RAGIP DURAN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Jambon Müzesi, Prado, Sofia ve İnebahtı…


11.11.2019 - Bu Yazı 857 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Pazartesi akşamı evde ‘’Emotions de Journalistes- Sel et sens  du métier’’ (Gazetecilerin Duyguları – Mesleğin Tuzu ve Anlamı) kitabını okuyordum.

İspanya’da faşist Franko’ya karşı direnişte cephede öldürülen gazeteciler Louis Delaprée ve Gerda Taro’nun öyküsünü anlatan bölümü bitirdim. Salı akşamı Madrid’deydim. Cumartesi’ye kadar İspanya başkentinde kaldım.

Mektepten 50 yıllık arkadaşlarımdan biri oğluyla Amerika’dan, bir diğeri eşiyle Fransa’dan gelmişti. 30 yıldır Madrid’de yaşayan bir başka sınıf arkadaşımız da bizi çok güzel ağırladı, gezdirdi.

Kentin merkezi semtlerinden birinde bir ev kiraladık. Hava hep güneşli, sokaklar hep şen şakraktı. Saydım, bu mahalledeki 10 dükkandan 7’si yeme-içmeyle ilgili, biri kitapçı, geri kalan ikisi de küçük esnaf. Seyyar ayakkabı boyacısına bile rastladık. Başkentin içinde AVM saçmalığına yenik düşmedikleri için küçük esnaf hala ayakta. Bu arada azımsanmayacak sayıda Roman dilenciye rastladık. Türkçe konuşuyorlardı! Belki de Türkçe Olimpiyatlarına katılmışlardır…

Gariptir, İngilizce ya da Fransızca konuşan Madridliler tatile çıkmış galiba. İspanyolca aslında zaten global bir dil. Ya da Franko dönemindeki içe kapanıklık henüz tam olarak sona ermemiş belki de. 

Ben daha önce Barcelona, Mayorka, Valencia, Sevilla’ya gitmiştim. Ama Madrid farklı. 

Adım başı cafe, bar, lokanta. Gelmişken tapas, paella ve sangria ziyafetleri çektik. Nefisti.

“Aziz Istanbul” dönercisinin adı kıyak ama müşterisi nadirdi. Biz daha çok Jambon Müzesine takıldık ki, yüzbir çeşit sucuk, salam, pastırma ve şarküteri zenginliğiyle ağız sulandırıyordu. 

İkişer yarım günümüz de Prado ve Kraliçe Sofia müzesinde geçti. 

İşte o zaman daha iyi anladık İspanya’nın neden büyük bir uygarlık olduğunu. Ortaçağ’dan 20. yüzyıla kadar sadece İspanyol değil, bütün Avrupa’nın en önemli ressam ve heykeltraşlarının eserleri göz kamaştırıyor: Rubens, Rembrandt, Bruegel, Velazquez ve tabi ki Goya! 

Prado müzesi bu yıl 200. yılını kutluyor.

Gerçi ben Prado’daki tabloları fazla dini buldum. Çok fazla İsa, çok fazla Kilise var. Krallar, Kraliçeler, Papalar, Dük, Baron, Kontlar geçidi adeta. Sıradan insan manzaraları tek tük. Ben, Marie-José Mondzain okuru olarak ( İmaj, İkon, Ekonomi/ İmaj Öldürebilir mi?/ Bakışların Ticareti/ Homo Spectator…) tabloların ideolojik, ekonomi-politik anlamlarına dalmışken, yanımdaki turist, haç çıkara çıkara geziyordu müzeyi. Egemen resim, egemenlerin resmi haliyle.

Kraliçe Sofia Sanat Merkezi /Ulusal Müzesi ise 20 yıl önceki kocaman bir hastane binasının devasa bir sergi salonuna dönüştürülmüş hali. Sanat tedavi eder.

Ağırlıklı olarak çağdaş ressamlar, heykeltraşlar hatta yazarların eserleri var: Picasso’nun Guernica’sı orada! Dali var, sevmem, Miro var, bayılırım. 

Sergi ya müze gezmek külfetli iştir. Tadını çıkarabilmek için hem öncesinde hazırlık yapacaksın, yetmez, hem de sonra bol bol okuyup, reproduction’ları inceleyeceksin.

Bir ara Plaza de Santa Ana’da gezinirken Federico Garcia Lorca’nın heykelinin önünden geçtik. Hürmetlerimizi sunduk. Madrid’te başta Cervantes olmak üzere, kentte yaşamış yerli yabancı önemli bilim, sanat, politika insanlarının evlerinin duvarlarına birer plaket çakmışlar. Yahya Kemal’inkini aradım, bulamadım. Bu arada Çarşamba akşamı Santiago Barnabeu’da ikinci devre oyuncu değişikliğinde bizde Ömer Bayram, onlarda Luka Modric oyuna girdi.  Böylelikle ‘’Madrid’e ne yapmaya gittin?’’ sorusunun cevabını da vermiş oldum.

Fransızlar, ağır yenilgi/hezimet için Napolyon’un savaşlarına gönderme yapan Berezina (1812) ya da Waterloo (1815) sözcüklerini kullanır. Bir Türk Dünyaya Bedel olduğu ve Türk hiçbir şart altında yenilmediği için bizim tarihimizdeki ağır yenilgiler genellikle ya binbir bahane ile geçiştirilir ya da görmezden gelinir.

Oysa ki mesela Batılıların Lepanto dediği İnebahtı (1571-Sarı Selim ya da 2. Selim) yenilgisi Osmanlı’nın Batı ile ilişkilerinde önemli bir tarih.

Neyse, olan oldu. Bernabeu stadının çimlerine 6 defa fena bir şekilde gömüldük. Benim mektepten, mahalleden ve tribünden 50 yıllık arkadaşım MM. Ahmet, Mithatpaşa ya da Ali Sami Yen’den yenilgiyle çıkmışsak, gayet olgun bir şekilde ve hafif gülümseyerek ‘’Tüh! Keşke sinemaya gitseydik!’’ derdi. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.09.2020
AB ve NATO, Erdoğan’ı neden frenleyemiyor?
14.09.2020
Muhalefet, iktidarın milli ve yerli koltuk değneği
11.09.2020
AİHM Başkanı Mardin’e çay toplamaya gitti
7.09.2020
Ελληνοτουρκικό καφέ (*)
24.08.2020
Yalan haber katildir!
20.08.2020
Batı, Erdoğan’ı yatıştırabilir mi?
17.08.2020
Dış haber yoktur, bütün haberler iç haberdir
4.08.2020
Galatasaray Lisesi sizin ‘İnancınızda, örfünüzde olmayan bir okul’dur
27.07.2020
Tek başına ama sıkı muhalefet üstelik de global
20.07.2020
Bizim Genel Yayın Yönetmeni siyasete transfer oldu
17.07.2020
Berlin yapmıştı, Reis yapamadı
13.07.2020
Resmi medya Ayasofya'da
9.07.2020
Z Kuşağı’nın Türkiye yansımaları
2.07.2020
Duran biri, yürüyenden hoşlanmaz
29.06.2020
Reis, futbol ve faşist vatandaşlar
15.06.2020
Vitrinlerle heykeller berhava olurken…
11.06.2020
Protestolar Medyaya da Ayar Veriyor
8.06.2020
Hepimiz George Floyd olduk ama…
4.06.2020
Yalnız ve çaresiz ama umutlu
1.06.2020
Kemal ile Ali İsmail’i Minneapolis’de bir daha öldürdüler!
29.05.2020
Sürü bağışıklığının İsveç yenilgisi
21.05.2020
Er Abuzittin’i Kurtarmak
18.05.2020
'Ben siyasetçinin ahlâklı, şeffaf ve halk için çalışanını severim' Yunan atasözü mü?
15.05.2020
Yeni Faşizm
12.05.2020
Goebbels de son ana kadar propagandaya çok güvenmişti
9.05.2020
Salgın, gerçekleri gizleyerek önlenemez
30.04.2020
Virüs Global, Mücadele Alaturka
26.04.2020
24 Nisan anması için
20.04.2020
Alaturka bir Sistem: 5 gün Sürü/2 gün Bağışıklık
14.04.2020
Virüs Yayma Cemiyeti
6.04.2020
Salgının öğrettikleri ve gelecek (*)
31.03.2020
Turuncu alarm
27.03.2020
Dünya nerede, Türkiye nerede?
19.03.2020
Mat rejime şeffaf Bakan, bozuk ekonomiye maske ve kolonya
10.03.2020
Moskova Bozgunu
3.03.2020
İdlib bozgunu
28.02.2020
COVID-19’a karşı dut pekmezi, kelle paça çorbası ve silah
24.02.2020
Kızıl Afiş’in Adıyamanlı Silahlı Şairi
21.02.2020
Diyalektik
17.02.2020
Tek adam rejimi insanları öldürüyor
13.02.2020
Deli Kral, Aptallar ve Salaklar
10.02.2020
Boykot, peki sonra?
6.02.2020
Cumhuriyet’in Diplo’su Türkçede
4.02.2020
TV tartışmalarındaki şiddet ve bayağılık normaldir
27.01.2020
Enkaz altında kalan devlet ve resmi gazetecilik
23.01.2020
Yeni sansür
20.01.2020
Sakallı Dedeyi ziyarete gittik
16.01.2020
Köln’de Gestapo Merkezi
14.01.2020
Charlie Hebdo Türkçeye nasıl çevrildi?
12.01.2020
Vedalaşma
9.01.2020
'Kaos Mühendisleri'
7.01.2020
Basında 78’liler
31.12.2019
Yurttaş Gazeteciliği
27.12.2019
Kalabalığa ve kabalığa karşı hakikat
20.12.2019
1 bakan, 1 provokatör, 1 futbolcu ve 1 devlet… Pöh pöh pöh!
16.12.2019
Ah Mahmut Vah Kemal Ah Kenan Vah Recep!
13.12.2019
Nobel’den bahisle…
2.12.2019
Yalanlar arşivi
29.11.2019
Çevre de aslında bir sınıf meselesi
25.11.2019
Kim daha önemli, değerli ve kalıcı?
22.11.2019
Hakiki gazetecilik
19.11.2019
Beyaz Saray’da sahte bir gazeteci yakalandı
11.11.2019
Jambon Müzesi, Prado, Sofia ve İnebahtı…
7.11.2019
İki yeni slogan
4.11.2019
İstibdat üzerine
2.11.2019
İlişkiler kanıtlanırsa eyvaaah!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive