenisoz@gmail.com



Bookmark and Share

AFETTEN KORKMA YASASINDAN KORK!


13.06.2012 - Bu Yazı 11405 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Afet, çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım diye bilinir, Elbette ki afet olmadan afetin korkunç ve yıkıcı etkilerini ortadan kaldırmak için iktidarlar çeşitli tedbirler alırlar ve almak zorundalar dır.  Ama bu zorunluluk onlara insanı yok sayan, onlara doğanın yapacağından daha büyük zararlar verecek tedbirler alma hakkı vermez. İktidarlar afetlerin şiddetine göre afet olan bölgeyi geçici olarak afet bölgesi olarak ilan edebilirler ve burada yine geçici olarak olağanüstü durum ilan edebilirler. Tüm bu tedbirler afet bölgesinde oluşabilecek bir kargaşayı ortadan kaldırmak ve bu bölgeye ulaşacak yardımların adil ve hakça paylaşımının sağlanmasının koordine edilmesi içindir veya en azından böyle olması gerekir.

Oysa ki TBMM’sinin 15/05/2012 de kabul edilen Cumhurbaşkanı’nın da geciktirmeden imzalayarak 31 Mayıs 2012 de Resmi Gazete’de yayınlanan ve kamuoyu tarafından “Afet Kanunu” olarak adlandırılan 6306 sayılı “AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN” un kendisi bizatihi bir afet ve yıkım projesidir. Elbette ki hiçbirimizin olmasını istemediği bir doğal afetin yıkamadığı, yerle bir edemediği binaları ve aileleri bu yasa yerle bir edecek güçtedir. Bu yasa afetin kendisinden daha tehlikeli bir afettir. Ancak Olağanüstü bir hal yasası olarak adlandırılabilecek bu yasa demokrasisi normal işleyen hiçbir demokratik ülkede uygulanabilecek kriterleri taşımamaktadır. Yasanın madde madde incelemesine geçmeden önce sadece bu yasanın 6. Maddesinin 9 bendinde yer alan cümleye bakarak bu yasa hakkında ön bir bilgiye varabiliriz. Bu paragrafta aynen şöyle demektedir. “……Bu davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.” Bu madde bile başlı başına yasanın nasıl bir acelecilik ve yangından mal kaçırırcasına çıkarıldığının kanıtıdır.

06.01.1982tarihinde TBMM’sinde kabul edilen ve 20.01.1982 tarihinde 17580 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “İdari Yargılama Uslulü Kanunu” kapsamında İdarenin yaptığı tasarruflar gerek bölge idari mahkemelerinde gerekse de Danıştay’da açılacak davalar ile yürütmenin durdurulmasına başvurulabilir bu bir idari tedbirdir. Ama şu anda parlamento çoğunluğunu elinde bulunduran AKP iktidarı, TBMM’sini ve  onun çıkardığı yasaları tanımama inadını sürdürmekle kalmayıp sırf bu maddesi nedeniyle bile Anayasaya aykırılık taşıyan bu yasayı çıkarmakla gözünü bu yasanın uygulanması ile oluşacak büyük ranta nasıl diktiğini göstermektedir. Peki, İktidar bunu yaparken Ana muhalefet partimiz olan Aslan Sosyal Demokratlardan herhangi bir ses çıkmayışına ne demeliyiz? Bu gün 14 Haziran, yasanın çıkmasının ardından tam tamına iki hafta geçmiş ama CHP’den ne bir ses ne bir nefes… Bu yasanın Anayasaya aykırılığını görmüyorlar mı? Yoksa bilmiyorlar mı? O halde biz kendilerine hatırlatalım. Sayın Kılıçdaroğlu lütfen yasayı değerli hukukçularınıza inceletiniz ve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat ediniz…

Yine yasaya bir bütün olarak baktığımızda gözümüze ilk çarpan şeyin, bu yasa ile tüm Türkiye’nin bir afet bölgesi olarak tanımlandığıdır. Bu yasaya göre iktidardakiler, bu yasanın üçüncü maddesinin 7.bendine dayanarak gözlerine kestirdikleri her alanı sorgusuz sualsiz bu yasa kapsamı içerisine alabilirler. Bu madde aynen şöyle söylemektedir. “Bu Kanunun uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülenlerde bu Kanun hükümlerine tabi olur.” Şimdi bizler bu yasanın iyi niyet çerçevesinde çıkartıldığına nasıl inanacağız. Elbette ki hiç kimse bizden bunu beklemesin…

 Yasanın bir başka göze çarpan yanı bazı maddeler amir hükümler taşırken bazı maddelerinin muğlâkta bırakılmasıdır. Örneğin; Kanun’ 7. Maddesinin 10. Bendinde yer alan “……………… Sadece kullanım maksadı değişiklikleri ile yapı alanlarındaki artışlar için hesaplanan harç ve ücret farkları alınır.” Cümlesi bir amir hüküm taşırken 11. Maddenin –a- bendinde yer alan “……….  Yönetmelik ile belirlenen şartlara göre nakdi yardım yapabilir.” Fıkrası ise; muğlâk kalmaktadır. Yardımlar hangi esaslar göz önüne alınarak yapılacaktır. Yoksa orada da yandaşlar mı korunacak yardımlar onlara mı gidecektir? Yasalar özleri itibari ile muğlâklıkları çözmek üzere yapılırlar yeni muğlâklıklar yaratmak için yapılmazlar.

Nihayetinde bir zorunlu iskân yasası niteliği taşıyan bu yasanın uygulamada da büyük adaletsizliklere yol açacağı daha uygulamaya başlanmadan bellidir. 

.

Facebook Yorumları

reklam
13.06.2012
AFETTEN KORKMA YASASINDAN KORK!
14.04.2012
YENİDEN MERHABA
27.10.2011
RUH HALİMİZİN KÖKENİ
26.10.2011
ANAYASA TARİHÇEMİZ VE YENİ BİR ANAYASA
1 0
FETİHE ESMA 31.07.2012 - 15:03:58
Şimdfi bu kanun buşekilde çıkmasa ve aksi olsa DÖNÜŞÜM YAPILABİLİRMİ?Ne istiyorsunuz anlamadım..Yorum yaparken birde ya bu kanun olmasaydı, bu şeklide çıkmasaydı" nın çözümlerini söylemeden, BÖYLE OLMASAYDI demek ne akla, nede vicdana sığar..Çoğu yazar bunu yapıyor ve insanda ÇAPRAZ SORGU yapmadan hemen doğru diyor..Olmazkii..Acil çıkmalı bu kanun.Afet olmadan yıkılıyor çoğu ev.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,88
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı