Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ümit KIVANÇ

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 2: Kokular


23.10.2018 - Bu Yazı 206 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başkonsolosluk yetkilileri Kaşıkçı kaybolduktan sonra öyle tavırlar takındılar ki, daha ilk anda doğan şüpheler hızla beslendi, büyüdü. The Atlantic’te Graeme Wood, ilk anlar için “Suudilerin faullü oyununun kötü kokusu” duyuluyordu, diye yazdı. Birkaç gün geçip de Suudiler doğru dürüst bir açıklama zahmetine bile girişmediğinde bu, “kadavra kokusuna” dönüşecekti. İki gün geçmeden bütün dünya Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürüldüğüne inanmıştı.


Kaşıkçı’nın konsoloslukta öldürüldüğü inancını yerleştirmede ve yaymada en büyük rolü, “adının açıklanmasını istemeyen”, fakat adları hariç her şeyi açıklamakla görevlendirildikleri anlaşılan “Türk yetkili”ler ve “güvenilir kaynaklar” oynadı. Ancak Türkiye çıkışlı bilgilerin güvenilirliği kısa süre içinde tartışılır hale geldi. Özellikle bu bilgilerin belirli bir zamanlamayla belirli “dozlarda” veriliyor oluşu, bunların pazarlık kozları olarak kullanılıyor olabileceği izlenimini yarattı. Giderek, bilgilerin edinilme kanalının başlıbaşına sorun oluşturabileceği ortaya çıktı.

Türkiye kaynaklı bilgiler tartılırken, dünyanın pek çok yerinden, uzman veya meraklı pek çok insanın, güvenilmezlik argümanı olarak Türkiye gazetelerinin “hükümetin propaganda araçları” veya düpedüz yalancı olduklarını, şimdiye kadar çok sayıda yalan haberi ortalığa pompaladıklarını öne sürmeleri, başlıbaşına ibretlik bir hadise; özellikle vurgulamak zorundayım.
Yine sora sora ilerleyelim.
 
- Konsoloslukta olağandışı birşeylerin yaşandığına dair ilk işaret neydi?

Şöyle anlatıyor, Cemal Kaşıkçı’nın bir türlü dışarı çıkmaması üzerine konsolosluğa telefon eden ve bir görevliyle konuşan nişanlısı Hatice Cengiz: “Görevli telefonu kapatıp, beklediğim kapıya geldi. Bana, gelmeden önce içeride tüm odaları kontrol ettiğini ve içeride kimsenin kalmadığını, burada beklememin anlamsız olduğunu söyledi.”! Normal bir konsolosluk işgününde, telefon çalıyor, bir kadın, içeri giren yakınını beklediğini, ama bir türlü çıkmadığını söylüyor; telefonu açan görevli ne yapar? Kimsenin olmadığını, boşuna beklememesini söyler, telefonu kapatır. Dışarıdaki ısrarla ararsa kapıdaki güvenliğe bildirir, vs. Fakat bu görevli özel olarak dışarı çıkıyor, merak ve endişe içindeki refakatçiye, “boşuna beklemeyin, bütün odalara da baktım, kimse yok içeride” diyor. Olağan mı? Suudi konsolosluk görevlileri hep mi böyle nazikler? :))

Cengiz, “Bu cevap üzerine gözlerim karardı…” diye devam ediyor.
 
- İkinci -ve bâriz- işaret neydi?

Türkiye’de haksızlıkla, adaletsizlikle, zulümle meselesi olan herkesin yüzünde ânında acı tebessüm yaratan “kameralar kayıtta değildi” hilebazlığı. Suudi konsolosluk yetkilileri, Kaşıkçı’nın kaybedildiği 2 Ekim günü konsolosluk içindeki güvenlik kameralarının kayıt yapmadığını büyük pervasızlıkla ilan edebildiler.

Suudi Arabistan Washington Büyükelçisi, ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı (Cumhuriyetçi) Bob Corker’a, İstanbul’daki konsolosluğun güvenlik kameralarının kayıt yapmadığını, yalnızca canlı izlemeye imkân verdiğini anlattı. ABD’nin elindeki başka istihbaratı da görme şansına sahip senatör bunun üzerine, “her şey cinayete işaret ediyor” kanısına vardığını söyleyecekti.

İstanbul polisi, kamera sistemini kuran Filipinler kökenli şirketle konsolosluk yetkilileri arasında bir buçuk yıldır herhangi bir iletişim, dolayısıyla herhangi bir arıza veya bakım başvurusu saptayamadı.Konsolosluğun dış cephesindeki kameraların görüntüleriyse polisin elindeydi.

“Kameralar bozuk” riyakârlığı o kadar beylik, o kadar bildik, özellikle bizde o kadar iş görmüş olmasına rağmen o kadar iş göremez nitelikteydi ki, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan devreye girerek, olay ilk duyulduğunda yaptığı kan dondurucu soğukluktaki açıklamayla Yasin Aktay’ın cansiparâne korumaya çalıştığı diplomatik sınırları zorladı: “Olayın cereyan ettiği Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda kamera sistemlerinin olmaması mümkün müdür? Yani buradan bir kuş uçsa, buradan bir sivrisinek çıksa bu sistemler bunu yakalar ki, onlarda bu sistemlerin en ileri dereceleri vardır.”

Düşünüyorum da, başka hiçbir kanıt, belirti, vs. varolmasa da Türk yetkilileri içeride cinayet işlendiğine ilk anda ikna edecek ayrıntıydı bu. Türkiye’de “kameralar bozuktu” dendiğinde hangi tür haltın yendiğini ve kimin bunu yediğini anlamayacak olan mı var? Yetkililer bir yakınlık, bir sıcaklık hissetmiş bile olabilirler.
 
- Başka işaret var mı?

Evet. 2 Ekim günü 11:30 sularında, konsoloslukta çalışan 28 Türk elemana, “diplomatların toplantısı var” dendi ve öğleden sonrası için izin verildi. Hürriyet’in haberine göre, iki gün sonra başkonsolosluk çalışanlarının üzerine ses ve görüntü kaydeden kameralar takıldı, bazı kapıların kilitleri değiştirildi. Hürriyet, kapı kilitleriyle uğraşan üç kişinin konsolosluğa girdiği saati “dün 21.30’da” diye verdi. Yani polis pek yakın takipteydi.
 
- Kaşıkçı’yı öldürmek için Suudi Arabistan’dan özel infaz timi mi geldi?

Sabah gazetesi öncülüğünde iktidar propaganda aygıtı, 15 Suudi vatandaşını, isimleri, doğum tarihleri, İstanbul’da kaldıkları adresler ve havalimanında çekilmiş fotoğraflarıyla birlikte kamuoyuna takdim etti. Görüntü, hadisenin polisiye boyutunu zenginleştirmekle kalmıyor, büyük çaplı bir uluslararası skandalla karşı karşıya olduğumuz izlenimini yaratıyordu.

İktidar propaganda aygıtının tarifiyle “jetle gelen iki suikast timi”, Suudi Arabistan’dan iki özel uçağa atlamış, İstanbul’a gelip “işi” halletmiş, gitmişti. Sorgucusu, tetikçisi, otopsi uzmanı, ortalık “temizleme”cisi ve ellerindeki kemik testeresiyle, tam teşkilatlı bir operasyon timiydi bu. Aralarında Suudi adlî tıbbının en üst düzey yetkililerinden biri de vardı.

HaberTürk’te Güntay Şimşek, gelişigüzel yığılan ayrıntıları düzeltmeye girişti. 2 Ekim günü Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’ne inen iki “özel iş jeti”, Sky Prime Aviation (SPA) bünyesindeki Gulfstream 4 tipi HZ-SK1 ve Gulfstream G450 HZ-SK2 idi. Ancak “Riyad’dan iki jetle gelip dönen on beş kişilik suikast timi” sözkonusu değildi.  HZ-SK1, Kahire’den boş gelmiş, aynı gün 18.40’da, Hatice Cengiz’in konsolosluk kapısından telaş içinde birilerini aramasından bir buçuk saat kadar sonra, altı yolcuyla dönmüştü. Riyad’dan dokuz kişiyle gelen, öbür uçaktı. O da Kaşıkçı’nın kaybedildiği günün gecesi 22:00’de yedi yolcuyla dönüş için hareket edip Dubai’ye inmişti. Yani tek uçakla dokuz kişi gelmiş, iki uçakla on üç kişi gitmişti; Kahire ve Riyad’dan gelmişler, Kahire ve Dubai’e dönmüşlerdi.

Bir uçak (HZ-SK1), 2 Ekim günü 13:23’te Riyad’dan kalkmış, 17:15’te İstanbul’a varmış, havalimanında bir saat yirmi beş dakika durduktan sonra 18:40’ta kalkıp Kahire’ye yönelmiş ve 23:31’de oraya inmiş. Belli ki İstanbul’a gezmeye-oyalanmaya gelmemiş. İkinci uçak (HZ-SK2), Riyad’dan 1 Ekim gecesi 23:40’ta kalkıp, 03:13’te (artık 2 Ekim olmuş) inmiş; Kaşıkçı kaybedildikten sonra, o gece 22:54’te kalkıp Dubai’ye gitmiş, 02:48’de inmiş (hepsi TSİ, kaynak: BBCplanefinder.net - Washington Post, AirNavRadarBox sitesine dayanarak, ilk uçağın iniş saatini 16:15 olarak verdi; burada saat farkına dayalı yanlışlık da olabilir).

Bu gelen gidenlerle ilgili iki mühim nokta var. İlki, Medyascope’un “Güne Bakış”ında “Görevdeyken buna benzer bir olayla karşılaştınız mı?” sorusuna muhatap olan, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’in kurduğu bağlantı“Suudi Arabistan’dan uçakla görevlilerin gelmesi ve tekrar geriye dönmesi gibi olaylarla cinayet saati arasında bağı kurduğunuzda, şimdiye kadar böyle bir olayla karşılaşmadık.”Yani, “cinayet işlemeye böyle ekip gelip gitmedi” demek istiyor!

İkincisine Şimşek sözkonusu yazısında işaret ediyor: Bu uçaklar kalkışlarından önce polisçe aranmadı.
 
- Uçaklar aranabilir miydi?

Uçaklardan ilkinin aranamaması belki kabul edilebilir; çünkü “Kaşıkçı kayıp!” diye henüz ortalık ayağa kaldırılmaktayken (18:40’da) bu uçak kalktı gitti. (Gerçi “şüphenin 17:15 gibi ortaya çıktığı” ve “istihbarat ve emniyet kurumları”nın “17:30 itibarı ile ‘acil’ koduyla harekete geçtiği” söyleniyor, ama bunları teyit etme şansım yok.) İkinci uçak -BBC’nin planefinder.net’ten derlediği bilgiye göre- gece 22:54’de kalkmış. Yani neyin ne olduğunu anlamak, en azından şüphelenmek için bol zaman var. Hele elde “kayıtlar” varsa, emin olmak için de var.

Kaşıkçı’nın nişanlısının konsolosluk önünden telefon ettiği ve Kaşıkçı’nın saatlerdir ortada olmadığını bildirdiği ilk kişi, AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, 6 Ekim günü şöyle anlattı: “(…) O telâş içinde birkaç dakika titreyen parmaklarım telefonda uygun isimleri aradı. Aradıklarımın bir kısmına ilk denemede ulaşamadım. Neyse kısa süre içinde bilmesi gereken herkes bildi, o saat itibariyle [Kaşıkçı’nın]kaçırılması halinde alınması gereken bütün tedbirlerin en üst düzeyde alındığı bilgisi bile geldi.” O halde ikinci uçak, içindeki tetikçi ve temizlikçilerle birlikte neredeyse gecenin on birinde nasıl rahat rahat uçup gitti?

Vakitlice harekete geçilse infaz-temizlik timinin elini kolunu sallaya sallaya gelip gitmesi imkânsız. Vakitlice harekete geçilememesi için de sebep yok görünüyor. Ya karanlık bir nokta var ya da bilgi eksikliğinden kuramadığımız bir bağlantı.
 
-  Minibüsler izleniyor muydu?

Özel uçaklardan camları karartılmış siyah minibüslere. İçinde çok sayıda kutunun bulunduğu bir siyah araçtan sözediliyor. Polis peşine düşmüş. Pek erken bir aşamada, devlet katında hakim kanı Kaşıkçı’nın öldürüldüğü. Yasin Aktay konuşuyor“Kaşıkçı’nın girdiği İstanbul Konsolosluğu’ndan aynı gün camları siyah film kaplı altı aracın çıktığı bilgisi var. (…) Kaşıkçı’dan hemen önce Suudi Arabistan’dan uçakla gelen 15 kişi camları siyah film kaplı altı araç ile konsolosluğa giriş yapıyor. Kaşıkçı’nın öldürüldükten sonra konsolosluktan çıkarıldığını ve bu uçakla götürüldüğünü düşünüyoruz. Uçağın içinde o gün herhangi bir inceleme yapılmadı.”

Yeni Şafak’ın görüştüğü bir “güvenlik uzmanı”, Dr. Erhan Canikoğlu da minibüsler hakkında şunları söyledi: “Suudi heyet normal kapıdan girmesine karşın, minibüsün özellikle konsolosluğun garaj bölümüne sokulması olağandışı bir durum. Aynı şekilde konsolosluktan çıkıp Başkonsolosun yakın mesafedeki evine giden aracın da doğrudan kapalı garaja girmesi dikkati çeken bir diğer husus.”

Takvim de, Kaşıkçı içeri girdikten bir saat kırk beş dakika sonra konsolos Muhammed Uteybi’nin konutuna yaklaşan ve içinde Kaşıkçı’nın (veya naaşının) bulunduğu ileri sürülen 34 CC 1865 plakalı siyah Mercedes Vito’nun macerası ve onunla ilgili olarak etrafta yaşanan hareketlilik üzerine bol yayın yaptı. Servis edilen bunca görüntüden anlıyoruz ki orası anbean izleniyor.

Yukarıdaki “vakitlice” meselesini hatırlayalım.
 
• Eli silahsız, savunmasız, tek başına bir adamı öldürüp cesedini yok etmek için bunca elemanı oradan buradan gönderip aynı gün içinde geri götürmenin anlamı var mı?

Bu soruya cevabı özellikle adlî tıp uzmanları verebilir. Muhtemelen öldürmekten çok, iz bırakmadan öldürüp ortadan kaldırmak için birtakım uzmanlıklara gerek vardır. Ayrıca, her ihtimale karşı, suça doğrudan, fiilen karışacak kişilerin, suç mahalli yabancı ülkede bulundurulmaması, cinayete karar verenler açısından anlaşılır bir karar. Eğer kaçırma amaçlandıysa belki daha karmaşık bir operasyona ihtiyaç olacaktı; bunun için hangi işlevleri yerine getirecek kaç kişi gerekir, bilmiyorum haliyle.

Suudi yetkililer, “böyle birilerini göndermedik” diye iddia ettiler. 2 Ekim’de “herhangi bir heyet” gönderilmemiş! Suudilere göre ayrıca, iktidar propaganda aygıtı ve Türk medyasında isimleri, fotoğrafları yayımlanan kişiler “ülkelerine dönmekte olan normal turistler”di!

Siz bu satırları okurken, cinayetin bu ekibin işgüzarlığı veya iş bilmezliğine bağlanması yönünde arayışlar sürüyor.
 
—- DEVAM EDECEK —-

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.11.2018
ABD seçimleri ve 'bizimkiler'
7.11.2018
Bir ismin sergüzeşti: Ceylin
3.11.2018
Kaşıkçı cinayetinde gelinen nokta
31.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 2
30.10.2018
Trump’ta 'bir baba bulmuş' - 1
29.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 4: Akıllı saat?
24.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 3: Tavırlar
23.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi / 2: Kokular
22.10.2018
Kaşıkçı’nın kaybedilmesi 1: O gün
19.10.2018
İçeride tiranlık, dışarıda Vahşi Batı
10.10.2018
Şımarık zengin çocuğunu kızdırdılar
9.10.2018
Bildiğimiz devlet neye dönüşüyor?
8.10.2018
Aynadaki aksine bir bak, göreceksin ne geçmiş ne istikbal durur yerinde
30.9.2018
Bazı AKP’liler kavrayamamış, ya biz?
9.9.2018
Üçlü zirve: Makas açılıyor
3.9.2018
İdlib savaşı başlıyor
30.8.2018
Kabil’in soyu
26.8.2018
Yönetenlerin yasayı takmadığı yeni dönem
24.8.2018
Bayram yürüyüşü
21.8.2018
Muhalefet ve bazı sinir bozucu olgular
9.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 10
8.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 9
7.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 8
6.8.2018
Ona vuramıyor musun, vur bize!
5.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 7
4.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 6
3.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 5
2.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 4
1.8.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 3
31.7.2018
Adnan Oktar operasyonu ve sorular - 2
30.7.2018
Adnan Oktar Operasyonu ve sorular - 1
28.7.2018
Osman’a mektup - 'Ruhumu asla!'
22.7.2018
Firavunun laneti, Timur’un laneti ve öbürleri
6.7.2018
Koltuklara yerleşilirken
4.7.2018
Tarih nasıl yazılır, insan nasıl bozulur?
26.6.2018
Hayal kırıklığı, azim, haysiyet
23.6.2018
Seçim ve yeniden kuruluş
14.6.2018
'Beklenen heyecan' doğmadı, diyor Bay Selvi
9.6.2018
Ne yüzle aday oluyorsun, Selahattin?
30.5.2018
'Girişimci'
27.5.2018
Durduk yerde işgüzarlık yapanlar dışlandı
16.5.2018
Siyasî vaziyetlere bakalım…
10.5.2018
'İyi' Parti iyi mi kötü mü?
26.4.2018
Suriye artık tam anlamıyla iç mesele
20.4.2018
Muktedir dinbaz ortamları
6.4.2018
Distopya yarışında Çin önde
30.3.2018
Günümüzün Marksizmi nerede?
10.3.2018
Neden orada kalmadılar?
4.3.2018
Sıvasız evler, bayraklar
27.2.2018
Cihatçılar arası savaşta da taraf olmaya doğru
16.2.2018
Sırtlanlar hakkında temel bilgiler
11.2.2018
TSK İdlib içlerinde
31.1.2018
29-30 Ocak: Dün gece neler oldu?
30.1.2018
Hainlik
18.1.2018
Sana bakmadık, Dilek, büyük işlerle meşgûldük
15.1.2018
İdlib skandalı: Bir gece ansızın kusabiliriz
8.1.2018
Selahattin Demirtaş’ın ayrılışı
29.12.2017
Bir 'sezon finali' dökümü
20.12.2017
Ümmete muhabbet bir başka
18.12.2017
Meydandaki büyük sütun
8.12.2017
Gemi...
22.11.2017
Zarrab’ı beklerken; 3,9710
19.11.2017
Rakka’da ne oldu?
31.10.2017
'Milli irade' için salâ okunuyor
24.10.2017
Belediye başkanları ve 'Lider rejimi'
11.10.2017
Arabayı yıkatın, tozlanmış
1.10.2017
Vanderbilt tragedyası
27.9.2017
Zamk Destanı
22.8.2017
İçsavaşın şartları
14.8.2017
ABD-Kuzey Kore: Olmaz demeyelim
3.8.2017
Cumhuriyet davası: Varolmayan bir dava
1.8.2017
Turhan’ın bir lirası
28.7.2017
Cumhuriyet davasında şu ana kadar
8.7.2017
Efrin-Ankara, ABD-Rusya
30.6.2017
Sinemasız şehirler
21.6.2017
Acaba Fikri Bey’ler nasıl birileri?
15.6.2017
'Değerler'
7.6.2017
Suudîler, Katar'lar, niye böyle yapıyorsunuz?
3.6.2017
ÇıkarınYoksaSanaNe kültürü
26.5.2017
Tekme, diyorum; kargo, diyorum
12.5.2017
Turuncu saçlı biriyle resim çektireceksin, bi ferahlama gelecek bööle…
4.5.2017
Kimini zulüm uçuruyor, kimini hırs
19.4.2017
Karşı şeridi tıkamayacaksın
31.3.2017
Küçük adamlar büyük hırslar 2: 450 bin dolardan 180 derece çıkınca ne kalır?
26.3.2017
Olay Diyarbakır’da geçmektedir…
21.8.2015
Erdoğan'la aynı cephedesin, TC_Aysun
18.8.2015
Ey millet-i hakime, haberler fena
13.8.2015
Tekzip yiyen Sultan Murad medeniyeti
11.8.2015
Memnun muyuz millet?
6.8.2015
Askerin ne düşündüğünü yeniden sorarken...
4.8.2015
Öldürmek yetmiyor, cenazelere zulmedelim
2.8.2015
Onlar gülmeyecekse ne için uğraşıyoruz?
30.7.2015
Kafka, Samsa, böcek, biz
28.7.2015
Darbe ve toplumsal desteği
23.7.2015
Bataklık insanları
21.7.2015
Devletten şüphelenmeyen bizden değildir
17.7.2015
AKP ve Modern Sünniliğin temsilciliği
14.7.2015
Türk basını: Bir devlet kurumu
13.7.2015
Büyük Suriye meselesi veya Faris'in küçük öyküsü
10.7.2015
Siz de geçip bi bu taraftan bakın hele
30.6.2015
Kürtler ve TC'nin iki büyük handikapı
23.6.2015
Acı hakikatleri köşeyazarınızdan öğrenin
18.6.2015
Şeyh Said Seriyyeleri
16.6.2015
İzin verme Diyarbakır, artık vuramasınlar sana
11.6.2015
Telafi sınavı: '90'lar reloaded
10.6.2015
Karanlık günde aydınlık yüzler
9.6.2015
Savaştan buraya insanlık macerası
5.6.2015
İçim rahat, teşekkür ederim
4.6.2015
Zehirli karanlıkta temiz kalınmaz
2.6.2015
Siz gidin, biz onları oyalarız!
2.6.2015
Bir tedavi yolu bulduk, bırakmayalım
28.5.2015
"Kürtler nerede?" - "Yine cenazedeyiz."
26.5.2015
İşçiler diye birileri vardı, hatırladık mı?
22.5.2015
30'a 40'a bakmayın derim ben şahsen
20.5.2015
Saldırdıkları, çoğulcu-demokratik istikbalimiz
17.5.2015
İffetli kadına bu yapılır mı?
14.5.2015
Bir söz, bir tekme
12.5.2015
Hayır ölmedi, bünyemizde yaşıyor
7.5.2015
"Seçime giderken" araştırması - Bazı tesbitler
5.5.2015
Diyanet'ten tokat gibi cevap!
5.5.2015
Aşağılık davranış - aşağılık insan
3.5.2015
Zalimler için kaderin fotoğrafı
30.4.2015
Kıbrıs meselesi kimindir, niye muhalefetin değildir?
28.4.2015
Cumartesi gecesi ateşi
23.4.2015
Kötü haber, müesses nizam: HDP kalıcı
22.4.2015
Fair play'in Türkçesi var mıdır?
17.4.2015
Devletin belgeleri - bizim belgelerimiz
14.4.2015
Papa'ya yakışmamış, ama size yakışıyor
10.4.2015
Küstahlığı seviyoruz, pişkinliğe tapıyoruz
7.4.2015
"Güvenilir kaynak"tan Yemen tesbitleri
02.04.2015
Acep ne iştir, anlayacağız
01.04.2015
Yemenli'nin gözünde
31.03.2015
Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!
26.03.2015
Kürdün katırı
24.03.2015
Yeni kamplaşma bildik eski formülle mi olacak?
21.03.2015
Ben beceriksizlik yaptım diye hakikat değişmeyecek
20.03.2015
Bir yanda aziz millet, öbür yanda BOP'lar moplar
18.03.2015
TC klasiği: İnsandan ömür çalmak
17.03.2015
Zulmün bu kadarı fazla, zulmün bu kadarına ortak olmak fazla!
14.03.2015
Ölüm de yalnızlık da durduramıyor şımarıklığı
13.03.2015
Ya o güzide kuruma şey olursa?!..
10.03.2015
Tavır "duruş" oldu, siyaset kimlik gösterme
06.03.2015
Kaba sensin, taş da sana düşsün
05.03.2015
Meclis'in de yarısı kadın olmalı
04.03.2015
Güle güle Yaşar Abi
03.03.2015
Çocuklarının geleceğinden endişe duyabilmek...
26.02.2015
Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim..?
25.02.2015
Davutoğlu rekora koşuyor: Binbir gaf birarada
21.02.2015
Cemaat'ten özeleştiri ve yeni Kürt politikası
20.02.2015
Medeniyet olayı patladı, fena yenildiniz, hoca
17.02.2015
Kadın-erkek, din, tesettür - bazı sorular
15.02.2015
Tecavüzün cezası
14.02.2015
Özgecan'ı öldürdüler
13.02.2015
Putin mi zayıf Batı mı? - ilginç bir görüşme
12.02.2015
Kalbiniz yok, beyniniz cılk
11.02.2015
Kendini onaylama, hayat amacı olamaz ki!
09.02.2015
Akif Bey, Matmazel'e karşı
07.02.2015
Eski Mısır'da Mevlevi etkisi!
06.02.2015
Yüzleşme, affetme-affedilme ve ukde
04.02.2015
Banka meselesi de bir başka tuhaflık değil mi?
03.02.2015
Agos nedir, ne işe yarar?
29.01.2015
İktisatçılarla liberallerin Syriza telaşı
27.01.2015
Hrant'ın Arkadaşları kadar taş düşsün kafanıza
22.01.2015
Cehennem varolsun, başka şey istemiyorum
20.01.2015
19 Ocak ve 2015 - Utanç verici işler
13.01.2015
12 Ocak 2014, saat 03:30
12.01.2015
Hayat Bumedyen hakkında öğrenebildiklerim
09.01.2015
Katliamı savunmak, katliam savunmaktır
07.01.2015
Geerdink'in başına gelen, bizim içimizden dökülen
06.01.2015
Pan-İslâmcı'nın Macera Kılavuzu
31.12.2014
"İyi seneler" diyebilmek güzel olurdu
29.12.2014
Roboski neyin adı?
16.12.2014
Cemaat hakkında üç yazı
11.12.2014
Cinayeti Cemaat'e yıkma tezgâhı
06.12.2014
Osmanlıca, AKP'den çok daha önemli konu
02.12.2014
Türkiye'den Kobani'ye saldıran IŞİD'e hükümet yardım etti mi?
01.12.2014
Esnafı milis yapmaya daha önce de kalkmıştı
28.11.2014
Onları niye savunamayız?
20.11.2014
Amerika'ya damga vuran Müslümanlar meselesi
19.11.2014
Al o "keşfi", turşusunu kur
04.11.2014
Ermenek katliamının kısa hikâyesi
02.11.2014
Ürünün neyse sen de osun
01.11.2014
Sabahın ilk saatleri...
30.10.2014
İtibar mitibar problemleri
29.10.2014
Belki de sahiden kader bağları..?
28.10.2014
Ermenek kazası - Bilebildiklerimiz
27.10.2014
Kobanê'ye ilişkin yeni kirli planlar
20.10.2014
Savaş izlemek - Kaş yapayım derken göz çıkarmak
13.10.2014
Veli Paşa göreve - yüzde elli seninle!
10.10.2014
Misafirler ve delikanlılar
08.10.2014
Biden meselesi bundan ibaret işte
06.10.2014
Biden özür diledi - yani?
04.10.2014
Bêrivan ölmedi, Kobanê'de bile değildi, ama ne çare...
02.10.2014
Çözülme süreci
01.10.2014
Çözüm sürecine yasal dayanak - tam da şu anda!?
30.09.2014
Sınır kapısında ne oluyor? - Geceyarısı esrarı
29.09.2014
Şşş, baksana, bunlar sahiden gazeteci mi?
29.09.2014
Öbür büyük mesele: Türklerin geleceği
26.09.2014
Türkiye'ye "aracı" konumu mu? - Bir işaret
25.09.2014
Rehineler meselesinde yeni sorular
22.09.2014
Bir tahmin: Türkiye'ye
20.09.2014
Diren Kobanê ...kim..? seninle?
19.09.2014
Zirvenin karanlığı
17.09.2014
Koton'un özür borcu var, hem de çok
16.09.2014
Karar ver, cevap ver bu katiller Müslüman mı
13.09.2014
Kötülüğün minik masum halleri
12.09.2014
Toplantıda var, imzası yok - flaş diye buna derim
11.09.2014
Zizek de İslâm'ın gerçekliğinden bîhaber, anlaşılan
08.09.2014
Bu Kürt takıntısıyla yeriniz bellidir
05.09.2014
Sophie'nin seçimi - 2014!
04.09.2014
Sahih adın ne, Etyen?
01.09.2014
Öz'ün masal dünyasında saklı hakikat
01.09.2014
Gri Hat'ta gazetecilik
18.08.2014
Demokrasi Yılmaz Özdil'i kapsar mı?
12.08.2014
Önümüzdeki maçlara nasıl hazırlanmalı?
09.08.2014
"İslâm Devleti" için yeni evre: ABD'ye karşı
08.08.2014
Hakikat aramanın lüzumuna dair bir açıklama
07.08.2014
Af edersiniz - Etmeyiz!
05.08.2014
Cinayeti gördüysen, "cinayeti gördüm" diyeceksin
04.08.2014
Niçin Demirtaş'ı seçmeli?
30.07.2014
Başbakan Hrant Dink suikastı için
29.07.2014
"Hepsi Rumların, s.ktir olun gidin diyecekler!"
28.07.2014
Cemaat ile aynı dünyada mı yaşıyoruz?
24.07.2014
Faşizm macerasına doğru -
21.07.2014
Haaretz'de Gazzeli'nin açık mektubu
17.07.2014
"Kürtler Gezi'de vardı-yoktu" meselesi
15.07.2014
Ramazan'da Suriyeli katletmek orucu bozar mı?
13.07.2014
Ne hoş insanlarla paylaşıyoruz ortamı
11.07.2014
O ekmek bir çarpacak ki sizi!
10.07.2014
Ekmel Bey'in elinde Türksolu
07.07.2014
Erkan'a karşı Sakarya'nın kurtuluşu
03.07.2014
Evde Yoklar
30.06.2014
Cemaat dışarıdan nasıl görünüyor?
27.06.2014
Kazım için bir film...
19.06.2014
Radikal ve benim Radikal maceram
14.06.2014
IŞİD Karaman'ı ne zaman alır?
11.06.2014
Ekonominin unsurları/2 - Bireysel Girişimci
10.06.2014
Tacizciyi kollayan Diyanet güya açıklama yapmış
09.06.2014
TÜBİTAK raporu - Bir hezimet daha
08.06.2014
Sosyal medya fenomeni olarak Şırnak kazası
06.06.2014
Çocuklarmış - haydi oradan, alçaklar!
05.06.2014
Günlerden gün, gecelerden gece...
03.06.2014
Sokağa dehşet salma projesi
30.05.2014
İslâm bilirkişisinden tahakküm manifestosu
28.05.2014
Sen kimsin de Allah senin için madencileri öldürecek?
25.05.2014
Silah milah diyen, aslında ne diyor?
23.05.2014
Eskisini deprem halletti, yenisinin hakkından maden faciası gelecek
21.05.2014
Alman'ın gazetecisi bi Karagül değil
19.05.2014
Cehenneme yürüyüş
16.05.2014
Soma kazasında öğrenebildiklerimiz
15.05.2014
Madencilik diye bir şey...
11.05.2014
İslâmcının sıçrattığı, dine leke sürmez mi?
05.05.2014
Türk basını, hakikat, iktidar
03.05.2014
Kötülük de kendini böyle gösteriyor işte
27.04.2014
Türk solu ve 24 Nisan: ÖDP örneği
25.04.2014
Devletin 24 Nisan açıklaması üzerine
23.04.2014
Yılmazer'i izliyorum, gözlerim açık
22.04.2014
Korku filmi böyle korkunç değildir
18.04.2014
Bir gazeteci olarak hayatım / Marquez
16.04.2014
"Utanılacak hal"in sözlük anlamı
13.04.2014
Hepsi bizim olabilirdi,
10.04.2014
Seymour Hersh ve My Lai katliamı
04.04.2014
CHP, sen nesin?
03.04.2014
Her şey de kapkara değil
02.04.2014
İyilik kazanamadı çünkü aday değildi
22.03.2014
Şey noktasında da sıkıntı var
19.03.2014
Bizim geçmişimize bir şey olmaz, sizin geleceğinize oldu bile
27.02.2014
"Çürütecek ayrıntı", bizzat çürük
21.02.2014
Adım adım, didik didik Kabataş olayı
18.02.2014
Kabataş meselesi/3 - Serbest uçuş halleri
17.02.2014
Kabataş meselesi/2 - Sis, pus, hamaset arasından...
15.02.2014
Kabataş meselesi - Yangında ilk okunacak
09.02.2014
Karagöz'den Pinokyo'ya TV tartışmaları
02.02.2014
Sopranos'un yerlisi neden olmaz?
28.01.2014
Vatan hainleri listemin küçük macerası
26.01.2014
Galiba Haşhaşi de benim Yezid de
20.01.2014
Hrant'a gelince kavgayı keserler
09.01.2014
Kim yaptı, belliymiş işte...
30.12.2013
Derin muhafazakâr toplum mühendisliği
20.12.2013
Oğlan yakalandığı için biz de yakalanmış sayıldık…
05.05.2012
Hoşçakalın
28.04.2012
Yorulmayın Bülent Bey, yasaklayın gitsin
21.04.2012
Bir arkadaşım meseleyi şöyle anlatabiliyordu
07.04.2012
12 Eylül’ü ne yüzle yargılayacağız
31.03.2012
Avrupalılar’dan hiç farkımız yok vallahi
24.03.2012
Milleti hâkime kibri, aklı da ezip geçiyor
17.03.2012
Ben piçim de, siz nesiniz?
10.03.2012
Bizde iyimserlik de anca felaketten çıkar
25.02.2012
Valla biz demiyoruz, devlet kendi söylüyor
18.02.2012
‘Gülen hareketi’nin meşruiyet sorunu
11.02.2012
Hem Cemaat’e hem Ergenekon’a çalışıyoruz
04.02.2012
Liberalin de raconu var sanıyorduk
28.01.2012
Ankara’nın dehlizi, içine çekti sizi
21.01.2012
Riyanın Allah’ı
14.01.2012
Saraykapı’dan Uludere’ye
07.01.2012
Demirel gelsin; orijinali varken niye yani?
31.12.2011
Beddua
24.12.2011
Sarkozy de kim oluyor, biz kendimize bakalım
10.12.2011
Sabaha da bişeyciğimiz kalmaz valla
03.12.2011
Dersim örtüsünün altından neler çıkar
26.11.2011
Koz vermeyelim poz verelim
19.11.2011
Van’da felâket ötesi vaziyet
13.11.2011
Bazılarımız da deprem yardımıyla ilgilense
05.11.2011
Ah, bi anlayabilsem size de anlatırdım
29.10.2011
Cenab-ı Hak’kın olan bitene katkısı var mı
22.10.2011
Demokrasiye veda sürecinin başında
15.10.2011
Maneviyat önderleri ve Fatih’in Heron’ları
08.10.2011
Bu sefer de konumuz ‘izansızlık’ olsun
01.10.2011
Siyasî tavır olarak ‘terbiyesizlik’
24.09.2011
Cevaplar buldum sorulara
17.09.2011
Başbakan meşgûl, katilleri unutuverdi
10.09.2011
Gazete kâğıdı ve zoraki ambulans
03.09.2011
Yüceliğin direk veya insan olarak tezahürleri
27.08.2011
Muhayyeltürkî serisinden...
20.08.2011
Hazırlop özgürlüğün dayanılmaz kofluğu
13.08.2011
‘Piyasalar’ derken?
06.08.2011
Hızlandırılmış kurs istiyorum
30.07.2011
Müsamerenin yeni temsilinden önce
23.07.2011
Bu meselede aciz kaldım, susuyorum
16.07.2011
Yoksa... yoksa... her şey yalan mıydı
09.07.2011
Olmuyor Ali Bulaç, artık çok geç
02.07.2011
Alçaklık tarihinde önemli bir gün
01.07.2011
83 14’e göndermese herşey hallolacaktı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8