Serdar KAYA

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Charlie Hebdo Katliamı (5): 2005 karikatür krizi


23.03.2015 - Bu Yazı 8367 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, dünyanın farklı yerlerinde İslam dini ve peygamberi hakkında çok sayıda karikatür çizildi. Bu çok beklenmedik bir gelişme sayılmazdı, zira İslam bir anda dünya gündeminin başlıca maddelerinden biri haline gelmişti. Dolayısıyla, siyasi yorumcular nasıl bu konuda daha çok şey yazdılarsa, karikatüristler de daha çok şey çizdiler. Ve tıpkı yazılarda olduğu gibi, karikatürlerde de farklı yaklaşımlar ifade buldu. Kimileri ölçülü ve dengeli bir yaklaşım sergilerken, kimi diğerleri taraflı ve hakaretamiz bir tavrı tercih ettiler.

Danimarka’daki (sağ eğilimli) Jyllands-Posten gazetesinin 30 Eylül 2005 tarihli sayısında yayınladığı karikatürlerden sonra, konu farklı bir boyuta evrildi. Gazetenin toplamda yayınladığı 12 karikatürün tamamına yakını Hz. Muhammed’i hicvediyordu. Ancak konu sadece Hz. Muhammed’in tasvir edilmesi değildi. Karikatürlerin (ve karikatürlere eşlik eden metinlerin) bazıları, İslam peygamberini saldırgan, terörist ve kadınlara baskı uygulayan bir insan olarak sunuyordu.

İslam dünyasının karikatürlere tepkisi büyük oldu. Başlangıçta, diplomatik bir süreçyaşandı. (Türkiye, Roj TV’nin Danimarka’dan yayın yapıyor olduğunu da hatırlatarak bu sürece dahil oldu.) Bu şekilde geçen birkaç ay boyunca diplomatik yollarla herhangi bir netice elde edilemeyince, Ocak ve Şubat aylarında hem müslüman coğrafyada hem de müslümanların yoğun olarak yaşadığı Batı ülkelerinde (bir kısmı gayet büyük çaplı) protestolar düzenlendi. Danimarka konsolosluklarına saldırıların da yaşandığı bu protestolarda zaman zaman ölçü iyice kaçtı ve neticede (100’den fazlası Nijerya’da olmak üzere) 200’den fazla insan hayatını kaybetti.

Bazı sorular

1. Bütün bunlara gerçekten de 12 karikatür mü neden oldu?

Muhtemelen hayır. Zira bu spesifik hadiseyi diğerlerinden bir parça farklı kılan kimi noktalar var. Her şeyden önce, Jyllands-Posten‘da yayınlanan karikatürler, Hz. Muhammed’in olumlu ya da olumsuz olarak tasvir edilmesi adına bir ilk teşkil etmiyordu. Ancak, Jyllands-Posten, marjinal bir ırkçı grubun yayın organı değil; Danimarka’nın en çok satan gazetesi. Bu detay, önemsiz değil.

Müslümanlara yönelik ayrımcı uygulamaların 11 Eylül’den sonra ivme kazanmış olması, bu konuda dikkate alınması gereken bir diğer faktör. Dünya çapındaki büyük katılımlı protestolara rağmen başlayan Irak Savaşı ile birlikte müslümanların kendilerini saldırı ve zulüm altında hissetmeye başlamalarının da tepkilerin dozajını artırmış olması mümkün. Her durumda, tek başına karikatürleri bir sebep olarak görmek yerine, ilgili hadiselere anlam kazandıran arkaplanı da dikkate almak gerekli.

2. Karikatürler konusundaki bu çatışma, birbirinden çok farklı iki kültürün bir araya gelmesinin bir sonucu mu?

Hem öyle, hem değil. Zira, Kilise, asırlar boyunca kutsalın tasvirini yasak addetmişti. Bu durum ancak Rönesans’tan sonra değişti ve zaman içinde kiliselerde sadece Adem ya da İsa değil, Tanrı’nın tasviri dahi olağanlaştı. (Michalangelo’nun Sistina Şapeli‘ndekiAdem’in Yaratılışı adlı freski, bu konudaki en belirgin örneklerden biridir.)

İslami bir anlayış çerçevesinde Tanrı’nın tasviri kolay kolay tasavvur edilebilecek bir şey değil. Yine de, hıristiyan dünyada yaşananın tersine işlemiş olan bir reformdan söz edilebilir. Zira, geçmişe baktığımızda, Hz. Muhammed’in resmedildiği İslami eserlere derastlıyoruz. Yani hâkim İslami geleneğin bir de öncesi var. (Ve tabii bu öncenin de pekâlâ daha başka öncülleri olabilir.) Bugün itibariyle Sünni İslam’ın suret konusundaki tavrı özellikle katı. Belki daha da ilginç olan bir nokta ise, hıristiyanların tasvire etmeye başlamaları ile müslümanların tasvire bir son vermelerinin birbirinden çok da uzak olmayan yıllarda gerçekleşmiş olması.

Bütün bunlar bir yana, Avrupa toplumları İslam dünyasına nazaran çok daha sekülerleşmiş durumdalar. Batı ülkelerinde dini prensiplerin sosyal hayat üzerindeki belirleyiciliği giderek azalıyor. Dindar Batılılar ise, (gerek seçici davranmak, gerek esnek yorumlara başvurmak, gerekse aradaki tezatları umursamamak ya da zaten baştan bilmemek/görememek suretiyle) inançlarını güncel seküler dünya ile giderek daha uyumlu şekillerde anlamlandırma eğiliminde oluyorlar. İfade özgürlüğü konusundaki prensiplerin siyasi kültürün bir parçası haline gelmesinin de tesiriyle, hem bazı kutsallar, hem de bu kutsalları hicveden ifadeler sosyal hayatın içinde aynı anda varolabiliyor.

Ne var ki, bu durum, Batı dünyasının yaşadığı tecrübeler sonrasında ortaya çıkmış olan (ve dolayısıyla o dünyaya özgü) bir gerçeklik. Göçmen müslümanlar içindeki geniş bir kitle ise, farklı bir zihniyet taşıyor ve (kimi geçmiş ve güncel mağduriyetlerin de etkisiyle) kendi değerlerinin alay konusu olmasına tepki duyuyor – ki müslüman göçmenlerle geçen onlarca yıla rağmen bu hassasiyetler Batı tarafından halen yeterince anlaşılabilmiş değil.

3. Bu bir medeniyetler çatışması mı?

Bütün bu yaşananları bir medeniyetler çatışması olarak nitelendiren iki kesim var: (1) Batı’daki aşırı sağcı kitle, ve (2) dünyanın farklı yerlerindeki bazı İslamcılar. Bu iki tarafın ortak yanı, dünyayı farklı kimliklerin savaş alanı olarak gören bir algı taşıyor olmaları. Tarafların içinde eskatolojik inançlara sahip olan geniş kesimlerin de bulunması, bu çatışmacı tavırları daha da derinleştiriyor.

Ne var ki, hem Batı hem de İslam dünyası yekpare olmaktan çok uzak. Dahası, insan hayatı bunu fark etmeyi epey zorlaştıracak derecede kısa olsa da, aslında hiçbir kimlik sabit değil. Kimlikler, etkileşim ve diğer hayat tecrübelerinin tesiriyle sürekli yeniden üretiliyor – ve sabit bir kimliğe mensup olduğunu düşünenler dahi, ilgili kimliğin her dönemde farklı sabitlere sahip olduğunu fark edemiyorlar. Dolayısıyla, çok geniş kitleleri tek bir kimlik ekseninde aynılaştıran ve bu kimliğin hep aynı kalacağını varsayan yaklaşımlara bir parça ihtiyatla yaklaşmak gerekli.

––––––

Yazı arşiviİslam ve Batı konulu diğer yazılar

Fotoğraf: Reşidüddin Hamedani’nin 1300’lü yılların başlarında yazdığı Câmi’ut-Tevârîhadlı eserinde yer alan minyatür. Eser, Kâbe’nin 605 yılındaki inşasının ardından Hz. Muhammed’in Hacerü’l-Esved’i Kâbe’nin doğu köşesine yerleştirmesini tasvir ediyor.

.

Facebook Yorumları

reklam
23.03.2015
Charlie Hebdo Katliamı (5): 2005 karikatür krizi
16.03.2015
Charlie Hebdo Katliamı (4): Hasan, Türkiye ve Kemal
20.01.2015
Charlie Hebdo Katliamı (2): İslam ve Batı
15.01.2015
Charlie Hebdo Katliamı (1): Avrofobi
17.11.2014
Amerika’yı kim keşfetti?
01.10.2014
Türk gibi düşün: Merak değil nefret et
12.08.2014
2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne dair notlar
04.08.2014
Peki Türkiye kimlerin İsrail’i?
15.07.2014
Berlin notları (4): Almanya’daki Türkler
11.07.2014
Berlin notları (3): Naziler
06.07.2014
Berlin notları (2): Doğu Almanya’da hayat
02.07.2014
Berlin notları (1): Berlin Duvarı
13.06.2014
Sonuç
10.06.2014
Haccac’ın Kâbe’ye bugünkü şeklini vermesi
05.06.2014
Emevilerin zaferi (Mekke’nin İkinci Fethi)
01.06.2014
Kubbetü’s-Sahra
27.05.2014
Abdülmelik’in Irak’ı Fethi
24.05.2014
Hariciler
20.05.2014
Muhtar’ın sonu
16.05.2014
Madencileri kim öldürdü?
12.05.2014
Kerbela’nın intikamının alınması
08.05.2014
Tevvabin hareketi
04.05.2014
Mervan dönemi (684-685)
29.04.2014
Bu bir Kureyş hikâyesi
24.04.2014
23 Nisan, 24 Nisan
22.04.2014
Yezid dönemi (680-683)
06.04.2014
Kerbela
05.03.2014
Fitne ve insan
25.02.2014
Dün Cemel, bugün Cemaat
09.02.2014
Müslümanlar arasındaki ihtilafların derinleşmesi
29.01.2014
Bir Asr-ı Saadet gerçekten yaşandı mı?
14.01.2014
Cadılar Bayramı ve İslami kesim
31.12.2013
Hıristiyanların bayramları, yılbaşı ve Peder Noel
23.12.2013
AKP-Cemaat çatışmasını aslında konuşamıyoruz
18.12.2013
Bir devlet, bir parti, bir cemaat (2): Bir devrin sonu
09.12.2013
Bir Devlet, Bir Parti, Bir Cemaat (1): Bir Devlet
02.12.2013
“Mantıklı” bir eğitim
25.11.2013
Üniversite sınavları ve dershaneler
18.11.2013
Bir Anıtkabir Masalı (2): Ejderha’nın Varlığına İman
13.11.2013
Bir Anıtkabir Masalı (Neticeyi Doğrulama)
06.05.2013
Taraf’a veda
28.04.2013
Soykırıma giden yol (2)
21.04.2013
Soykırıma giden yol (1)
14.04.2013
Kader ve özgür irade
31.03.2013
İnanç nedir
24.03.2013
Said Nursi ve milliyetçilik
17.03.2013
İbrahim’in dini
10.03.2013
İnanç ve korku
03.03.2013
Peygamberlere imanın zihinsel temelleri (2)
24.02.2013
Peygamberlere imanın zihinsel temelleri (1)
17.02.2013
Müslüman bir peygamberin portresi
10.02.2013
Hz. Muhammed’den sonraki elçiler (2)
03.02.2013
Hz. Muhammed’den sonraki elçiler
27.01.2013
Toktamış Ateş ve çelişkileri(miz)
20.01.2013
Freedom House raporu (ve irrasyonel tepkiler)
06.01.2013
Arnavut + Gürcü = Türk
30.12.2012
Türklük, Kürtlük, seyyidlik
23.12.2012
Soykırımla karşılaşma: Türkiye örneği
16.12.2012
Soykırımla karşılaşma: Kanada örneği
09.12.2012
Muhteşem Yüzyıl
02.12.2012
Korku Cumhuriyeti’nin ilk ayak sesleri
25.11.2012
Ali Kemal Bey ve ahlak yoksunu siyasi kültürümüz
18.11.2012
Ali Kemal Bey’in sözde suçları
11.11.2012
Milli Mücadele döneminde Ali Kemal Bey
04.11.2012
Ali Kemal Bey’in sonu
28.10.2012
Taraf ve sertlik
21.10.2012
Türkiye’de bir toplum yok
14.10.2012
Nefret söylemi (ve toplum olmak)
07.10.2012
Budizm barış dinidir, Budist katliam yapmaz
30.09.2012
Kelle Kulesi
23.09.2012
Türkiye Cumhuriyeti’’ni Türk PKK’’sı kurdu
16.09.2012
PKK’yı anlamak
09.09.2012
Kürtler, Filistinliler ve Uygurlar
02.09.2012
PKK’nın haklı davası (ve taştan kalbi)
26.08.2012
Musul’u alan Afyon’u da alamaz mıydı
19.08.2012
Ramazan 2012
12.08.2012
Kötü İngilizler, iyi Türkler
05.08.2012
Sevr haritası
29.07.2012
Sevr’i anlamak
22.07.2012
Sevr paranoyası
08.07.2012
İngilizler geldikleri
01.07.2012
Yurtta Sulh Cihanda Misilleme
24.06.2012
Kurtuluş Savaşı (Hasta Adam’dan hasta millete)
17.06.2012
Kurtuluş Savaşı masalı ve kahramanı
10.06.2012
Başörtülü kıza mektup
03.06.2012
Doğum öncesi ve doğum sonrası kürtaj
27.05.2012
Kurtuluş Savaşı efsaneleri
20.05.2012
Taraf ve Türk solu
13.05.2012
Türk solunun bilgi kavramına yabancılığı
06.05.2012
Dünya basınında soykırım (2)
29.04.2012
Dünya basınında soykırım
15.04.2012
Türkiye’nin Nazileri
08.04.2012
Meclis zabıtlarında soykırım izleri
01.04.2012
Türk’ün kapitalizm ile deşarjı
25.03.2012
Bir günah keçisi olarak kapitalizm
18.03.2012
İşçileri kapitalizm mi öldürüyor
11.03.2012
Kışkır(t)mak
04.03.2012
Radikal İslamcılar ve sıradan vatandaşlar
26.02.2012
Biz Türk değildik, sonradan olduk
19.02.2012
Milliyetçilik Türkiye’nin batısını da böler
12.02.2012
Milliyetçilik ve toprak parçası
05.02.2012
Ayrılmanın da bir adabı var (2)
29.01.2012
Ayrılmanın da bir adabı var
22.01.2012
Quebec ve Kürdistan
15.01.2012
Kürtlerin kendi kaderlerini tayini
08.01.2012
Kendi kaderini tayin hakkı
01.01.2012
Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının tepkileri
25.12.2011
Eğitim, devlet, rekabet
18.12.2011
Atama bekleyen öğretmenler de insan
11.12.2011
Bazen de öğrenciler öğretmenlere not vermeli
04.12.2011
Bir otosoykırım olarak eğitim
27.11.2011
otaliter rejimler, ataerkil gelenek ve öğretmenlik
20.11.2011
Öğretmenler Günü’nde neyi kutluyoruz
13.11.2011
Terörist gerilla
06.11.2011
Tanrı, Atatürk ve insan beyni
30.10.2011
Türkiye ve ırkçılık
23.10.2011
Makedonyalı ‘Soydaş’lar, Kürt ‘Kardeş’ler
16.10.2011
ABD’nin laiklik serüveni
09.10.2011
Fransa’nın laiklik serüveni
02.10.2011
Türkiye’nin laiklik faciası
25.09.2011
Liberalizmin zihinsel sınırları ve laiklik
18.09.2011
Siyaset Bilimi 106: Laiklik
11.09.2011
Ben Kürt olsaydım...
04.09.2011
Türkler, Kürtler ve Teksaslılar
28.08.2011
Federasyon ve bölünen Türkiye
21.08.2011
Siyaset Bilimi 105: Üniter Devlet
07.08.2011
‘Ağrı Dağı’nı verelim...’
31.07.2011
Kraliçe ve padişah
24.07.2011
‘Halkçıyım’ diyenden korkacaksın!
17.07.2011
Siyaset Bilimi 104: Cumhuriyet
10.07.2011
Siyaset Bilimi 103: Monarşi
03.07.2011
Siyaset Bilimi 102: Faşizm
26.06.2011
Siyaset Bilimi 101: Diktatörlük
12.06.2011
TSK yine darbe yapabilir mi
05.06.2011
AKP’ye oy verenler cahil midir
29.05.2011
‘Ben Soykırıma Soykırım Demem...
22.05.2011
Muhafazakarlık, Başörtüsü ve Kan Dolaşımı
15.05.2011
Muhafazakârlığın temelleri
08.05.2011
Soykırımla yüzleşmek
01.05.2011
Sözde değil özde soykırım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı