Ömer EVSEN

omerevsen@gmail.com



Bookmark and Share

Türkiye’nin prangalarını çözmek


08.04.2014 - Bu Yazı 1907 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye jeopolitik açıdan ilginç bir ülke; Trakya üzerinden Balkanlar, Kuzey kıyı şeridi ile Karadeniz, Erzurum yaylası ile Kafkas, Harran üzerinden bir Mezopotamya ve Ortadoğu, güney deniz şeridi ve İskenderun Körfezi üzerinden bir Doğu Akdeniz ülkesidir.

Balkanlar bağlantısı Türkiye’yi bir Doğu Avrupa ülkesi yaparken, Ortadoğu bağlantısı Batı Asya ülkesi özelliğini ortaya koymaktadır. Karadeniz üzerinden Doğu Avrupa ve Avrasya suyollarına müdahil olabilen bir Türkiye, Kafkaslar üzerinden Hazar ve Orta Asya, Doğu Akdeniz üzerinden Güney-batı Asya ve Kuzey Afrika dengelerinde yer almaktadır. (*)

Sert dengeler ülkesi aslında Türkiye, her dönemde menfaatlerin çekişme noktasında kaldığı için, zor zamanlar geçirmiş bir ülke.  Dünyanın hiçbir ülkesi bu kadar dengenin ortasında kalmamıştır herhalde.

Türkiye Ortadoğu ve Batı Asya bağlantıları nedeniyle, kendi güvenliğini garantiye almak için Afganistan’da asker bulundurmak zorunda, Suriye’den gelen mültecilere kucak açmak, muhaliflere silah değil ama lojistik destek sunmak zorunda, Filistin meselesi ile ilgilenip, orada yaşayan bir avuç müslümanı sahiplenmek durumunda. Ortadoğu halkalarına moral destek verip, yüreklerine taht kurmak zorunda, bunu yaparken iktidarlarla mümkün mertebe iyi geçinmek zorunda ama illaki onların istediği şekilde hareket etmek zorunda değil. Halkaların sevgisi geçici iktidarların heveslerinin kursaklarında kalması için yeter sebeptir zaten. Hiçbir iktidar kendi halkının muhalefet ettiği bir düşmanlığı ilel ebet sürdürmez. Türkiye Orta doğunun ve İslam coğrafyalarının en sevdiği ülkedir. Bunu gittiğiniz her İslam ülkesinde rahatlıkla görebilirsiniz. Halk sizi Türkiye vatandaşı olduğunuz için en güzel şekilde ağırlamaya çalışır.

Türkiye, Doğu Asya ve Afrika ile ilgilenmek zorunda, halen doğu Asya’nın birçok yerinde Halife Abdülhamit adına hutbeler okunurken, oradaki Müslümanlar, inim inim inlerken, Türkiye’nin oralara kayıtsız kalması mümkün olabilir mi? ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin ve Rusya, Afrika’nın içlerinde yeni bir dünya düzeni kumaya çalışırken Türkiye’nin yüzyıllarca toprağı olarak hükmettiği yerlere kayıtsız kalması mümkün mü? Somali’de insanlar açlıktan ölürken, Türkiye’nin rahat rahat uykuda olması akıl, vicdan ve iz’an a sığar mı? Mısırda insanlar sadece Demokrasi istiyoruz diye meydanlara çıkarken Türkiye’nin sessiz kalabilmesi mümkün mü? Seçimle gelmiş bir Cumhurbaşkanı devrilirken, yıllarca darbelerden çok çekmiş bir ülkenin Başbakanının susması mümkün mü? 

Kafkaslar Türkiye’nin kuzeye açılan kapısı iken Türkiye’nin Şeyh Şamilin torunlarına kayıtsız kalması mümkün mü? Rusya Kırım’ı ilhak ederken Türkiye’nin bu oyuna seyirci kalması mümkün mü? Müslüman Kırım Tatarlarının Rusya’nın insafına terk etmek insani mi? Gürcistan’a kayıtsız kalmak, Ermenistan’a kayıtsız kalmak mümkün mü? İran ile yüzyıllardır herhangi bir savaş olamasa da İran’a kayıtsız kalmak Orta Asya’yı onların ve Rusların insafına terk etmek mümkün mü? “İki devlet, tek millet” diye diye böbürlendiğimiz Azerbaycan’a sırtını dönmek onları bir yandan Rusya’nın kucağına itmek, bir yandan da Ermenilerin insafına terk etmek mümkün mü? Kazakistan’ı, Tükmenistan’ı düşünmemek mümkün mü? Hiçbir stratejik hesaba sığar mı?

Batı Trakya’yı, oradaki Müslüman azınlığı onların haklarını savunmamayı, Kosava’yı, Saray Bosna’yı, untmayı hangi stratejik akılla savunabilirsiniz. Almanya’yı oradaki milyonlarca Türk, Kürt ve Müslüman’ın varlığıyla ilgilenmemeyi akıl tutulması olarak görmez misiniz? Avrupa’da bir lobimizin olması, hem de kendi vatandaşlarımızdan, kandaşlarımızdan olması onlarla ilgilenmemizi gerektirmez mi? Bırakın onları dünyanın herhangi bir yerindeki insanımızın burnunun kanaması bile zorumuza gitmez mi?

Libya savaşını hatırlayın, oradaki tüm dünya vatandaşlarının transferlerinin Türkiye gerçekleştirmişti de göğsümüz kabarmıştı, Kızıldeniz’de gemilerin güvenliğini sağlayan bir donanmanızın olması sizi heyecanlandırmıyorsa, kendiniz bir yoklayın. O zaman atalarınız neden 1800’lerin şartlarında Japonya’ya donanma göndermişlerdi? Bir düşünün…

Dünyanın en büyük transit alanlarından birinin ülkemizde yapılıyor olması, biz neden rahatsız etsin, boğaza 3. Köprü yapılması, boğazın altından bir tüp geçidin yapılmış olması, Ülkemizin bir enerji koridoru olmasının, petrolün ve doğalgazın ülkemizden geçmesinin ve geçerken de bütçemize katkı sağlamasının neden zararı olsun.

Türkiye’de barajların yapılmasının, rüzgâr türbinleri kurulmasının, güneş enerjisi tarlalarının kurulmasının, Ülkemizin atom enerjisinden faydalanmasının yolunu açmasının kime zararı olabilir ki?

Düne kadar gelişmiş ülkelere muhtaç bir ülke iken şimdi, kendi tankını, topunu, silahını, uçağını üreten bir ülke olmanın, teknolojiyi sınıflara kadar taşımanın, yarınlara umutla bakacak genç nesiller yetiştirilmesinin bu ülkeye faydadan başka nesi olabilir ki?

Stratejik düşünmeliyiz, hayata tutunmak ve geleceğe emin adımlarla yürüyen bir ülke olmak için önce kendi iç sorunlarımızı çözmeli, Türkiye’nin ayaklarında ki  prangaları açabilmeliyiz, bu prangaları açtıktan sonra da hem kendimiz, hem de umutlarını bize bağlamış milyonların yanında olabilmeliyiz. Bunun yolu da birlik ve beraberliğimizden geçer.

Biz bunu başarabiliriz.

(*) Stratejik Derinlik, Ahmet Davutoğlu, sayfa 194-Küre Yayınları 74. baskı

Twitter : @evsenomer

Mail: omerevsen@gmail.com

http://www.ozgurhabergazetesi.com/makale.asp?makaleno=2448

.

Facebook Yorumları

Kod8
29.09.2014
Işid Müdahalesi ve Işid Sosyolojisi
15.06.2014
Oyuncunun Adı “IŞİD” mi?
30.04.2014
Türkiyenin Seçimi
21.04.2014
Değişen Türkiye siyaseti
08.04.2014
Türkiye’nin prangalarını çözmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net