Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Oran ve sayıların düşündürdükleri


20.4.2017 - Bu Yazı 439 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Referandum sona erdi. Sayısal ve oransal olarak netice ortada. Kazanan ve kaybeden de belli. İşin ilginç kısmı, kazanan ve kaybeden arasındaki farkın oransal olarak birbirine hayli yakın olması. Bu fark, kaybeden taraf îtibârıyla sindirilmesi hayli zor. Şimdi biraz empati yapalım. Psikolojik düzlemde bakılacak olursa bunun anlaşılır olması gerekir. Fark “oransal” olarak bu kadar küçük olunca kaybeden tarafa mensup olanların yaşadığı hayâl kırıklığının en yüksek seviyede olması tabiî sayılmak gerekir. Kaybedenlerin “Hay aksi, az daha kazanabilirdik” gibi bir düşünceyi taşımaları normaldir.


“Az daha kazanabilirdik” psikolojisi olgun bir şekilde değerlendirilirse, daha çok bir “iç” eleştiriyi başlatabilir. Ama bu olmazsa, hemen bir suçlu arama telâşı başlar ve genellikle de bu suçlu, kazanan taraf olur. En basit aksaklıklar kötüye yorulur ve arkasında bir komplo aranır. Suçlamalar baş gösterir. Suçlananlar da çok defâ “kazananlar” ve onların “işbirlikçileri” olur. Nitekim 16 Nisan Referandumundan sonra, YSK'nın bir değerlendirmesi buna malzeme kılınarak yapılan da bu oldu. Pireler deve kılınarak Referandumun meşrû olmadığı, iptâl edilerek yenilenmesi gerektiği iddia ediliyor. Bunun hiç kimseye, en başta da kaybedenlere bir faydası olmayacak. Olacak olan; nâfile girişimler neticesinde enerji kaybından başkası değildir. Ortada kayıp oy, eksilen sandık, çalınan pusulalar yok. Şikâyet konusu edilen hususların, referandumun neticesini değiştirecek etkisinin olmadığını her mâkûl insan görebiliyor. Oransal farklılık küçük gözükebilir. Ama “sayısal” fark daha düşündürücü gözüküyor. Buna da bir bakılsa iyi olur. “Evet”lerin “hayır”lara olan farkı aşağı yukarı 1,5 milyon seçmene tekâbül ediyor. Oranlar yuvarlar; ama sayılar her şeyi çok daha berrak gösterir. Hele hele katılımın bu derecede yüksek olduğu durumlarda…

Gelin görün ki; demokratik anlamda çoğunluk olmanın meşrûiyetini sağlamak adına, %50'yi aşmak gibi, dünyânın hiçbir yerinde tartışma kaldırmayacak teknik bir özelliği var. Referandumlarda meşrûiyeti sorgulama mevzuu hâline getiren oranlar, beklenenin tersine belli bir eşiğin aşılmasıyla başlar. Meselâ eğer çoğunluğun oranı %90'ları aşıyorsa tereddüt doğurur. %90 ve üstü oranlarda “onaylanan” bir referandum tercihi karşısında şüphe duymak daha manâlı olur. Nitekim diktatörlerin %99,9'luk destekler bu durumun en karikatürize misâlleridir. %51,4'lük bir “evet” tercihi, tıpkı yakın zamanlarda Britanya'daki Brexit referandumunda olduğu gibi referandumun sağlığına işâret eder. Demokratik çoğunluklar ne kadar küçük oransal farklılıklar gösteriyorsa, demokrasinin geleceğinden daha fazla umutvâr olmayı sağlar.

Anlamakta zorlandığım hususlardan birisi de, referandum neticelerinin Türkiye'de yaşanan kutuplaşmanın göstergesi sayılmasıdır. Tanınmış ve çok okunan Fransız gazetelerinden birisi haberi bu şekilde geçti. Her referandum, ister istemez bir “kutuplaşma”yı içerir. Evet-hayır, siyah-beyaz bir farktır. Britanya'daki Brexit referandumunda da halk elbette kutuplaşmıştı. Fransa'da da önümüzdeki günlerde yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalınırsa, ki öyle gözüküyor; Fransız kamuoyu iki başkan adayı arasında kutuplaşacak demektir. Zâten sürdürülebilir bir demokratik sistem, referandumu mutâd kılmaz. Kutuplaşma referandumun kaçınılmaz etkisidir. Onun için referandumların debisi düşürülür. Sâdece hayâtî meselelerde referanduma gidilir. Gidildiği her durumda ise kutuplaşma kaçınılmazdır.

Buraya kadar yazdıklarımız, “sayılar” ve “oranlar”a dâirdi. Hayât bu kadar işlemsel değil. Daha “derinlerde” yatan hususları ise sonraki yazıda ele alacağız…

.

Facebook Yorumları

reklam
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
4.9.2017
Sun’î sistem dışı hareketler
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
23.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
1.5.2017
Bir cân için…
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı