RAGIP DURAN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Halkımıza güvenebilir miyiz?


18.01.2021 - Bu Yazı 176 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 2021’in başında meydana gelen iki önemli hadise aslında yüzyıllardır çözülememiş bir sorunu yeniden gündeme getirdi. Birinci olay, Facebook’un Whatsapp verileriyle ilgili kararı üzerine bütün dünyada milyonlarca insan, bu iletişim platformundan ayrılıp başka markalara geçmeye başladı. Sanal göç…

İkinci olay, ABD’de Trump’ın seçimleri kaybetmesi sürecinde, yakın zamana kadar Başkan’ı açıkça destekleyen Fox TV desteğini geri çekti. Ayrıca o zamana kadar Başkan’ın sosyal medya mesajlarına dokunmayan Twitter, Facebook, You Tube gibi şirketler Trump’ın hesaplarına önce uyarı notları koydu ardından bu hesapları kapattı. Bu nedenle de 70 milyonu aşkın Trump seçmeni Fox TV’den, Twitter, Facebook ve Youtube’dan ayrıldı, kendilerine yeni mecralar aramaya başladı.

Geçmişte ve başka ülkelerde yaşanmış bu tür çeşitli olay ve gelişmeler karşısında, 18. yüzyıldan bu yana filozoflar, siyaset bilimciler, sosyologlar, gazeteciler, politikacılar şu soruları soruyor: Halk nedir? Kimdir? Ne zaman nasıl davranır? Halk eğitilebilir mi?

Keza kamu, kamuoyu, vatandaş topluluğu, Aydınlanma gibi sözcük ve kavramların da açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Çünkü tüm bu sözcükler/kavramlar günlük hayatta çok sık kullanılmasına rağmen herkesin kendine has bir tanımı var. Farklı kesimlerin farklı halkı mevcut. Öznellik sahneye çıkınca ortak tanım salondan ayrılıyor. Bu sözcük ve kavramlar mekana ve zamana göre de içerik ve tanım değiştirebiliyor.

İlk başta verdiğim iki örneğin yanısıra kavramakta güçlük çektiğimiz, tahlil edip bir sonuca varamadığımız o kadar çok siyasal-toplumsal olgu/gelişme var ki…TV’lerdeki sokak söyleşilerinde izliyoruz: Kadın, hayat pahalılığından şikayet ediyor, geçim derdini anlatıyor, muhabir sorunca da AK Parti'ye oy verdiğini ve yine vereceğini söylüyor. Ya da Almanya’dan gelip Türk ekonomisinin ne kadar güçlü olduğunu iddia edip Almanya’daki ‘’faşist’’ baskılardan yakınan yurttaşlar… Örnekleri çoğaltmak bugün Türkiye’de çok kolay. Bu devletin en üst düzeydeki yetkililerinin ekonomi, diplomasi, siyaset, sanat ya da herhangi bir konuda verdiği demeç ile o konunun hakiki durumunu yan yana getirince çok ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Biz toplum olarak hala total şizofreniye geçmediysek bünyemiz demek ki çok sağlammış. Ya da her birimiz sahnede çok iyi oynuyoruz rolümüzü.

Fransa’da yayınlanan L’Histoire (Tarih) dergisinin 2019 Eylül sayısı ‘’Orta Çağ’da Bir Devrim: Okumak ve Yazmak’’ konulu özel sayı olarak çıkmış. Çok ilginç ve önemli makaleler var içinde. Mesela Antoine Lilti imzalı ‘’Aydınlanmalar- Halkı Eğitmek Mümkün müdür?’’ başlıklı yazıda, hem Aydınlanma’nın niteliği ve tanımları üzerinde duruluyor hem de okurun esas olarak bir yurttaş mı yoksa bir tüketici mi olduğu tartışılıyor. Birkaç bölüm:

’Emmanuel Kant daha 1784’de sormuştu, Aydınlanma nedir diye (…) İnsanın azınlık halinden çıkmasıdır, diye yanıtlamıştı bu soruyu’’.

‘’Farklı Aydınlanma tanımlarının ortak noktası, bilginin toplumda geniş bir şekilde yaygınlaştırılması hayat koşullarını kolektif olarak iyileştirecektir, şeklinde ifade edilebilir.’’

‘’Hem Şansölyeyi hem de ayakkabı tamircisini aydınlatmak…’’.

‘’1789 Devrimi döneminde gazetelerin hızlı bir şekilde gelişmesi/yaygınlaşması karşısında Germaine de Stael, bu gazetelerin kesin bir şekilde zararlı ve tehlikeli olduğunu savundu. Sözkonusu gazeteler tutkuları körüklüyor, yalan haberleri çoğaltıyor ve siyasi istikrarı tehdit ediyordu. Bu gazeteler, bir iletişim ya da eğitim aracı olmaktan çok kamusal tartışmayı bozan bir işlev yüklenmişlerdi. De Stael hanımefendi, gazetelerin denetlenmesi gerektiğini yazıyor, kitap yayıncılığını ise ‘baskıları durdurabilecek ve Aydınlanmacılığı yaygınlaştırabilecek en önemli, en büyük vesile’ olarak görüyordu.’’

‘’Merakı bu kadar değişken/kararsız iken, bir yıldızdan bir başkasına hop diye geçen halkı nasıl aydınlatabiliriz ki? Halkla filozof arasında bu kadar çok aracı, fikir hokkabazı varken ve halkın bizatihi kendisi yararlı gerçekler yerine eğlenceli yalanları tercih ediyorsa, halkı nasıl aydınlatabiliriz ki?’’

‘’Burada bir paradoks olduğu kesin. Eğer halkı aydınlatmak, halkın bizatihi kendisi için kendisinin düşünmesi ve mevcut otoriteleri aşması ise, entelektüel bir eliti eleştiriden muaf tutarsak halkın özerkliğini nasıl sağlayabiliriz?’’

Konu bir çırpıda çözülebilecek kadar basit değil. Kuşkusuz sınıf meselesi ama Sovyet, Çin ya da Küba deneylerinin de başarı kazanamadığı bir alan. Mesele, Yaşasın halkımız! ya da Kahrolsun faşizm! demekle hallolmuyor.

Bugün sıkıntı çektiğimiz, medya, algı operasyonları, yalan haberler, ajitasyon-propaganda gibi sorunlar, görüldüğü üzere insanlığı iki yüzyıldan fazla bir süredir meşgul ediyor.

1789’a, Aydınlanma’ya, akılcılığa yeniden dönmek mi gerekiyor acaba? Dönmeye lüzum yok, eksiğini gediğini kapatıp, bugünün koşullarına uygun bir Aydınlanma yaratmak yeterli olacak gibi görünüyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.02.2021
Hepsi devletçi, hepsi milliyetçi, hepsi çapsız
25.01.2021
Rejimin cenaze levazımatçısı pespaye palyaço
18.01.2021
Halkımıza güvenebilir miyiz?
15.01.2021
Boğaziçi Üniversitesi nasıl da rahatsız etti iktidarı
11.01.2021
Amerikalı kanka’yı fena götürdüler
4.01.2021
Yarabbim bana akıl fikir ver: Bir iktidar nasıl inşa edilir
31.12.2020
İnanç, dolayısıyla pek doğru değil…
28.12.2020
'Merkez sağda siyaset yaptım, TV açtım, kapattım'
24.12.2020
Hariciye
17.12.2020
Zalimle mazlumun kavgasında gazeteci
10.12.2020
Türk Resmi Irkçılığı popüler ve ikiyüzlüdür!
7.12.2020
Yarının özgür medyası
30.11.2020
Pandemide ilk kurtarılacak olan can mı kâr mı?
26.11.2020
Popülizm, kapitalizmin hizmetinde
23.11.2020
Çöküş
13.11.2020
Türkiye neden Batılı değil ve olamaz?
9.11.2020
Seçmen, Trump’ı medya ve yargının desteğiyle devirdi
26.10.2020
Türk Orta Çağ'ından Fransız laikliğine cevap: 'Senin zihinsel tedaviye ihtiyacın var'
15.10.2020
Haritaların da vardır aklı ve yüreği
2.10.2020
İşte gazetecilik budur!
21.09.2020
AB ve NATO, Erdoğan’ı neden frenleyemiyor?
14.09.2020
Muhalefet, iktidarın milli ve yerli koltuk değneği
11.09.2020
AİHM Başkanı Mardin’e çay toplamaya gitti
7.09.2020
Ελληνοτουρκικό καφέ (*)
24.08.2020
Yalan haber katildir!
20.08.2020
Batı, Erdoğan’ı yatıştırabilir mi?
17.08.2020
Dış haber yoktur, bütün haberler iç haberdir
4.08.2020
Galatasaray Lisesi sizin ‘İnancınızda, örfünüzde olmayan bir okul’dur
27.07.2020
Tek başına ama sıkı muhalefet üstelik de global
20.07.2020
Bizim Genel Yayın Yönetmeni siyasete transfer oldu
17.07.2020
Berlin yapmıştı, Reis yapamadı
13.07.2020
Resmi medya Ayasofya'da
9.07.2020
Z Kuşağı’nın Türkiye yansımaları
2.07.2020
Duran biri, yürüyenden hoşlanmaz
29.06.2020
Reis, futbol ve faşist vatandaşlar
15.06.2020
Vitrinlerle heykeller berhava olurken…
11.06.2020
Protestolar Medyaya da Ayar Veriyor
8.06.2020
Hepimiz George Floyd olduk ama…
4.06.2020
Yalnız ve çaresiz ama umutlu
1.06.2020
Kemal ile Ali İsmail’i Minneapolis’de bir daha öldürdüler!
29.05.2020
Sürü bağışıklığının İsveç yenilgisi
21.05.2020
Er Abuzittin’i Kurtarmak
18.05.2020
'Ben siyasetçinin ahlâklı, şeffaf ve halk için çalışanını severim' Yunan atasözü mü?
15.05.2020
Yeni Faşizm
12.05.2020
Goebbels de son ana kadar propagandaya çok güvenmişti
9.05.2020
Salgın, gerçekleri gizleyerek önlenemez
30.04.2020
Virüs Global, Mücadele Alaturka
26.04.2020
24 Nisan anması için
20.04.2020
Alaturka bir Sistem: 5 gün Sürü/2 gün Bağışıklık
14.04.2020
Virüs Yayma Cemiyeti
6.04.2020
Salgının öğrettikleri ve gelecek (*)
31.03.2020
Turuncu alarm
27.03.2020
Dünya nerede, Türkiye nerede?
19.03.2020
Mat rejime şeffaf Bakan, bozuk ekonomiye maske ve kolonya
10.03.2020
Moskova Bozgunu
3.03.2020
İdlib bozgunu
28.02.2020
COVID-19’a karşı dut pekmezi, kelle paça çorbası ve silah
24.02.2020
Kızıl Afiş’in Adıyamanlı Silahlı Şairi
21.02.2020
Diyalektik
17.02.2020
Tek adam rejimi insanları öldürüyor
13.02.2020
Deli Kral, Aptallar ve Salaklar
10.02.2020
Boykot, peki sonra?
6.02.2020
Cumhuriyet’in Diplo’su Türkçede
4.02.2020
TV tartışmalarındaki şiddet ve bayağılık normaldir
27.01.2020
Enkaz altında kalan devlet ve resmi gazetecilik
23.01.2020
Yeni sansür
20.01.2020
Sakallı Dedeyi ziyarete gittik
16.01.2020
Köln’de Gestapo Merkezi
14.01.2020
Charlie Hebdo Türkçeye nasıl çevrildi?
12.01.2020
Vedalaşma
9.01.2020
'Kaos Mühendisleri'
7.01.2020
Basında 78’liler
31.12.2019
Yurttaş Gazeteciliği
27.12.2019
Kalabalığa ve kabalığa karşı hakikat
20.12.2019
1 bakan, 1 provokatör, 1 futbolcu ve 1 devlet… Pöh pöh pöh!
16.12.2019
Ah Mahmut Vah Kemal Ah Kenan Vah Recep!
13.12.2019
Nobel’den bahisle…
2.12.2019
Yalanlar arşivi
29.11.2019
Çevre de aslında bir sınıf meselesi
25.11.2019
Kim daha önemli, değerli ve kalıcı?
22.11.2019
Hakiki gazetecilik
19.11.2019
Beyaz Saray’da sahte bir gazeteci yakalandı
11.11.2019
Jambon Müzesi, Prado, Sofia ve İnebahtı…
7.11.2019
İki yeni slogan
4.11.2019
İstibdat üzerine
2.11.2019
İlişkiler kanıtlanırsa eyvaaah!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive