Murat Sevinç

www.gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Ya sahip çıkarsın demokrasiye, ya da çıkmazsın!


20.08.2019 - Bu Yazı 113 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sersemin birinin dediği gibi, biz ‘tuzu kurular’, elbette huzursuz uyanacaktık bir Pazartesi sabahına. Yeni Türkiye’de, yeni bir rejimde yaşıyoruz. Yaşamaya çalışıyoruz. Tanık olduğumuz her şey, söz konusu rejimin doğasına uygun.

Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine bir kez daha kayyım atandı. Ne kadar süreceği belli olmayan yeni bir kuruyemiş, kadayıf ve banyo dönemi başlayacak üç ilde. Şimdilik üç ilde. Gerekçeler sürpriz değil. Neyse ki ‘gerekçeler’ artık yalnızca bu gerekçeleri okuyup ‘ciddiye almak’ isteyenlere hitap ediyor. Bakanlık gerekçeleri açıklanmasa da zaten benzerini zihninde çoktan yazmış, inanmış olanlara.

İktidar, kendisinin reform (!) yapabileceğine/yapacağına inatla ikna olmak isteyen az sayıda aklı evvele, şu kadar yaşanandan sonra hâlâ “dur bakalım” diyebilenlere, hareketsizlikten öte sanki ‘taşlaşmış’ görünen muhalefete, ısrar ve ısrarla “yok yahu, vallahi biz böyleyiz, bildiğiniz gibiyiz ve zaten artık başka türlü davranamıyoruz” der gibi. 

Davranabilselerdi İstanbul seçimini yenilerler miydi? Seçimden başka her şeye benzeyen bir seçimde ortaya çıkmış seçmen iradesini, türlü saçmalıklarla yok sayıp yüz binlerce oy farkıyla mağlup olma ihtimalini göze alırlar mıydı? Perinçek’in, Bahçeli’nin, Ağar’ın, Çiller’in elinden tutarlar mıydı?

Lafı uzatmaya gerek yok. HDP’li başkanların görev yaptığı üç ile kayyım atandı. İstanbul, İzmir ve Ankara’ya henüz atanamadığı için. Türkiye’de demokrasinin ‘d’si aşamasındayız. Bir yanda Yeni Türkiye rejimini inşa etmeye çalışanlar, diğer yanda dirençle karşı çıkan ve birbirine yaklaşma seçeneğinden eskisi kadar ürkmeyen milyonlarca seçmen. Muhalefet partilerinin yönetimlerini iten, onları zorlayan, arada bir de olsa siyaset yapmaya ikna eden milyonlarca yurttaş. 

İnsanlar demokrasinin ‘d’si için mücadele ediyor. Kendi yaşamları, çoluk çocuklarının gelecekleri için… Eğer sağıyla soluyla ‘merkezde’ siyaset yapan ve çıkış yolunu belli ki hep birlikte “ANAP’lılaşmakta” gören partilerin aklı başında seçmenleri ile HDP seçmeni arasında gözle görülür insanca bağlar oluşmaya başladıysa, bu, parti yönetimlerinden çok, canla başla memleketine sahip çıkmaya çalışan sıradan insanın marifeti. Partilerinden daha duyarlı ve ilerici olduğunu düşündüğüm seçmenin.

Bir kez daha: Halihazırda, demokrasinin kırık dökük ‘d’sini kurtarmak için mücadele veriliyor. Ortak gelecek kurabilme‘ihtimali’ için. Demokrasinin ‘d’si, Türkiye’nin her karışında değerli. O ‘d’nin değeri, bir gün herkese gerekeceğinden değil. Bir ilkeye, ilke olduğu için sahip çıkılır. Bir gün bize gerekecek olsa da olmasa da. İstanbul’da oy kullanan ‘ben’ ne kadar insan, yurttaş ve seçmensem, Van-Diyarbakır-Mardin’de oy kullanan seçmen de o kadar insan, yurttaş ve seçmen. 

Mardin’e atanan kayyım, İstanbul, İzmir, Adana, Ankara’ya atandı

Onların iradesi, benimkinden, sizinkinden değersiz değil. Eşitiz. Eşitiz. Eşitiz. Eşitiz. Eşitiz. Eşitiz. Eşitiz. Mardin’e atanan kayyım, İstanbul, İzmir, Adana, Ankara’ya atandı. Bir gün buralara  da atanıp atanmayacağının hiç bir önemi yok. Kürt’ün bir bölgede haczedilen oyu, Türk’ün ve diğerlerinin İstanbul’daki oyunun yok sayılmasıdır. 

Demokrasiye ya sahip çıkarsınız, ya da çıkmazsınız. Vereceğiniz, kendinize ve çoluk çocuğunuza nasıl bir ülkede, nasıl bir gelecek öngördüğünüzle ilgili bir karar. 

Ezcümle, İstanbul seçmeni ile Diyarbakır seçmeni eşittir. İstanbul seçmeni ve Van seçmeni, insandır. İstanbul seçmeni de Mardin seçmeni de yurttaştır. Diyarbakır, Mardin ve Van’da görevden alınan belediye başkanlarına verilen oy, İstanbul’da benim, Ankara’da senin, Sivas’ta berikinin verdiği oydur. 

Demokrasi mücadelesi, öncelikle içtenlik gerektirir. Eğer o ahı gidip vahı kalmış ‘d’ye sahip çıkılacaksa…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.09.2019
Yeni rejimin omurgalı bir kadınla imtihanı…
6.09.2019
İngiltere’de parlamento, milletvekili ve yurttaş var!
20.08.2019
Ya sahip çıkarsın demokrasiye, ya da çıkmazsın!
6.08.2019
Ve bin küsur akademisyen akınlarda çocuklar gibi şendi...
30.07.2019
Çarpık olan parlamenter sistem değil, demokrasi anlayışınız!
24.07.2019
İhtiyacımız yeni anayasa değil, anayasasını sahiplenen bir toplum!
15.07.2019
O esnada cezaevindeler…
10.07.2019
Canavar değil yurttaş, maganda değil suçlu, hatalı değil arsız!
2.07.2019
Onun adı edepsizlik değil, yurttaşlık!
29.06.2019
Canan Kaftancıoğlu ‘kesinlikle’ yalnız değildir!
24.06.2019
Adalet yürüyüşüne katılan ve destek olanlar haklıydı, kazanıyorlar
15.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
10.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
9.06.2019
Yeni rejimin bir ‘normal insan’ ile imtihanı!
23.4.2019
Kendisini istikşafi müzakere ile hatırlamak isterdik!
19.3.2019
Üzülemeyen, hiçbir acının yasını tutamayan ülke…
1.3.2019
Ermeni yurttaşların yerinde olsam, mutluluk duyardım!
18.2.2019
Muhalefete bir soru: HDP’li vekillere ne yapıldığında rahatsız olacaksınız?
14.2.2019
Kuyruktakiler
4.2.2019
HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!
13.1.2019
Anayasa’nın ‘yok sayılmasını’ görmezden gelsek ne olur? Elinizin körü olur!
10.1.2019
Yeni Türkiye’nin kaymağı ve Çukurambar!
4.1.2019
Seçime ilişkin ‘üç’ anayasa tartışması
16.12.2018
Kemal Gözler sordu: Anayasa hukuku nereye gidiyor? Bir yanıt çabası… (1)
6.12.2018
Narsisist siyasetçiler neden bu kadar cazip?
2.12.2018
Kavala ve Demirtaş’ı hiç sevmem, ama!
22.11.2018
Hukuk filan, bizlik işler değil bunlar; sıkıntı yok!
11.11.2018
Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!
6.11.2018
Cihangir İslam’ın söz özgürlüğü...
1.11.2018
Cumhuriyet’in kimsesizleri...
31.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (2): Ticari, sağa çek!
25.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (1): Karl Marx’ı Türkiye’de doçent yapmazlardı
23.10.2018
Bindiği trenden inemeyen yolcunun hikâyesi...
21.10.2018
Biz kimiz ve temel bir ilkemiz var mı?
18.10.2018
Hınç toplumunda, yurttaş kalabilme marifeti
12.10.2018
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin dayanılmaz hafifliği…
11.10.2018
10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’nda…
9.10.2018
Umuda ve kafa karşılıklarına olan ihtiyacımız...
5.10.2018
Konvoylardaki ‘önemli’ insanların yaşamımızdaki yeri nedir?
2.10.2018
İğneyle kazılan kuyunun dibindeki, umut...
1.10.2018
Affetmemek…
26.9.2018
Toplum değil, kalabalık; Akdenizlilik değil, itlik…
25.9.2018
Mehmet için yapısal reformlar, yok hükmündeydi...
20.9.2018
Dayak yememek için, Nazi’lere katılıyorlardı...
16.9.2018
Müteahhitle aynı gemideki işçiler ve zavallı muhalefet!
13.9.2018
Kitlelerin ruhu ile çocuk ruhu birbirine benzerdir...
10.9.2018
Bir Cumhuriyet okurundan…
4.9.2018
Hiç olmazsa hafta sonları tek ayak üzerinde durmasaydı...
30.8.2018
Bir kısım ‘laik’ yurttaşın, laikliğe olan acil ihtiyacı…
28.8.2018
Her gün 16.20’de, tek ayak üzerinde duracaktı...
27.8.2018
An…
23.8.2018
Savunma saldırıyor...
20.8.2018
#çoktanunuttuk…
18.8.2018
İdeolojileri bir yana bırakalım! Neden, biz ‘masa’ mıyız?
15.8.2018
Bedelli askerliğe dair, bazı notlar...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive