Mustafa KOLOĞLU



Bookmark and Share

KOLAY OLMAYACAK


28.9.2016 - Bu Yazı 1046 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Uzunca bir süredir yazı yazmıyordum.

Önceki yazılarımın çoğunu FETÖ üzerine yazdım. Söylenecek daha çok şey olmasına rağmen, okuyucuyu bıktırmamak için devam etmedim.

Yazacak çok şey vardı elbette. Ancak yazıp yazmama konusunda bazı tereddütlerim vardı.

Ancak malum, ülke kritik bir dönemden geçiyor.

15 Temmuz gibi tarihe tanıklık ettiğimiz bir gece yaşadık.

Şimdi yazma zamanı geldiğine inanıyorum.

Temel dini bilgileri az – çokbildiğimi düşünüyorum. Sadece bu bilgilere dayanarak, bu örgüt liderinin bazı fetva(!)ları benim kafamı çok kurcalamıştır.

Özellikle kız öğrencilerin okullarda başlarını açabileceği, askeri okullardaki öğrencilerin namaz kılmayabileceği, içki içebilecekleri ile ilgili fetva(!).

Savaş durumu var ya…“Dar’ul Harp”.

Öyleyse “savaşta hile caizdir”.“El-harbühud’atün”. (Harb hiledir.) Hadis-i Şerifi…

Hile’den kasıt ne acaba ?

“Savaştaysanız namaz kılmayın”, “Düşmanı sarhoş edip savaşamaz hale getirebilmek için onlarla birlikte içki için” gibi bir şeye hiç rastlamadım.

Dinimiz “ölüm döşeğinde bile namaz kılın” diye emrediyor.

Allah’ın (C.C.) emirlerini kimse değiştirmeye muktedir değildir.

Bunları çok tartıştık geçmişte.

Mavi Marmara hadisesindeki “Otoriteden izin alma” meselesini de çok tartıştık.

Tartıştık ancak ikna edemedik bazılarını…

15 Temmuz gecesi, darbe girişimi haberini sosyal medya yoluyla ilk alanlardan biriyim.

Hiç tereddüt etmeden hemen Düzce’nin yolunu tuttuk. AK parti İl binası önüne gittik.

Neden mi orası?

Bilmiyoruz.

Gizli bir el bizi oraya götürdü.

Yolda yakınlarımız arıyor; TRT den darbeciler açıklama yaptı “Sokağa çıkmak yasakmış, çıkanların can güvenliği tehlikedeymiş” falan.

Bunları duymadık zaten.

Önce parti binası sonra Anıtpark…

Ak Pati İl Başkanımız Sayın Hikmet Keskin’in etrafını kuşattık hemen. Sanki Reis’i koruyorduk.

Teşkilatta değerlendirmeler yaparken Reis çıktı televizyonlara. Sokağa meydanlara davet ediyordu herkesi…

O yaşıyordu ya,bu yetti bize…

Biz zaten meydanlardaydık.

Reis için…

Demokrasi için…

Türkiye için…

Din için…

Allah için…

Hızla haberler geliyor.

Genelkurmay Başkanının derdest edilmesi, Gölbaşı’ndaki hadiseler.

Allah’ım o nasıl bir geceydi öyle.

Bir insan, kendi halkına karşı hedef gözetmeden ateş etmek için tetiğe nasıl basabilir?

Gözlerimize inanamıyorduk.

Ama millet meydandaydı…

AK partilisi, MHP’lisi, CHP’lisi ve diğerleri…

Atatürk posteriyle geleni de gördüm, tevhit sancağıyla geleni de, kurt işareti yapanı da…

Genci – yaşlısı, kadını – erkeği sokakta.

Millet darbeye karşı direniyor.

27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta yapamadığını 15 Temmuz’da yapıyor.

Direniyor ve kazanıyor…

Millet kazanıyor.

Bu millete inananlar da kazanıyor.

FETÖ kırk – elli yıllık sermayesini bir çırpıda harcıyor.

Bitiriyor…

Çıldırıyor…

Azmettirenler daha beter kuduruyor.

“…Hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için şer dir.Ve Allah (C.C.) bilir, siz bilemezsiniz”. (Bakara /216 )

Kötü olduğunu düşündüğümüz bu hadisenin geldiği noktaya bakın. Reis'in dediği gibi "Bu olay inşallah hayırlara vesile olacaktır."

Tankların önüne yatanlar, göğsünü mermilere siper edenler.

Alçak uçuş yapan F-16’lara elindeki levyeyi fırlatanlar, helikopterleri elindeki bıçakla tehdit edenler.

Şehit olanlara, gazilere gıptayla bakıyoruz.

Mesela Şehit Ömer Halisdemir’in yerinde olmak istemeyen var mıdır acaba bu ülkede?

Ben çok isterdim.

Bu millet böyle bir millet işte. 

Tüm dünyaya parmak ısırttı.

Şimdi yeni bir döneme girdik; FETÖ’cüleri tasfiye süreci…

Ancak yine bir şeyler yanlış gidiyor gibi.

Çok dikkatli olmalıyız.

Sakın meydanlarda kazandıklarımızı masa başlarında kaybetmeyelim.

İhbarlar yapılıyor.

Savcı ve hâkimler – töhmetaltında kalmamak için – tutukluyor.

Çok fazla araştırıldığını düşünmüyorum.

Çünkü etrafıma baktığımda, bazı insanların –belkide haksız yere – yerlerinden edildiğini ancak yüzde yüz FETÖ’cü olduğunu bildiğim insanların Ak Parti’nin bayramlaşma toplantılarına katıldığını görüyorum.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…

Reis’in dışında kimsenin bu işi yeterince önemsemediğini düşünmüyorum.

Hatta hıyanet içinde olanların, durumdan faydalanmaya çalışanların sayısının çok da az olmadığını düşünüyorum.

Görüntü şu:

Bir FETÖ çuvalı var ve ihbar edilen herkes bu çuvalın içine atılıyor.

Elmayla armut karışıyor.

At izi it izine karışıyor yani.

Darbeyi yöneten, milletine karşı silah doğrultarak ateş eden, iki yüz kırk kişinin şehit, binlerce kişinin gazi olmasına sebep olanlarla;bir gazeteyi alan kişi aynı yerde.

Olay bu şekliyle sulandırılmak isteniyor.

Hani bizde çok yaygındır.

Genelde istisnalar üzerinden kavga ederiz.

İşte tam da bunun için yapıyorlar.

Darbe karşıtıysan milletine silah sıkanı söyleyeceksin; o, darbe seviciyse suçsuz yere tutuklanmış olanı savunmuş gibi yaparak darbeyi savunacak.

Yani kavga devam edecek.

Tam da bunun için sulandırılıyor.

Bence şöyle bir sınıflandırma yapılabilir;

  1. Darbe girişiminin azmettiricileri yani suçun asıl failleri ile darbe teşebbüsüne fiilen iştirak etmiş, eline silah alarak milletine karşı silah sıkmış piyonlar. Bir de örgütten ciddi ekonomik gelir sağlayan ve örgüte ciddi ekonomik katkı yapanlar.
  2. Reis’in bile etrafında gördüğümüz ve halen siyasetin göbeğinde bulunan ve FETÖ/PDY ile mücadele için bile görüşü alınan FETÖ’cü siyasiler. Ayrıca deşifre olmamış, yedekte bekletilen ve hiçbir suça da karışmamış kriptolar.
  3. Reis’in tabiriyle örgütün en alt kısmında olan, pek bir şeyden haberi olmayıp “ibadet” ettiğini zanneden gafiller.

Yukarıdakilerin hepsini bir çuvala boşaltırsak bu işin içerisinden çıkabilir miyiz?

Elbette hayır.

Öyleyse bir devlet ciddiyetiyle, hukuktan asla taviz vermeden, suçun şahsiliği ve suça göre ceza vermek suretiyle bu işi neticelendirmeliyiz.

En alt katmanda olup, sadece “hizmet” bilinciyle bu işe girmiş olanları da çok iyi ayıklamak gerekiyor.

Bunların sayıca çok yüksek olduklarını düşünüyorum.

Bence bunlara da bir “pardon” deme fırsatı verilmeli.

Çünkü bu grupta olanların ferasetinin çok da yüksek olmadığını düşünüyorum. Eğer Reis bile “kandırıldık” diyebiliyorsa, bu grupta olup da suça karışmamış olanları boşu boşuna harcamayalım.

Bu hem hukuken, hem ahlaken, he de dinen caiz olmaz görüşündeyim.

Diğerleri ile ilgili de tekrar söylüyorum, suçun ağırlığına göre ceza verilerek bu işi neticelendirmeliyiz.

Neticelendirmeliyiz de o da ne kadar olur, Allah (C.C.) bilir.

Azmettirenlere hiçbir şey yapamadıktan sonra…

Halen siyasetin içinde olanları temizleyemedikten sonra…

Kriptoları tespit edemedikten sonra…

“Allah ülkemizin ve milletimizin birlik ve beraberliğini bozmasın”, yoksa bu işten arınmak kolay olmayacak.

Selam ve dua ile…

Allah (C.C.) yar ve yardımcımız olsun. 

.

Facebook Yorumları

reklam
28.9.2016
KOLAY OLMAYACAK
16.2.2016
Gün Gelecek, Onu Çok Arayacaksınız
13.2.2016
Düzce’nin İmajı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı

Seraby Interactive |Reklam Ajansı