Murat Sevinç

www.gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Türklüğü benimsemeyen Ermeni’ye de mi ‘Türk’ denecek!


18.01.2021 - Bu Yazı 197 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1924 Anayasası’nın yapım aşamasında, yeni devletin uyruğunu tanımlamak üzere ‘önerilen’ sıfatlardan biri ‘Türkiyeli’ idi.

Gerek 1924 Anayasası’nın ‘metnine’ (lafzına), gerekse sonraki iki anayasanın (1961 ve 1982) yapım süreçlerindeki tartışmaların yer aldığı meclis tutanaklarına bakıldığında, ‘Türk’ adının devlet ile kurulan ‘yurttaşlık’ bağını anlatmak için kullanıldığı kabul edilebilir. 

Ancak tutanaklara ve anayasa komisyonlarının raporlarına bakıp bunu görmek, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında ve özellikle 1930 sonrasının kültür devrimi aşamasındaki ‘ulus yaratmak’ hedefi yolunda yapılanları, konuşulanları, yazılanları, ezcümle, yeni devletin insanına bir kimlik bulma gereksinimiyle ahaliyi ‘Türkleştirme’ çabasını da görmeyi engellememeli. 

Bir de tabii, Cumhuriyet’in ilk anayasası olan 1924 Teşkilat-ı Esasiye’deki yurttaşlık tanımı kabul edilirken, meclis tartışmalarında ‘Türklüğe’ verilen gerçek anlamı ve özellikle Ermeni karşıtlığını! Sözcüklerin tarihi üzerine düşünmek bu nedenle önemli. Cumhuriyet tarihine şöyle bir göz atıp da “İmparatorluk’tan miras kalmış ahaliden Türk olmayanlar da Türklüğü kabul etmek için can atıyordu” demenin gerçekle bağdaşır bir yanı yok.

Önceki yazıda, günümüzde de zaman zaman gündeme gelen ‘Türkiyeli’ sıfatının Türkiye anayasacılığında (ve toplum ortalamasında) kolaylıkla kabul görmeyeceğini/benimsenmeyeceğini tahmin ettiğimi, bu nedenle yurttaşlık tanımı olarak ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adlandırmasının daha uygun olabileceğini, ancak ‘Türkiyeli’ sözcüğü uydurulmuş gibi davranmanın da saçma olduğunu söylemiştim.

Bugün önereceğim ve başvuracağım çalışmalardan biri olan Baskın Oran’ın, ‘Etnik ve Dinsel Azınlıklar- Tarih, Teori, Hukuk, Türkiye’ (Literatür, 2018) kitabında konuya ilişkin ayrıntılı bilgi var. Ben, ilk kez 1920’lerde kullanıldığını düşünüyordum, ancak Baskın Hoca’nın verdiği bilgiye göre, ‘Türkiyeli’ adlandırmasının geçtiği en eski resmî metin 07.11.1935 tarihli Yabancı Okullar Yönergesi’ne de temel oluşturacak olan Ağustos 1915 tarihli ‘Mekatib-i Hususiye (özel okullar) Talimatnamesi.’ Mustafa Kemal ise ilk kez, General Frunze’nin talimatnamesini sunma töreninde, 20.12.1921’deki konuşmasında ‘Türkiyeli’ demiş.

Mustafa Kemal 1919-1923 arasında, Türk kimliğinin etnik temelli kullanımından genellikle kaçınıyor. Kurtuluş Savaşı’nın, başta Kürtler olmak üzere Osmanlı’dan kalan diğer etnik unsurlarla birlikte verildiği hatırda tutulmalı. Baskın Oran, Mustafa Kemal’in Cumhuriyet öncesi ve sonrasında, konuya ilişkin hangi sözcükleri ne sıklıkta kullandığını bir tabloda göstermiş. Buradan, Cumhuriyet öncesinde çoğunlukla Türkiye Milleti, Türkiye Halkı, Türkiye Devleti, Türkiye Hükümeti gibi kavramlarını tercih etiğini görmek mümkün. 

Başka bir yazıda anlatacağım ‘Mustafa Kemal’in Anayasa Taslağı’nda da (1923 sonbaharı) ‘Türkiyeli’ kavramı birden çok maddede kullanılmıştır.

Kurtuluş Savaşı anayasası olup bu ay 100. yılını dolduran 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda ‘Türk’ sıfatına yer verilmemişti. ‘Türk’ adlandırması sonraki üç anayasada giderek daha fazla kullanılmıştır. Tahmin etmek zor değil, en çok başvurulduğu metin 1982 Anayasası!

Cumhuriyet’le birlikte ‘ulus-devlet’ yaratma hedefiyle söz konusu çabadan ve daha kapsayıcı sözcük tercihlerinden vazgeçiliyor. Türkçesini yazalım; Kürtlere, ‘Kürt olarak’ ihtiyaç kalmıyor! 

Gelelim yazının başlığına…

İlk Cumhuriyet anayasası yapılırken, sıra ahaliye bir isim verip yurttaşlık tanımı yapmaya geldiğinde, “Ne diyeceğiz” sorusuna yanıt aranır. Meclis’te uzunca tartışılır. Madde, Komisyon’dan Genel Kurul’a şu şekilde gelmiştir: “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın (Türk) ıtlak olunur.” Maddenin bu haline itirazlar yöneltilir.

Bozok mebusu Ahmet Hamdi Bey, hükme ‘Türk harsını (kültürünü) kabul edenlere’ ifadesinin eklenmesini ister. Komisyon adına konuşan Celal Nuri Bey, Lozan’a atıf yaparak, tanıma ‘hars’ sözcüğünün eklenmesinin mümkün olmadığını, gayrimüslimlerin de hak ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanacağını belirtir. Tartışmada, İstanbul mebusu Hamdullah Suphi Bey de maddeye yönelik itirazlarını sunar. Hamdullah Suphi metni yadırgamıştır, çünkü ‘Türk’ denenler, o yıllarda bir yandan da ülkeden ‘çıkarılmaya’ çalışılan insanlardır. 

Suphi Bey der ki: “Lâfzen bir tefsir bulabiliriz. Maddeye tefsir ile geçebilir, fakat bir hakikat vardır. Onlar Türk olamazlar. Hatta Meclis de firari Rum ve Ermenileri Türk yapamaz. Onlar da olmaz, imkanı yoktur… Arkadaşlar… toprağımızın içinde yaşayan bir Ermeni ki, bilhassa Anadolulu olanlar, bunun pek güzel şahididirler. Ayrı bir mektebi yoktu, ayrı bir terbiyeleri yoktu, ayrı bir lisanları yoktu. Türk şiirlerini yazdılar, Türk mânilerini söylediler… fakat araya propaganda girdi, araya nifak girdi… Şimdi asırların Türkleştirmiş olduğu Ermenileri bizden ayırmaya başladı. Şimdi ayrı bir lisanı var, ayrı bir mektebi var, kalbine ayrı bir şey sokmuşlardır.” 

Celal Nuri Bey, Fransa’daki bir Musevi nasıl ki Fransa’yı benimsemişse, Türkiye’de yaşayan bir Ermeni’nin de aynı tavrı sergilemesi gerektiğini iddia eder: “…mekteplerinizi kapatınız, Ermeniliği terk ediniz, Türk harsını kabul ediniz. Ondan sonra size Türk deriz. Fakat siz lisan ayrılığı, mektep ayrılığı, Devlet ayrılığı güdünüz; ondan sonra geliniz ve bana deyiniz ki, bizi Türk telakki et. Eğer böyle muhalif iseniz, elimden gelmez. Çünkü ruhumun inanmasına imkan yoktur.” 

Celal Nuri Bey şöyle devam eder: “Eskiden bir Osmanlı sıfatı vardı, bu sıfat cümleye şâmildi. Bu sıfatı ortadan kaldırıyoruz. Yerine bir Türkiye Cumhuriyeti kaim olmuştur. Bu Türk Cumhuriyeti’nin de bilcümle efradı Türk ve Müslüman değildir. Bunları ne yapacağız? Ortada bir Rum var, bir Ermeni var, bir Yahudi var, türlü türlü anasır var. Lehülhamd ki ekalliyettir. Bunlara eğer ‘Türklük‘ sıfatını vermeyecek olursak ne diyeceğiz?”

Soru üzerine mecliste, “Türkiyeli” sesleri duyulur. Celal Nuri Bey: “İstirham ederim, Türkiyeli hiçbir manayı müfit değildir.” Yine Lozan’a atıfla, “Bunlara Türklük sıfatını vermeyelim de ne yapalım, elimizde ikinci bir imkan var mıdır” sorusunu yöneltir.

O esnada Konya mebusu Naim Hazım, Türk yerine ‘Türkiyeli’ kullanılması için önerge verir. Kabul edilmez. Ardından Hamdullah Suphi Bey’in önergesi kabul edilir. Buna göre: “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlâk olunur (denir).” Böylece ilk öneriye ‘vatandaşlık bakımından’ sözcükleri eklenmiş olur ve madde oylanarak kabul edilir.

Görüldüğü gibi, 1924 Anayasası’ndaki yurttaşlık tanımının ‘lafzı’, köken vurgusunu reddeder. Herkese, ancak ‘vatandaşlık bakınından’ Türk denir. Ayrıca, Anayasa’nın diğer maddelerinde geçen ‘Türklük’ ile de ‘yurttaşlık bağının’ kastedildiği açık. Örneğin, bugün temel haklar diye bildiğimiz kısmın o zamanki başlığı, ‘Türklerin Hukuku Âmmesi’ (kamu hakları). 

Buna karşın, vatandaşlık maddesinin ilk fıkrasına ‘vatandaşlık bakımından’ ifadesinin eklenmesinin nedeni, herkesin Türk sıfatına layık olmadığı, olamayacağı kanaatiydi. Ermeni’ye vb. Türk demeyiz, onlar ancak ‘vatandaşlık bakımından’ Türk sıfatını hak edebilir! Cumhuriyet’in sonraki yurttaş kimliği siyaseti de, ‘Türkleştirme’ doğrultusunda devam edecektir.

Anayasa tartışmaları/açmazları bakımından temel sorun, metinlerdeki sözcüklerin neden tercih edildiği ve yıllar içinde hangi anlamları kazandığı, bunun ‘eşit yurttaşlık’ idealine bir katkısı olup olmadığı. Bir metne ‘Türk/Türk milleti’ yazılmasıyla, ifadenin herkesi kapsar bir duygudaşlık yaratıp sınırlar içinde yaşayan insan topluluğunun ‘ulus’ haline gelmesi arasında, on yıllar geçmesi gerekebilir. Bunlar, içerikleri tamamlanmamış, oluşan, değişen, zenginleşen ve bazen, yoksullaştırılan sözcükler.

Tarihimizde her şey böylesine apaçık gözümüzün önünde duruyorken, görmek isteyen herkes görebiliyorken, yine de okuduğu şu yazıya sinirlenen ve “Hayır efendim, anayasadaki ‘Türktür’ ifadesi etnik kökeni kastetmez, Türklük hem lafzen hem uygulamada herkesi kapsayan bir sözcüktür” düşüncesinde ısrar eden okura, basit bir soru yöneltilebilir: Devlet memuriyetinde, yargıda, TSK subayları içinde vs. neden gayrimüslim yurttaş yok? Bunu engelleyen nedir? Anayasa’daki hükmün lafzı mı? Öyle ya, eşit yurttaşlar değil miyiz! Bu ‘hukuksal’ bir sorun mu? Bırakalım hukuku, sizce bu bir ‘sorun’ mu?

“Canım kendileri istememiştir hâkim, bürokrat olmayı” mı diyorsunuz? Güzel. Geçen yıl vefat eden Ermeni milletvekilinin ardından, bir iktidar partisi vekilinin anma konuşması yaparken “Türkiye’de yaşayan bir Ermeni’nin hayatının nasıl olması gerektiğini…” deyişi? Ne dersiniz? Cumhuriyet’in yurttaşlık siyaseti nasıl daha gerçekçi biçimde dile getirilebilir! İkna olmadınız mı? Boşverin o zaman.

Devam edecek…

Bir metin önerisi: Tunalı Hilmi Bey’in, 1902 tarihli Halkçı ‘Türkiye Anayasası’ önerisini merak ediyorsanız, meslektaşımız Tolga Şirin’in sayfasından okuyabilirsiniz. Buraya bırakıyorum.

Video önerisi: 65 yaş üzerine ‘hukuka aykırı’ biçimde çile çektirilen şu süreçte, Ulaş Bayraktar ve Kent Rasathanesi’nden çok güzel, kısa bir ‘Yaşlıların Kenti’ programı. İnsanın, dünya üzerinde bize benzemeyen birilerinin yaşadığını bilmesi çok iyi bir şey!

 

 

 

 

Türkiyelilik, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.02.2021
Eren Hanım, Şebnem Hoca, Ömer Faruk Bey ve endişe üzerine…
16.02.2021
Peki genç yurttaşın, muhalefetten umudu var mı?
9.02.2021
Bir iktidar destekçiliği yolu, mutedil yanaşmacılık...
8.02.2021
Mahcup olabilmek iyi bir şeydi aslında!
3.02.2021
Kurumu, ayakta ve sırt dönerek korumak...
1.02.2021
Öz vatandaş: Müslüman, Hanefiyül mezhep, Türkçe konuşur
26.01.2021
Olumsuzluklarda payı olmayanların ülkesi!
24.01.2021
Nasıl olur da Türklüğü kabul etmezler? Belki Türk değillerdir!
18.01.2021
Türklüğü benimsemeyen Ermeni’ye de mi ‘Türk’ denecek!
12.01.2021
Bir sersemletme yöntemi olarak, doğru adlandırmamak...
11.01.2021
Türkiyelilik, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı…
7.01.2021
Anam babam okul yüzü görmemişti, Boğaziçi’nde hocalık yaptım…
6.01.2021
İktidar olduğunuzda, 'münasip isimler dairesi' kurarsınız!
2.01.2021
Fikri Sağlar’a yönelik tepkinin içeriği ve muhalif siyasetçiye birkaç basit soru…
31.12.2020
12 Eylül darbecilerinin, gençlere ‘Lenin, Mao ve Kastro yerine, din öğretme’ arzusu
30.12.2020
81 baro – 22 baro = Anayasa ve Kürt sorunu!
26.12.2020
Laikleşme macerasında Türkçe ezan ve çok partili yaşam aşaması…
22.12.2020
'Terör yuvası' tamam da, 'fuhuş yuvası' biraz ağır oldu!
19.12.2020
HDP hakkında kapatma davası açılırsa ne olur?
15.12.2020
Laik Cumhuriyet laik miydi?
8.12.2020
Mülkiye, üniversite ve Muhittin (Tuncer) Bey...
6.12.2020
Osmanlı’dan ‘laik’ Cumhuriyet’e giden yolda neler yaşandı?
1.12.2020
Demokrasi için biraz olsun gerekli haslet, mahcubiyet...
28.11.2020
Osmanlı-Türk laikleşmesi: Ezber ve klişe sevgisinin yararsızlığı
25.11.2020
Kendi OHAL'imi ilan ettim şekerim, kafam rahat...
23.11.2020
Devlet bekası ve laiklik: Söz konusu devletse insan teferruattır!
13.11.2020
Laiklik neden çok önemli ve zor bir konu?
10.11.2020
Talihsiz bir siyasal iletişim yolu, yaranma çabası...
3.11.2020
Bir siyasi duruş olarak, istihza...
27.10.2020
Hastam çok ama doktor değilim!
26.10.2020
Türban yasakları ‘nasıl’ tartışılmıştı?
20.10.2020
AYM üyesine neden kızgınsınız, ‘Anayasaya aykırı ama evet oyu vereceğiz’ mi dedi?
19.10.2020
Bir cisim yaklaşıyor, demokrasi olabilir, aman Allah’ım!
13.10.2020
Bir siyasi faaliyet türü olarak, homurdanmak...
11.10.2020
Türkiye’de anayasa ‘kavgaları’ yaşandı, ‘tartışması’ değil…
30.09.2020
‘Gerçek gündem’ kabul edilmek için ne yaşanmalı?
29.09.2020
Ayaklar, diz ve mabat açısı...
26.09.2020
Demokratik anayasa, helikopterden ‘düştüğü’ iddia edilen Kürt ‘kökenli’ kardeşlerimizi de kapsayacak mı?
19.09.2020
İçişleri bakanının, AYM başkanına yönelik ifadeleri üzerine…
15.09.2020
KHK'ye övgü
14.09.2020
12 Eylül anayasası, hukuku ve sona ermeyen sistem tartışması…
11.09.2020
Biz hep haklıydık ve ne yazık ki anayasalar kötüydü!
8.09.2020
'Kendimin' Diyanet'e devrini talep ediyorum...
7.09.2020
İspanyollar Franco sonrası nasıl bir sistem kurdu? Onlar da bizi kıskanıyor mu?
1.09.2020
Şehirlerdeki 'lüzumsuz yaya' varlığına son vermenin zamanı gelmedi mi!
30.08.2020
Almanya nasıl bir sisteme sahip ki, mütemadiyen Türkiye’yi kıskanıyor?
25.08.2020
Fransızlar ‘yarı başkanlığı’ benimsedi… Milli bayramlarına da değer veriyorlar!
25.08.2020
Amerikalıların derdi neydi de, ‘başkanlık’ sistemini tercih etti?
22.08.2020
Parlamenter sistemi kim, neden icat etti?
20.08.2020
Naziler durmadan yalan söylüyor ve hasımlarıyla alay ediyordu!
17.08.2020
‘Güçlendirilmiş’ parlamenter sistem ne demek?
12.08.2020
Hayırdır, yurttaşlıkta ‘köken’ esasına mı geçiyoruz?
26.07.2020
Tek karakter, tek renk, tek internet, tek sözleşme, tek…
13.07.2020
Büyük oyunu görüp bozma telaşından, oyun kuramayan muhalefet!
9.07.2020
Nazilerin milli diktatörlüğü...
3.07.2020
Nazilerin ‘medeni ölüme’ mahkûm ettiği Yahudiler…
2.07.2020
Sahi, ben ne çektim bu memlekette?
29.06.2020
Yasama, yürütme, yargı=Führer
23.06.2020
Son yirmi yılda herkes biraz değişmek zorunda kaldı…
18.06.2020
İçimizdeki düğümü çözen bir faaliyet olarak, koşmak…
17.06.2020
HDP Türkiye partisi olsun ama çok da olmasın!
15.06.2020
Zaman ve sıkışmışlık hissi, her şeyi unutturup olağanlaştırır mı?
8.06.2020
Berberoğlu’nun milletvekilliği düşürüldü; o esnada bir iki kişinin daha düşürülmüş!
6.06.2020
Yeni partiler, eleştiri, özeleştiri…
1.06.2020
E herkes Gezi’deydiyse, Osman Kavala neden cezaevinde?
30.05.2020
Türkiye’de muhalefet anayasayı umursuyor mu?
27.05.2020
Oysa tek günahı sevdiği türküyü mırıldanmasıydı…
18.05.2020
Bağrına taş basmak ve Kürt siyasal hareketine yönelik dil
12.05.2020
Kökten değişimi savunurken, ahmaklık ithamlarını duymazdan gelmek gerekiyor
6.05.2020
Komşuluk ve selamsız komşular üzerine…
3.05.2020
Ayakkabı bağcığı kadar değerimizin olmadığını bilerek, hissederek yaşamak…
28.04.2020
Çocuklu karantina ve ev kadınlığı kurumu üzerine…
21.04.2020
Evde ve tek başına yaşamaya dair…
19.04.2020
Belki de dünyayı ‘tembellik’ kurtaracak!
12.04.2020
Bir karar verilse artık, ağaç mı kemirelim, geberelim mi?
9.04.2020
Komplo teorileri, ahmaklık ve düşünceden nefret…
2.04.2020
Demek ki güçlü yerel yönetim ‘herkese’ çok gerekliymiş!
31.03.2020
Nefes borumuzdaki yumru, şirretlik…
29.03.2020
Dışarı ‘çıkmak’ insan canını tehlikeye atıyorsa, evde ‘kalmak’ anayasal haktır!
27.03.2020
Anadolu irfanı, Anadolu’nun tam olarak neresinde?
24.03.2020
Ben, çalışmak zorunda olan ve sömürülen insanlarla ‘aynı’ gemideyim…
21.03.2020
Muhtelif sinir krizlerinin eşiğindeki toplum…
19.03.2020
Yüce ‘birey’e bir iki küçük hatırlatma…
16.03.2020
Virüs, sınıf ve sınırlar…
11.03.2020
‘Partili cumhurbaşkanı’ anayasal bir kurum mu?
6.03.2020
‘Siyaset’ten umudun kesilmemesi için her kesimden yurttaş çaba harcamalı
3.03.2020
Muhafazakâr semt ahalisinin bekçi sorunu var mıdır?
1.03.2020
Almanya’da hep ırkçılık, yabancı düşmanlığı filan var diyorlar…
27.02.2020
Lümpenliğin bulaşıcı niteliği…
19.02.2020
‘Gezi Parkı’ dünyanın, memleketin geleceği ve ‘Gelme’ demekle olmayacak işte!
14.02.2020
Bir şey bilmek zorunda hissetmeden her şeyi yorumlayabilen, pervasız yurttaş!
10.02.2020
Bir insan nasıl ölürse ikna olurlar?
9.02.2020
Herhangi bir uzvu kıpırdadığında heyecan yaratabilen muhalefet!
5.02.2020
Ateşe benzin taşıyan, insan yakan dede...
4.02.2020
Devlet ile muhabbetimiz ‘duygular’ düzeyinde değil, vergi-bütçe ilişkisi! (2)
1.02.2020
Sürekli anayasa konuşulmasının nedenleri, çaresizlik ve riyakârlıktır… (1)
28.01.2020
Siyaset tanımına dair bir ‘talimatname’ ihtiyacı!
22.01.2020
Bu sistemin sürme ihtimali yok!
14.01.2020
Nefret saçanların derdi, endişesi nedir?
10.01.2020
Başkanlık, 12 Eylülcülerin uygun bulmadığı bir sistemdi! (2)
8.01.2020
İşte o kadınlar yontacak, o erkekleri...
7.01.2020
Devletin, biber gazı sıkmak haricinde işlevleri de var aslında!
5.01.2020
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, sahipsizdir! (1)
31.12.2019
Gerçi canımız çıkıyor ama olsun, kaportası kıyak!
29.12.2019
Vatan size minnettar
27.12.2019
‘Huzursuz’ AKP’lilere nasıl moral verebiliriz?!
25.12.2019
Cümlemizin ‘tutukluluğu’ devam ediyor!
20.12.2019
Sayın muhalefet, hiç olmazsa ‘laiklik uf oluyor’ diyebilseniz!
18.12.2019
AKP o hale geldi ki yanına kimi koysan demokrat görünüyor
13.12.2019
İngiltere, Fransa, Almanya ve Şahsı üzerine...
8.12.2019
‘İsraf’ edilen, bizim yurttaşlığımızdır!
4.12.2019
İktidar ve çevresinin ‘hukuk’ ile karşılaşma anları...
1.12.2019
Alevi’nin kapısına atılan çarpı, yurttaşlık ve faşistlik üzerine…
28.11.2019
Erkeğin mazereti, kadının canı...
27.11.2019
Geçmiş yıllarda Mülkiye’ye yapılanlar ve TA isimli gazeteci!
18.11.2019
Yeni liderleri ne yapacaksınız, siz varsınız ya!
16.11.2019
Mümtaz Soysal, Mümtaz Bey, Mümtaz Abi, Mümtaz, Mümtaz Hoca…
12.11.2019
Mümtaz Hoca...
9.11.2019
Medeniyet kaybı yolunda, son sürat…
5.11.2019
Duymak istediğini dinleyen kalabalık...
29.10.2019
Peki neye layık olduğunuzu düşünüyorsunuz?
28.10.2019
KHK’lının şehit düşmesi ve utanmazlık üzerine…
23.10.2019
Kürt’ün ‘annesine’ mi, ‘diline’ mi karşısınız? (3)
17.10.2019
Ermeni dölüyüm, Yahudi tohumuyum, Kürt çocuğuyum, etek giyiyorum…
10.10.2019
İçiniz yanmıyor, hiçbirinizin…
3.10.2019
Göğsüme oturan koca bir öküz...
28.09.2019
Kanser mi olmalı, depremde mi ölmeli, cezaevine mi girmeli?
27.09.2019
Kürt sorununu tartışmak, konuşmak gerekli midir? (1)
9.09.2019
Yeni rejimin omurgalı bir kadınla imtihanı…
6.09.2019
İngiltere’de parlamento, milletvekili ve yurttaş var!
20.08.2019
Ya sahip çıkarsın demokrasiye, ya da çıkmazsın!
6.08.2019
Ve bin küsur akademisyen akınlarda çocuklar gibi şendi...
30.07.2019
Çarpık olan parlamenter sistem değil, demokrasi anlayışınız!
24.07.2019
İhtiyacımız yeni anayasa değil, anayasasını sahiplenen bir toplum!
15.07.2019
O esnada cezaevindeler…
10.07.2019
Canavar değil yurttaş, maganda değil suçlu, hatalı değil arsız!
2.07.2019
Onun adı edepsizlik değil, yurttaşlık!
29.06.2019
Canan Kaftancıoğlu ‘kesinlikle’ yalnız değildir!
24.06.2019
Adalet yürüyüşüne katılan ve destek olanlar haklıydı, kazanıyorlar
15.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
10.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
9.06.2019
Yeni rejimin bir ‘normal insan’ ile imtihanı!
23.4.2019
Kendisini istikşafi müzakere ile hatırlamak isterdik!
19.3.2019
Üzülemeyen, hiçbir acının yasını tutamayan ülke…
1.3.2019
Ermeni yurttaşların yerinde olsam, mutluluk duyardım!
18.2.2019
Muhalefete bir soru: HDP’li vekillere ne yapıldığında rahatsız olacaksınız?
14.2.2019
Kuyruktakiler
4.2.2019
HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!
13.1.2019
Anayasa’nın ‘yok sayılmasını’ görmezden gelsek ne olur? Elinizin körü olur!
10.1.2019
Yeni Türkiye’nin kaymağı ve Çukurambar!
4.1.2019
Seçime ilişkin ‘üç’ anayasa tartışması
16.12.2018
Kemal Gözler sordu: Anayasa hukuku nereye gidiyor? Bir yanıt çabası… (1)
6.12.2018
Narsisist siyasetçiler neden bu kadar cazip?
2.12.2018
Kavala ve Demirtaş’ı hiç sevmem, ama!
22.11.2018
Hukuk filan, bizlik işler değil bunlar; sıkıntı yok!
11.11.2018
Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!
6.11.2018
Cihangir İslam’ın söz özgürlüğü...
1.11.2018
Cumhuriyet’in kimsesizleri...
31.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (2): Ticari, sağa çek!
25.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (1): Karl Marx’ı Türkiye’de doçent yapmazlardı
23.10.2018
Bindiği trenden inemeyen yolcunun hikâyesi...
21.10.2018
Biz kimiz ve temel bir ilkemiz var mı?
18.10.2018
Hınç toplumunda, yurttaş kalabilme marifeti
12.10.2018
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin dayanılmaz hafifliği…
11.10.2018
10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’nda…
9.10.2018
Umuda ve kafa karşılıklarına olan ihtiyacımız...
5.10.2018
Konvoylardaki ‘önemli’ insanların yaşamımızdaki yeri nedir?
2.10.2018
İğneyle kazılan kuyunun dibindeki, umut...
1.10.2018
Affetmemek…
26.9.2018
Toplum değil, kalabalık; Akdenizlilik değil, itlik…
25.9.2018
Mehmet için yapısal reformlar, yok hükmündeydi...
20.9.2018
Dayak yememek için, Nazi’lere katılıyorlardı...
16.9.2018
Müteahhitle aynı gemideki işçiler ve zavallı muhalefet!
13.9.2018
Kitlelerin ruhu ile çocuk ruhu birbirine benzerdir...
10.9.2018
Bir Cumhuriyet okurundan…
4.9.2018
Hiç olmazsa hafta sonları tek ayak üzerinde durmasaydı...
30.8.2018
Bir kısım ‘laik’ yurttaşın, laikliğe olan acil ihtiyacı…
28.8.2018
Her gün 16.20’de, tek ayak üzerinde duracaktı...
27.8.2018
An…
23.8.2018
Savunma saldırıyor...
20.8.2018
#çoktanunuttuk…
18.8.2018
İdeolojileri bir yana bırakalım! Neden, biz ‘masa’ mıyız?
15.8.2018
Bedelli askerliğe dair, bazı notlar...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive