Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek


15.3.2019 - Bu Yazı 173 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kürt sorunu da, Ermeni sorunu da Osmanlı’dan bu yana hak talepleri olarak değil, bölünme korkusuyla güvenlik sorunu olarak görüldü. İttihat ve Terakki ile ön plana çıkarılan Türk kimliği başat kimlik olarak kendisini diğer kimlikler üzerinden var etti.

Bu nedenle sorun Kürt ya da Ermeni sorunundan çok bir Türklük sorunu. Tarihi derinliği olan bu sorun, Osmanlı’nın son döneminden tevarüs edilen milliyetçilik anlayışına dayalı politikalar sonucu bugüne kadar ağırlaşarak geldi.

Çünkü bürokratik sınıfla birlikte siyasi kadroların da milliyetçilik anlayışında bir değişiklik olmadı. İttihatçı zihniyet, devletin baskıcı -asimilasyoncu bir anlayışla Türklük üzerinden inşa ettiği, ırkçı özellik taşıyan bir milliyetçilik uygulamasıyla sürmekte.

Kürt sorunu ve daha çok bir dış sorunmuş gibi algılanan ancak az sayıda kalsalar da Ermeni yurttaşları doğrudan ilgilendiren Ermeni sorunu bunun temel göstergeleri.

Tek bir ırka dayanan bir ulus-devlet yaratılırken Türk olmayan gayrimüslim azınlığın hukuk dışı yasalar ve uygulamalar ya da şiddet yoluyla mülksüzleştirilmesi ve göçe zorlanması bir devlet politikası olarak uygulandı.

Varlık Vergisi uygulaması (vergi yoluyla tehcir), İstanbul’u Rumsuzlaştırma amacına yönelik 6-7 Eylül 1955 faciası bürokrasinin ve siyaset kadrosunun sabıkaları.

Hem etnik kimlik hem de dini inanç bakımından farklılık gösteren gayrimüslimler, söz konusu mağduriyeti yaşarken Kürtler Türklerle aynı dine sahip olduklarından başlangıçta asimilasyoncu politikalara maruz kaldılar.

1935 yılında İsmet İnönü, Atatürk’ün emriyle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bir geziye çıkar ve gezi sonunda hazırladığı Kürt raporunu kendisine sunar. İnönü’nün bu rapordaki tespit ve önerileri asimilasyoncu, baskıcı ve tehcirci anlayışla aynen örtüşmekte.

“- Siirt Türklüğe hevesli bir Arap şehridir. Hükümete yakın itaatkâr halkı vardır.

- Van halkı derlemedir. Sağlam bünyeli şarkta cumhuriyetin çok önemli bir temeli olacaktır. Böyle bir temel Türk hâkimiyeti için her bakımdan lazımdır.”     

- Diyarbakır kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır. ( Şehirde kolordu bulunması ve 1. umumi müfettişliğin (genel ekspektörlük) burada kurulması )

- Dersim vilayetinin teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır.

- Bitlis devlet tedbiriyle Türk merkezi olarak kalabilir. Bitlis olmasaydı bizim onu yaratmamız icap edecekti.

- Karaköse hükümete yakın bir Kürt şehridir. Halk Türklüğe hevesli ve mutidir. Türklüğe ısındıkları besbelli idi.”

- Az zamanda Erzincan’ın Kürt merkezi olmasıyla asıl korkuncu Kürdistan’ın meydana gelmesinden ciddi olarak kaygılanmak yerindedir.

-Her yerde subay hem cumhuriyetin, hem Türk medeniyetinin en temiz örneğidir.”

1935 yılında, Balıkesir ve Sakarya civarında Çerkesler, Doğu ve Güneydoğu’da Kürtler olmak üzere Ermeniler, Araplar, Nasturiler, Süryaniler ve benzeri azınlıklar bulunmaktaydı. Oysa rapordaki saptamalardan da açıkça anlaşıldığı gibi cumhuriyetin kuruluşunda ve temelinde Türklük yatmakta.

Balıkesir, Doğu ve Güneydoğu’da kurulan umumi müfettişliklerin asayiş, iskân konuları başta olmak üzere çok geniş yetkileri bulunmaktaydı. OHAL bölge valiliği uygulamasının  bu örnekten esinlendiği anlaşılmakta.

İnönü, Türklüğün güvencesi olarak orduyu ve mülki amirleri görmüş, bölgedeki güvenliği sağlamak için özel mahkemeler kurulması gerektiğini de belirtmişti.

İnönü’nün  raporunu sunmasından sonra, bölgeye umumi müfettiş olarak Abidin Özmen gönderilir.1.bölgenin (Diyarbakır,Van,Hakkari, Muş, Mardin, Urfa, Bitlis, Siirt) umumi müfettişi olan Özmen, bölgede gizli bir nüfus sayımı yaptırır.

Sayım sonucuna göre bölgede 765 bin 150 Kürt, 228 bin 282 Türk, 92 bin 274 Arap, 20 bin 508 Süryani, 5 bin 85 Ermeni bulunmaktadır. (Saygı Öztürk- -“İsmet Paşa’nın Kürt Raporu”) Etnik çeşitliliği ve inanç gruplarıyla bölge kozmopolittir.

Özmen’in bu kozmopolitliğe rağmen hazırladığı rapor tam bir asimilasyon öngörmekte.

Özmen raporunda Van gölü havzası, Muş ovası, Bulanık ve Malazgirt’in Türk muhacirleriyle iskân edilmesini, bölgede Türklüğü aşılayacak azimli öğretmenlerin görevlendirilmesini, veteriner ve ziraatçilerin köylerde Türkçe propaganda yapmalarını, Kürt kızlarıyla evlenecek Türklere arazi verilmesini, memur ve hizmetlilerin Kürtçe konuşmalarının yasaklanmasını, bu yasağa uymayanların ihtar, maaş kesme, ihraç gibi cezalarla cezalandırılmalarını, her yıl 3 bin kişinin batı illerine göç ettirilmesini ve bu bölgenin genel kanunların dışında farklı kanunlarla idare edilmesini önermekte.

Kürtlerin yaşadığı bölgedeki yarı-feodal yapı aynen korundu, devlet bazı aşiret reisleriyle işbirliği yaparak bölgeyi dolaylı yönden yönetmeyi tercih etti. Aşiretler arası çatışmalar, toprak uyuşmazlıkları, kan davaları, feodal değerlerin hâkim olması sonucu oluşan kaotik düzene devletin görünen gücü sadece katkıda bulundu.

Bölgede tarihsel olarak asimilasyoncu politikalar nedeniyle ağır bir kimlik sorunu da yaşanmış olduğundan tüm bu sorunlar şiddete zemin yarattı. 1921’de Koçgiri ile başlayan, 1925 yılından itibaren de artan isyanlar şiddetle bastırıldı.

Kürt etnik kimliğinin, dilinin, kültürünün inkârı yüzünden Türkiye coğrafyasında yaşayan insanlar büyük bedeller ödemek zorunda kaldılar. Kanayan açık yara olarak bırakılan bu sorun büyük devletlerin Türkiye’yi yönlendirmelerine de açık kapı bıraktı.

Devlet kimlik ve dil sorununu gündeme taşıyan ve barışçıl bir yöntemi savunan Kürt oluşumlarını PKK, Kawa, Ala Rızgari gibi politika olarak sadece şiddeti benimseyen silahlı örgütleri bahane ederek cezalandırıp susturdu.

Özellikle 12 Eylül döneminde Diyarbakır sıkıyönetim bölgesi gözaltı merkezlerinde ve askeri cezaevinde uygulanan insanlık dışı işkence yöntemleri ve meydana gelen ölümler Kürt sorununu insani ve vicdani bir sorun haline getirdi, Kürt milliyetçiliğinin güçlenmesine yol açtı. PKK’ye katılımları arttırdı.

12 Eylül’ün Kürtler dışında azınlıklar üzerindeki etkisi de ağır oldu. Lozan Antlaşması’nda azınlık statüsü verilmeyen ve bu nedenle kendi dillerinde eğitim alabilecekleri okulları bulunmayan Süryanilerin büyük bir bölümü 12 Eylül sonrası baskılar sonucu Avrupa’ya göç ettiler.

Bunun sonucu sahipsiz kalan Süryani malları başkalarının eline geçti, geriye dönüp mallarıyla ilgili haklarını aradıklarında ise toprak talebinde bulunan yabancı muamelesine tabi tutuldular.

Osmanlı’nın Jön Türk ve İttihatçı anlayışından tevarüs edilen Cumhuriyetin Türklük zihniyeti ve uygulamaları bugün gelinen noktada, demokrasiyle paradoks oluşturarak toplumsal barışı tehdit edip, siyasi birliği sağlayamaz duruma gelmiş durumda.

Güvenlik anlayışını ön plana alan şiddete dayalı militarist yaklaşımlar siyasi birliği sağlayamaz. Siyasi birliği ancak siyasi, hukuki, insani, vicdani, ekonomik ve psikolojik yaklaşımlar sağlar.

Cumhuriyetin sorunlu Türklük zihniyeti demokrasinin ve barış içinde hukuk güvenliği altında yaşamanın önündeki en büyük engel olarak durmakta. Türkiye coğrafyasında farklılıklarıyla yaşayanlar önce insan, sonra Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan yurttaş olarak kabul edilmeli.

Her yurttaş demokrasinin öznesi olarak etnik bağı, dili, inancı ve kültürü bakımından farlılıklarıyla birlikte hukuk güvenliği altında yaşamalıdır.

Temel felsefesi ve ilkeleri ortaya bu şekilde konan bir toplumsal mutabakata dayalı yeni bir anayasa ancak Türk kimliğini sorun yaratan bir başat kimlik olmaktan çıkarıp, demokratik bir kimlik haline getirir ve diğer kimlikleri de sorun yaratır olmaktan çıkarır.

Bunun için buyurgan, merkeziyetçi ve otoriter zihniyeti bir tarafa bırakarak sorunu muhatabıyla birlikte tartışmak gerekir. Öncelikle tarihte yaşananlarla toplumun yüzleştirilmesi, toplumsal bilinç ve vicdanın uyandırılması ve devletin yaşananlardan ders çıkararak tüm kimliklere güven vermesi gerekmekte.

Osmanlı’dan bu yana değişmeyen şey, tartışma ve uzlaşmayı dışlayarak, siyasi birliği güvenlikçi politikalarla, baskı, şiddet ve inkâr yoluyla sağlamak oldu. Bahçeli’nin savaş diline dayalı milliyetçi aşırılığıyla ortaklaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Bakan Soylu’nun söylem ve uygulamaları uzlaşma yoluyla siyasi birliğin sağlanmasının önünü tıkamakta ve Türkiye’yi içte ve dışta güçsüz kılmakta.

Türkiye’nin defalarca denenmiş güvenlik politikalarıyla sahih bir demokrasi inşa etmesi, hukuk güvenliğini sağlaması, siyasi birliğini güçlendirip, biz duygusunu yaratması dolayısıyla ekonomisini güçlendirmesi mümkün gözükmemekte.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8
Emlak8.Net