Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Taha Akyol



Bookmark and Share

Anzakların torunları


22.3.2019 - Bu Yazı 148 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Yeni Zelanda’da bugün Cuma namazı başlarken okunan ezan radyo ve TV’lerden yayınlandı; ülke genelinde iki dakika saygı duruşu yapıldı. Kadınlar Müslümanlarla dayanışmalarını göstermek için başörtüsü takarak “onlar biziz, biz biriz”kampanyası açtılar, katliamın yapıldığı iki caminin etrafını çiçek bahçesine çevirdiler.

Başbakan Jacinda Ardern Müslümanları bağrına bastı. Teröristin istediği propagandaya alet olmamak için onun adını asla anmayacağını söyledi…

Bu genç kadın sorumlu devlet insanı, sorumlu insan, sorumlu lider kavramlarının örneği oldu, saygı kazandı.

İşte hepimiz saygı duyuyoruz.

Bu saygın insanlar Çanakkale’de savaştığımız Anzakların torunlarıdır!

Çanakkale jeopolitiği

Fransa ve Almanya yüz elli sene savaşmışlar, Alman orduları iki defa Paris’e girmişti.

1850’lere kadar Rusya’ya karşı Osmanlı’yı tutan İngiltere ve Fransa, yükselen müthiş Alman gücü karşısında bu defa Rusya ile ittifak yaptılar.

Yalnız kalan Osmanlı Abdülhamid’den itibaren Almanya’ya yöneldi, sonrası malum…

1915’te İngiliz-Fransız donanmasının Çanakkale’ye saldırması, Boğazlar’dan geçip Rusya’ya yardım ulaştırmak içindi. Güçlenecek Rus ordusunun Almanya’yı zayıflatmasını umuyorlardı.

Bugün öyle bir jeopolitik yok. Aksine, Türkiye büyüyen Sovyet Rus gücünün karşısında daha Atatürk döneminde Batı ile ittifaka yöneldi…

Bugün ABD ile ciddi ihtilaflarımız var ama NATO’da devam ediyoruz; Avrupa Birliği en önemli iktisadi ve kurumsal ortağımızdır.

Yüz elli yıl savaşmış olan Almanya ve Fransa da artık birlikte bugün AB’ın mihveridirler.

ANZAK’ların, Batılı orduların yeniden Çanakkale’ye saldırması hayal bile edilemez.

Hamaset geçici bir seçim söylemi de olsa istenmeyen etkiler yaratabiliyor. İşte durup dururken Avustralya ve Yeni Zelanda ile söylem sorunu çıktı.

Halbuki teröre karşı ortak dil geliştirerek dünyaya iyi bir mesaj verebilirdik.

Çanakkale hâlâ çok önemli

Çanakkale’nin bugün devam eden büyük değeri, sosyolojik ve kültürel anlamda “milletleşme” yolunda en büyük dönemecimiz olmasıdır.

Çanakkale, Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıcıdır.

“Garbın âfâkını saran çelik zırhlı duvar”ı yenebileceğimizi ilk defa Çanakkale’de gördük, Milli Mücadele’yi bu ruh zafere ulaştırdı.

Fakat Çanakkale’de sadece Mustafa Kemal varmış gibi veya o yokmuş gibi hâlâ uçlarda kavga ediyoruz.

Aşağıda 29 Ekim 1916 günlü Tesvir-i Efkâr gazetesinin birinci sayfasını görüyorsunuz:

19-03/21/taha-bey-renkli.jpg

Gazete, “Osmanlı ile İtilaf devletleri arasındaki savaşın birinci yıldönümü”vesilesiyle Çanakkale zaferlerini kapak yapmıştı. İstanbul, Çanakkale ve şanlı Mehmetçik resimlerinin altında zaferin sembolü iki kahramanın fotoğrafını yayınlıyordu.

Biri kara savaşlarının kahramanı “Miralay Mustafa Kemal Beyefendi”, diğeri deniz savaşlarının ve 18 Mart deniz zaferinin kahramanı “Mirliva Cevat Paşa.”

Burada tabii ayrıntılara girmiyorum, benim “1914-1915” adlı kitabımda bu konularda geniş bilgi vardır.

 

Tarih bir laboratuvardır

Tarihe bir laboratuvar gibi bakmalıyız, yani “anlamak” için…

Özellikle de Tek Parti dönemindeki kutuplaşmanın gözlüğüyle Milli Mücadele’ye, Çanakkale’ye bakmak çok büyük yanlışlara yol açıyor.

“Yunan kazansaydı” rezaleti gibi!..

Öyle olsaydı İzmir ve çevresi Yunanistan’a; Eskişehir’e kadar olan topraklarımız da “Özerk Rum devleti”ne ait olacaktı!

İdeolojik gözlükler sadece tarihe bakışta değil; günümüze bakışta da büyük hatalara yol açabilmekte, diplomatik sorunlara sebep olabilmektedir.

Tarih fevkalade önemlidir; tekrarlamak için değil, dersler çıkarmak için.

Tarih bilimi hele de çağımızda “düşmanları azaltmak, dostları attırmak için” bir diplomasi mektebidir.

Tarih felsefecisi Leon E. Halkin “Tarih Tenkidinin Unsurları” adlı eserinde “Tarihin bilinmesi, geleceği düşünmek için zaruridir... İnsan geçmişini ne kadar iyi tanırsa, onun o ölçüde daha az kölesi olur” diyor.

İşte, dün savaştığımız Anzakların torunları, dostlarımızdır; onları seviyoruz, teşekkür ediyoruz.

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net