Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Selami GÜREL

Selamigurel@gmail.com



Bookmark and Share

1 Mayıs 1977 de ne oldu?


03.05.2012 - Bu Yazı 8219 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 Halil Berktay’ın bugünkü TARAF gazetesindeki söyleşisini okuyunca o dönemin ve o anın yakın tanığı olarak bazı şeyler söyleme zorunluluğu hissettim.

Kanlı 1 Mayıs öncesi Türkiye’de nasıl bir ortam vardı?
1976 -1977 yılı, Türkiye sol hareketinin tarihinde en kitlesel güce ulaştığı yıllardı. Sol hareket, dünyadaki “sosyalist” blokların şekillenişine göre şekillenmişti. TKP Sovyetler Birliği çizgisinde, benim de içinde bulunduğum Halkın Kurtuluşu, Halkın Yolu gibi örgütler Çin – Arnavutluk, Dev-Yol gibi diğerleri Castro – Che Guavera çizgisindeydi. Özellikle Çin – Arnavutluk çizgisindeki “bizimkilerle” Sovyetler Birliği çizgisindeki TKP arasındaki gerginlik çok sertti. 
Bu sertlik, kanlı 1 Mayıs’tan 12 gün önce, 19 Nisan 1977 gecesi bir devrimcinin yaşamına mal oldu. Aynı evi paylaştığım okul arkadaşım –adını oğluma verdiğim- Sadık Canaslan genç bir TKP’li tarafından yanımda öldürüldü. Bu ölüm zaten var olan gergin ortamı iyice gerdi. 1 Mayıs’a girilirken sol cenahta çok kabaca anlattığım böyle bir politik atmosfer vardı. (Detaylarını Belge yayınlarından çıkan “Sol’uksuz” adlı kitabımda anlattım.)
Aynı dönem, solculara, sendikacılara, akademisyenlere, yoğun ve kitlesel saldırıların sürdüğü bir dönemdi. Faşist MHP silahlı milislerini oluşturmuş, devletin, MİT, Kontur-Gerilla, asker ve polis teşkilatları ile içi içe geçmişti. Bir saptama daha, o yıllarda dünyanın en örgütlü ve silahlı sokak hareketine sahip faşist hareketi ile karşı karşıya idik. Devletle iç içe geçmiş bu faşist hareket 4 yıl içinde beş bine yakın insan öldürdü. Faşistlerin bu gücüne rağmen solcular, öğrenciler ve aydınlar arasında, ama özellikle işçi sınıfı içinde çok güçlü idiler. DİSK tamamen solcuların denetiminde iken, Türk-İş’in birçok sendikasında da solcuların azımsanmayacak bir gücü vardı. Buna bir de bağımsız sol sendikalar eklendiğinde durum daha kolay anlaşılabilir. Solcular, bir yıl önce yani 1976 yılında örgütledikleri üç yüz bin kişilik 1 Mayıs eylemi ile “dosta düşmana barışçıl ve güçlü bir mesaj” vermişlerdi. Tüm faşist saldırılara rağmen, solcularla işçi sınıfı arasında günden güne güçlenen ilişki, o zamanın derin ya da sığ iktidarını tedirgin ediyor olmalıydı. Üstelik 1977 1 Mayıs’ının çok daha güçlü geçeceği ayan beyan ortadaydı.
Şimdi biraz o güne, Taksim alanına dönmek istiyorum. Halil Berktay’ın aksine ben yürüyüşe –Halkın Kurtuluşu, Halkın Yolu ve Halkın Birliği grupları ile- Saraçhane tarafından katıldım. En önde yürüyenlerden biriydim.  Alana gelene kadar bir olay yaşanmadığı gibi, alana giriş esnasında da DİSK görevlilerinin biraz ikircikli davranmaları dışında herhangi bir kavga ya da çatışma çıkmadı. İlk silah tam biz alana girmişken patladı ve alan cehenneme döndü. O silahın patlamasında sonra da “bizimkilerle” başka solcular arasında en ufak bir çatışma falan yaşanmadı. Sayın Berktay’dan bir de Tarlabaşı tarafında bulunan bizlerin üzerine Sular idaresi üzerinden yağan kurşunlara tanıklık edenleri de dinlemesini isterdim. Bizzat benim yanımda birkaç insan kurşunla yaralandı. Ama zaten amaç tüm kitleyi kurşun yağmuruna tutup binlerce insan öldürmek değildi ki, o kalabalıkta patlayan tek bir kurşunun bile onlarca insanın yaşamına mal olacağını bilecek kadar tecrübeli idi derindekiler.
2 Mayıs 1977 tarihli Günaydın gazetesi “Maocular Taksim Alanını Bastı: 34 Ölü” başlığı ile çıkmıştı. Tezgah iyi kurulmuş ve gerekli yerlere çoktan servis edilmişti. Oysa tüm solcular –aralarındaki gerilime rağmen- böyle bir çatışmanın yaşanmadığını biliyorlardı ve kimse böyle bir söz söylemedi.
Sonuç yerine:
Eğer Halil Berktay, “1970’li yıllar sol içi tahammülsüzlüğün zirvede, demokrasi kültürünün yerlerde olduğu yıllardı. Sol içi çatışmalar bir kez başlarsa, karşı güçlerin bu çatışmayı hangi noktalara götürebileceğinin en iyi örneği 1 Mayıs 1977 provokasyonudur” deseydi, buna itirazım olmazdı. 
Bence 1 Mayıs 1977 provokasyonu, solcularla işçiler, emekçiler arasındaki köprülerin yıkıldığı, solun marjinalleşmesinin başladığı ve sınıfla köprülerin yeniden bir daha inşa edilemediği “derin” bir eylemdi. Ve arkası binlerce yeni cinayetle, Çorum ve Maraş katliamları ile getirilip, 12 Eylül’ün taşları döşendi. Sorumlularını isim isim sayma şansım yok, ama yaşananlara ve sonrasına bakıldığında solcular olmadığını tahmin etmek hiç de zor değil. Halil Berktay için de zor olmamalıydı.
-- 

Selami
.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
2 0
canarslan 04.03.2013 - 15:46:21
siz halen neyin derdindesiniz bak senin bi çocuğun olmuş yuva kurmuşsun sadık CANARSLAN GENÇLİĞİNİN BAHARINDA kendine solcu diyen bi avuç aciz tarafından toprak oldu hayelleri umutları tek kurşunla toprağa gömdünüz soyadını bile doğru yazamadığın sadık canarslanın
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,77
inci çapan 05.05.2012 - 15:25:58
hiç inanasım gelmiyordu halil berktay'ın anlattıklarına.yazınız bu yöndeki tereddütlerimi giderdi.tşk.ler.ama berktay şimdi bunu durduk yerde niye yaptı.en azından çok eminmiş gibi niye anlattı.onun anlattıklarıda çoğunlukla tahminlerine dayalı.çok keskin nişancılara gerek yoktu zaten diyor.polis elbisesi giymemişlerdi diyor.sizinde dediğiniz gibi keskin nişancı olmasa orada yüzlerce ölü olurdu.ayrıca kaos yaratmak için polis elbisesini çıkartırmak çokmu zor.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%53,08
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive