Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

‘’Şu mektepler olmasaydı’’…


23.9.2017 - Bu Yazı 392 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ne zaman eğitim sistemiyle ilgili sorunlar yaşansa; 100 yıl öncesinin Maarif Nazırı (Bakanı) Emrullah Efendi’nin bir dost meclisinde şakayla söylediği, “Şu mektepler olmasaydı Maarif’i ne güzel idare ederdim” lafı gündeme gelir. Yine öyle oldu; bir gece ansızın ve yerine ne geleceği bilinmeyen TEOG buhar olunca, bu sözün bizim için ne kadar da geçerli ve gerçek olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Emrullah Efendi’nin İkinci Meşrutiyet döneminde bakanlık yaparken söylediği sözün bu kez hayata geçirilmesini diliyorum. Bence okullar kapatılmalı!

Hele ilkokula başlayan bir çocuğun, elindeki akıllı telefonla her şeyi öğrendiği bir dünyada, iki kere ikinin dört ettiğini söyleyen ama aksinin düşünülmesine izin verilmeyen ezberci bir eğitim sisteminde bu kadar para, emek gereksiz. Çocuklara da yazık...

Ülke olarak kendimizle olan sorunlarımızı aşamadığımız için, yüzyıldır yaşanılan her olumsuz olayı ‘eğitim şart’ düzeyinde algılayıp bunu gelecek kuşaklara da aktarmayı maharet sayıyoruz. Ortaya çıka çıka didaktik, ezbere dayalı, düşünmeyi yok sayan bir eğitim sistemi çıkıyor, biz de bu sistemin içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Eğitimin düşünmeye sevk etmesi gereken kısmı peşinen yok edilince, büyükleri tarafından ‘iyi ya da kötü bir diploması olsun’cuların sahaya sürdüğü yarış atları çocuklar çıkıyor ortaya. Her şey ezberci mantıkla öğretilince, test kâğıdına doğru şıkkı işaretleyen ama bu konuda düşünmediği için okuduğunu anlamayan diplomalı nesiller yetiştiriyoruz.

Bu yıl ilkokula başlayan bir yeğenim var. Emine, bütün yaşıtları gibi bir YouTuber. Her şeyi video görüntü üzerinden algılayıp biliyor. Bu yaz kısa süreli de olsa birlikte olduk. Çok şey öğrendim ondan teknoloji dünyasına dair. Cehaletimden utanmadan; o gösterdi, birlikte izledik. Emine, okula başladığının ikinci günü hasta oldu. Daha sonra anlaşıldı hastalığının nedeni; küçük hanım okulu sevmemiş, gitmek istemiyor. Daha sonra bilse başına gelecekleri, bir gecede kaldırılan sınav sistemlerini, tam hazırlandığı anda yapılacak ani değişiklikleri, o gittiği okulun kapısından bir daha adımını atmazdı. Atmadığı için çok şey de kaybetmezdi.

Emine’nin 20’li yaşlarda üniversiteye giden bir de ablası var. Onu da biraz gözlemleme fırsatım oldu. Şimdi utanır diye adını yazmayacağım buraya. Üniversiteli yeğenim; ezberci bir sistemin ürünü olduğu için bütün yaşıtları gibi gittiği, gördüğü yerleri, orada geçmişte neler yaşandığını, nasıl hayatlar olduğunu hiç merak etmiyor. Onun için önemli olan tek şey, sosyal medyada paylaşacağı manzaralı selfie. İyi bir selfie çekebilmek için dünyanın öbür ucuna gider, onu çektikten sonra gittiği yere ait hiçbir şey öğrenmeden, soru sormadan geri döner. Bak, kalıbımı basarım böyle olur!

Çocukların afili bir üniversiteden bir diploması olabilmesi için kendi hayatımızı da, onların hayatını da yok ediyoruz ama soru sormalarını, düşünmelerini engelliyoruz. Her şeyden önce eğitim sistemi buna engel. Soru sormak üzerinde düşünmeyi de gerektirir aynı zamanda. Çok tehlikeli şeyler bunlar. Dedem Dursun Ali’ye böyle akla ziyan sorular sorduğumda, cevap yerine Babaannem Nafiye’ye döner; “Ha bu uşak başumuza anaşit kesilecek derdi.”  

Bizim sistem de o hesap aslında akıllı uslu çocuklar yetiştirmek için ezberle geç… Zaten önemli olan bilgi ve o bilgiyi tartışarak daha da ileri götürmek değil, ‘Vatana millete hayırlı, kendisine dikte edileni sorgulamayan evlatlar yetiştirmek’.  Bunun için yüzyıllardır çabalasak da başarılı olmadık. Dedemin dediği gibi ‘Anaşitler’ çıktı…

Ülkemizde her alanda  en iyi uygulanan sistem, ‘Denk getir Allah’ım’ sistemidir. Denk gelirse ne âlâ; gelmedi, yenisine bakarız. TEOG’da da böyle oldu. Eğitimin tek sorunu sınav sistemiymiş gibi, birkaç yıl önce ‘en iyisi’ denilerek getirilen TEOG’u bir günde tarihin çöplüğüne gönderdik. Şimdi, aldı velileri bir düşünce. TEOG’a hazırlanması için kredi çekip çocuğunu özel okula kayıt ettiren mi ararsın, merdiven altı kurslara peşinen para yatıran mı? Hatta daha başarılı olur diye, çocuk nedeniyle şehir değiştiren aileler bile var. TEOG sınavı nedeniyle “Çocuğum iki ay öncesinden strese giriyordu. Kaldırıldığı için çok mutlu oldu. Ben de mutlu oldum’’ diyen de.

Neresinden bakarsan bak ortada acayip bir durum var. Belirsizliğin getirdiği kaygılar da. Şimdi kaldırılan sınav sisteminin yerine yine ‘Denk getir’ sistemine uygun bir uygulama getirilecek. Peki yeni uygulamanın üç yıl sonra denk gelmediği ortaya çıkarsa ne olacak? Böyle bir şey olursa hiç şaşırmam. Zaten istikrarlı olduğumuz tek bir konu var o da ‘Denk gelir diye’ ortaya attığımız ne varsa bir süre sonra ‘Denk gelmediğini’ anlamamız… 

.

Facebook Yorumları

reklam
23.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
20.6.2015
Sınır…
5.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
11.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
22.03.2015
Kanaviçe
08.03.2015
Ağrı Dağı’nda bir Ebru
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı