Ömer Faruk ÇELEBİ

ofcelebi81@gmail.com



Bookmark and Share

Ah şu önyargılarımız!


26.09.2011 - Bu Yazı 6178 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

Yaşanmış sıkı bir hikâyedir bilirsiniz; iş başvurusundaki ilk görüşmede iyi intiba oluşturan aday, ikinci görüşmede yemeğe davet edilir. Aday, yemeğin tadına bakmadan tuz atar ve bu onun işe başlama hayalinin sonu olur. Evet, işe alınmaz. Sebebi; önyargılı birisi olduğu ve sorunların çözümünde kesin hükümlerden faydalanmak yerine, kafasında kurduğu kurguya göre hareket edecek olmasıdır.  Aslında, bu adaya yapılan da başka bir önyargı ama dedik ya, yaşanmış sıkı bir hikâye…

                Gerçekten de bir insan için en kötü şeydir önyargı. Aynı bir batağa saplanmaya benzer. Bir saplandı mı kurtulmak ne mümkün, hareket ettikçe daha da batar.

                İnsanlar için önyargılarda bulunur, olacak olaylar için önyargılarda bulunur, hayatla ilgili önyargılarda bulunur. Tahminden öte bir durumdur bu. Olacağına öylesine inanır ki; başkasını da inandırmaya çalışır söylemine. Beklenen veya mevcut olan malum durumdan kurtulmak için çaba göstermez hiçbir şekilde. Önyargıları onu öylesine hapseder ki; sanki etrafında demir parmaklıklar örülüdür.

                Yaşanmış şu olay önyargının nasıl bir şey olduğunu öylesine anlatıyor ki bizlere, ibret almamak mümkün değil:  Soğuk hava deposuna yükleme yapan işçiler mesai saati bittiğinde deponun kapısını kapatıp iş yerinden ayrılırlar. Ancak işçilerden biri dinlenmek için içeride bir köşeye uzanmış ve uyuya kalmıştır.

Uyandığında iş işten geçmiş, soğuk hava deposu kilitlenmiştir. Ne kadar bağırsa da sesini kimselere duyuramaz. Hayatı önyargılarda bulunarak geçmiş bu adam, çaresizlik içinde ellerini başının arasına koyar ve “burada donarak öleceğim” diye hayıflanır. Zaman geçtikçe titremesi artar ve cebinde bulunan bir kâğıda şunları yazmaya başlar: içeride bir saat doldu, çok üşüyorum… Şu anda ikinci saatimi doldurdum, her yerim uyuştu… Maalesef üçüncü saatim de doldu, ayaklarımı hissetmiyorum… Dört saattir en ufak bir yardım belirtisi olmadı, donarak ölmek istemiyorum... Beşinci saatte doldu,  çocuklarımı artık göremeyeceğim. Ellerim uyuştu, artık yazacak dermanım da kalmadı, ölüyorum…

                Sabah iş yerine gelen işçiler soğuk hava deposunun kapısını açtıklarında arkadaşlarının kapı önündeki cesedi ile karşılaşırlar. Yanı başında ölürken yazdığı not vardır. Notu okuyan işçiler şaşkınlıktan donakalırlar. Çünkü soğuk hava deposu gece çalışmamıştır. Asıl şaşırtıcı olan ise; cinayet şüphesi ile otopsi yapılan işçinin, donarak öldüğünün tespit edilmesidir.

                İşte önyargı, işte sonuç... Hayatımızda o kadar çok kendimizi öldürüyoruz ki. Sırf başarısız olacağımız korkusu ile başarısız oluyoruz. Önyargılarımız prangalarımız oluyor ve filler gibi kıpırdamaktan korkuyoruz.

Fil eğiticilerin, yakaladıkları fil yavrularının ayaklarına kelepçeler takarak bağladıklarını, küçükken kaçmaya çalıştıklarında canı yanan fillerin, devasa bedene sahip olduklarında, ayakları bağlı olmadığı halde, yerlerinden kımıldamadıklarını duymuş muydunuz?

                Başarılı olmak sarsılmaz bir inanca sahip olmakla mümkün. Önce inanmak, sonra çalışmak… Her inanarak çalışan başarılı olamamış olabilir ama başarılı olanların tamamı, inançla gayret gösterenlerdir. “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır(Necm-39)”, hem bu dünyada, hem de ahirette.

                Önyargılarımızdan bir an önce kurtulmalıyız. “Ben bu dersi hiç anlamam”, “ben bu işi yapamam”, “asla başaramayacağım” sözlerini unutmanın zamanı gelmedi mi? Unutun ve gayret gösterin. Başarı sanıldığı kadar uzak değil.

Önyargılardan uzak bir yaşam dileği ile…

 

 

               

               

               

               

                 

.

Facebook Yorumları

Kod8
06.08.2012
Hey Gidi Basri Abi!
27.02.2012
Türkçe Ezan ve Andımız
08.02.2012
Keriman HALİS ve Medeniyet Ölçülerimiz
19.01.2012
EMO Kızları
02.01.2012
En Büyük Milliyetçi: Mehmet Akif ERSOY
23.12.2011
Kumar Bağımlılığı ve Şans Oyunları
12.12.2011
Fedakârlık…!
25.11.2011
Devleti yaşat ki…!
17.11.2011
Tetikçi Gazeteci
03.11.2011
Ödenmiş Bedeller…
17.10.2011
Gönülsüz yapılan aş…
10.10.2011
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil!
09.10.2011
“ Okullarımız neden sahipsiz? “
26.09.2011
Ah şu önyargılarımız!
19.09.2011
NİTELİKLİ İNSAN ve EĞİTİM
11.09.2011
Şartlar Olgunlaştı NETEKİM….
2 0
türk 27.09.2011 - 10:11:53
yazıda da belirtildiği gibi bir çok şeyle ilgili önyargıya sahip olabiliyor insan.ali bey de güzel bir mevzuya değinmiş insanlara yapılan önyargı ile ilgili.ama ali bey şunu kaçırmış, dışlayana, yaşam hakkı tanımayana, yaşam hakkı tanınmaz. men dakka dukka demiş atalarımız, boşuna dememişler.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%55,37
ali uzun 26.09.2011 - 18:58:52
ömer kardeşim yazın çok güzel fakat insanın kendine olan ön yargılarından bahsemişsin sadece bir de :bir insanın başka insanlar hakkındaki ön kabul ve yargılarından nasıl kurtulacağız.Bizden olmayanı dışlama ve hayat hakkı vememe ön yargılarımızdan tolum olarak çok çekiyoruz.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,57
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net