Murat Sevinç

www.gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!


4.2.2019 - Bu Yazı 563 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Aşağıdaki satırlar iktidara yönelik değil. O cenaha seslenen ve sarf edildiğinde bir anlamı olabileceğini düşündüğüm ‘tek’sözcüğüm yok. Ben onlar açısından tam anlamıyla ‘yurttaş’ dahi değilim; belki‘zillet’ olabilirim ancak bunun için dahi iyi kötü hukuksal varlığın kabul edilmesi gerekli! Haliyle, ‘olmayan biri’ sıfatıyla yönetenlere seslenmek değersiz.

Aslına bakılırsa, yurttaşa yurttaş muamelesi yapmamakta iktidarla yarışan muhalefete bir şey söylemenin ‘değeri’ de çok tartışmalı. Ancak, hem onlar da ‘zillete’ dahil kabul edildikleri hem de muhalefet milletvekillerinden birkaçının bu mecraları okuduğunu tahmin ettiğim için daha ziyade muhaliflere (ya da o iddiayı taşıyanlara) dert anlatmaya çalışıyorum.

Değerli muhalefet mensupları;

Seçim, seçim için zorunlu görülen ittifaklar, o ittifakların kimlerle yapıldığı, tercihleriniz, iç kapışmalarınız, becerileriniz, beceriksizlikleriniz, zorluklarınız, hukukun kolaylıkla askıya alınabildiği koşullarda saha içinde kalma çabanız, aday tercihleriniz, kimi üyelerinizin yaptığı akıl almaz açıklamalar, kalan üç kuruşluk aklımızı da yiyip bitirmek için harcadığınızı tahmin ettiğim emek, seçimi kazanma ihtimaliniz, kaybetme ihtimaliniz, büyük şehir adaylarınız vesaire… Hepsi ayrı ayrı onlarca yazı konusu olur.

Bu yazı, HDP’ye tavrınız üzerine.

Sizin derdiniz nedir? Seçim kazanmak mı? Türkiye’de seçim kazanmak için ilk işin HDP’yi dışlamak olduğunu mu düşünüyorsunuz? Peki tek hedefiniz seçim kazanmaksa ve o seçimi Kürt oyları olmadan kazanma ihtimaliniz pek yoksa, tavrınız niyetinizle çelişmiyor mu? HDP’yi yok sayıp küçük görelim, böyle yaparsak Kürtler bize oy verir, diye mi düşünüyorsunuz? Öyleyse, milyonlarca HDP seçmeni geri zekâlı mı sizce?

Peki sizin seçim kazanmak dışında bir derdiniz var mı? Diyelim ki kazandınız. Ardından genel seçimleri de kazandınız. Ya da AKP’liler bir gün halinize üzülüp “Biz sıkıldık, hadi biraz da siz yönetin” dedi. Ne yapacaksınız?

Örneğin Kürt sorunu gibi bir açmazda AKP’nin şu haliyle aranızda bir fark ve “Özal da Kürt’tü,” “Benim de Kürt arkadaşım var,” “Bunlar hep feodalite şeysi” dışında bir sözünüz, öneriniz yoksa; sizler muhalefet partisi olduğunuzdan emin misiniz hakikaten? Daha da basitleştireyim soruyu: Siz bir ‘siyasal parti’ misiniz? Eğer öyleyseniz nereden belli bu niteliğiniz? Tabelalarınızdan mı? Siyasal partilerin topluma örnek olma, dönüştürme, eğitme işlevi yok mu? Yoksa, gençlik örgütleri, kadın örgütleri, yerel teşkilatlar vs. neden var?

Belki bir örnek daha açıklayıcı olur: Bakkal Murat’ın size oy vermesi için herhalde iki seçenek var: 1. Her koşulda bakkal Murat’a yaranmaya çalışmak, 2. Bakkal Murat’a kendi tercihlerinin yanlış olabileceğini anlatıp onu dönüştürmeye çalışmak. İkincisine ‘siyaset’ adı veriliyor! Her seferinde ilkini tercih eden bir örgütlenme, siyasal parti sıfatını hak eder mi?

Dağıtmadan, başlıktaki soruya geleyim.

Muhtemelen HDP’li milletvekilleriyle ‘sohbet’ ediyorsunuzdur. Hatta aramızda kalsın, pek çok AKP’linin ettiğini de biliyorsunuz. Ekran önündeki gibi değil hiçbir şey! Fakat kamuoyu karşısında, “Mahalleye geldik, abimler görmesin” numaraları yapılıyor. Bu riyakârlığa, ‘siyaset’ deniyor. Oysa bunun başka adları var!

Böyle davranarak çok büyük zarar veriyorsunuz Türkiye’ye. Kürt siyasal hareketinin mensuplarını iyice kriminalize edilmesine yardımcı oluyorsunuz. Türkiye kalabalığı nezdinde, terörle bir ilgisi olmadığını gayet iyi bildiğiniz insanların iyice zor duruma düşmesini sağlıyor, kamusal alanın siyasetsizleştirilmesi çabalarını ödüllendiriyorsunuz. Söz konusu hasar, herhangi bir seçim sonucuyla giderilebilecek türde değil. Ezcümle, dürüst değilsiniz ve bu berbat eğiliminizin bedelini herkes ödüyor.

Eğer HDP’ilerin terörle işbirliği içinde olduğunu düşünmüyor ve böyle davranıyorsanız, bu durum sizin numaracı ve hiçbir sözünün/davranışının arkasında duramayacak ölçüde çaresiz olduğunuzu gösterir.

Yok eğer HDP’nin terörle ilişkili olduğunu düşünüyorsanız, gereğini yapmalı ve partinin kapatılması için çaba harcamalısınız. ‘Terörle ilişkili’ bir partinin mensuplarıyla TBMM’de yan yana oturmayı reddetmeli ve hukuksal araçlara başvurmalısınız. Bu bir tercih değil, sizin açınızdan görev kabul edilmeli.

2820 sayılı SPK (Siyasal Partiler Kanunu)’nin 100’üncü maddesini okursanız, orada nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini görebilirsiniz. Dolayısıyla, yapmanız gereken son derece basit bir şey:

Ya yasadışı işler yaptığı kanısındaysanız HDP’nin kapatılmasını talep ederek bu yönde çaba harcayacaksınız (yok eğer siz çekiniyorsanız Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurması için adalet bakanını ikna edeceksiniz!) ya da dürüst olmayı deneyecek ve terörle bağı olduğunu düşünmediğiniz bir partiye şu muameleyi yapmayacaksınız.

Biliyorum çok zor ama biraz tutarlı ve dürüst olmanızı talep ediyorum yalnızca, bir yurttaş ve 50 küsur milyon seçmenden biri olarak.

İki sersem ırkçının oyunu almak için, memleketin geleceğini yok ediyorsunuz el birliğiyle. Siyasetsizliğinizle, ilkesizliğinizle, aymazlığınızla.

Nasıl olur, diğer partiler kadar ‘yasal’ bir parti mütemadiyen dışlanır ve küçük düşürülmeye çalışılır. Ya da nasıl olur, yasal-meşru kabul edilmeyen bir partinin faaliyetlerine izin verilir, göz yumulur? Ve nasıl olur da, böyle davranabilen muhalifler kendilerini demokrasinin teminatı olarak görür?!

Şu basit sorulara, ‘höööyyyyyy’ dışında, anlaşılabilir ve kabul edilebilir yanıtlarınız var mı?

Taziye notu: Ali Duran Topuz ve Ümit Kıvanç’ın yazılarının ardından, bir şey yazmaya gücüm kalmadı. Babasının cenazesinde kelepçesi çıkarılmayan sevgili Selçuk Kozağaçlı’ya başsağlığı diliyorum.

.

Facebook Yorumları

Kod8
23.4.2019
Kendisini istikşafi müzakere ile hatırlamak isterdik!
19.3.2019
Üzülemeyen, hiçbir acının yasını tutamayan ülke…
1.3.2019
Ermeni yurttaşların yerinde olsam, mutluluk duyardım!
18.2.2019
Muhalefete bir soru: HDP’li vekillere ne yapıldığında rahatsız olacaksınız?
14.2.2019
Kuyruktakiler
4.2.2019
HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!
13.1.2019
Anayasa’nın ‘yok sayılmasını’ görmezden gelsek ne olur? Elinizin körü olur!
10.1.2019
Yeni Türkiye’nin kaymağı ve Çukurambar!
4.1.2019
Seçime ilişkin ‘üç’ anayasa tartışması
16.12.2018
Kemal Gözler sordu: Anayasa hukuku nereye gidiyor? Bir yanıt çabası… (1)
6.12.2018
Narsisist siyasetçiler neden bu kadar cazip?
2.12.2018
Kavala ve Demirtaş’ı hiç sevmem, ama!
22.11.2018
Hukuk filan, bizlik işler değil bunlar; sıkıntı yok!
11.11.2018
Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!
6.11.2018
Cihangir İslam’ın söz özgürlüğü...
1.11.2018
Cumhuriyet’in kimsesizleri...
31.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (2): Ticari, sağa çek!
25.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (1): Karl Marx’ı Türkiye’de doçent yapmazlardı
23.10.2018
Bindiği trenden inemeyen yolcunun hikâyesi...
21.10.2018
Biz kimiz ve temel bir ilkemiz var mı?
18.10.2018
Hınç toplumunda, yurttaş kalabilme marifeti
12.10.2018
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin dayanılmaz hafifliği…
11.10.2018
10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’nda…
9.10.2018
Umuda ve kafa karşılıklarına olan ihtiyacımız...
5.10.2018
Konvoylardaki ‘önemli’ insanların yaşamımızdaki yeri nedir?
2.10.2018
İğneyle kazılan kuyunun dibindeki, umut...
1.10.2018
Affetmemek…
26.9.2018
Toplum değil, kalabalık; Akdenizlilik değil, itlik…
25.9.2018
Mehmet için yapısal reformlar, yok hükmündeydi...
20.9.2018
Dayak yememek için, Nazi’lere katılıyorlardı...
16.9.2018
Müteahhitle aynı gemideki işçiler ve zavallı muhalefet!
13.9.2018
Kitlelerin ruhu ile çocuk ruhu birbirine benzerdir...
10.9.2018
Bir Cumhuriyet okurundan…
4.9.2018
Hiç olmazsa hafta sonları tek ayak üzerinde durmasaydı...
30.8.2018
Bir kısım ‘laik’ yurttaşın, laikliğe olan acil ihtiyacı…
28.8.2018
Her gün 16.20’de, tek ayak üzerinde duracaktı...
27.8.2018
An…
23.8.2018
Savunma saldırıyor...
20.8.2018
#çoktanunuttuk…
18.8.2018
İdeolojileri bir yana bırakalım! Neden, biz ‘masa’ mıyız?
15.8.2018
Bedelli askerliğe dair, bazı notlar...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8
Emlak8.Net