Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Umut ÖZKIRIMLI



Bookmark and Share

Siyaseti savunmak ve 'Konjonktürel demokratlar'


22.12.2013 - Bu Yazı 4265 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bundan birkaç sene öncesine kadar cemaatten aldıkları belgelerle askeri vesayete karşı mücadele eden eski Taraf, yeni Türkiye, Yeni Şafak, Akşam, Serbestiyet yazarlarının bir süredir AKP’yi, özellikle de Başbakan Erdoğan’ı savunma adına çırpınışlarını izlemek artık hüzün verici bir hale geldi.

Cemaat, aynı cemaatsavcı, aynı savcıBelgeleri servis eden eski mesai arkadaşları. O zamanlar birlikte hareket ettikleri, el ele “yetmez ama evet” kampanyalarına katıldıkları “liberaller” ise bugün “kullanışlı aptallar”, “bütün kırılma anlarında yanlış yerde durmuş öfkeli demokratlar”, “sinirli liberaller”, “loser solcular”, “eski rejimin anka kuşları”, “penguenler… falan edebiyatına” başlayan “yurttan sesler korosu”, Gezi için “haysiyet kırılması tanımı sallayan cevval solcu abi”ler, “Gezi’ye kadar iyi kötü direnmiş, genç tribünlerin önünde andropozun verdiği şevkle lastik patlatan” “seçkin akademisyenler”. Öyle derin bir arşiv çalışması filan değil; bu terimlerin tümü üç yazarın bu hafta yayımlanan altı yazısından. Bu kadar aşağılayıcı sıfatı altı yazıya sığdırmak da hayli maharet istiyor doğrusu.

Ne diyor bu yazarlar?

Bu yolsuzluk dosyaları AKP-cemaat kavgasının uzantısı olan bir siyasi operasyondur(Paralel devlet, barış süreci baltalanıyor teorileri başka yazıların konusu).

Elbette öyle! Niye şaşırıyorsunuz? Sonuna kadar desteklediğiniz Ergenekon, Balyoz, Oda TV davaları da siyasi operasyon değil miydi? Bu dava dosyaları aynı yöntemlerle oluşturulmamış mıydı? Davaya karıştığı “iddia edilen” kişiler bugün olduğu gibi sabaha karşı evlerinden alınıp hapse atılmamış mıydı? O zaman “tamam, darbe girişimleri var da, bu delillerin bazıları şaibeli; hukuksal süreçte eksiklikler var” diyenleri darbeci, Ergenekoncu ilan etmiyor muydunuz? Bırakın yüksek perdeden itiraz edenleri, mırıldananları bile “amasız” cümleler kurmaya davet eden yazılar kaleme almıyor muydunuz?

Şimdi eski yazılarınızı yüzünüze vuranlara en ufak bir utanma duymadan “Eee yani?”, o zaman destekledik, bugün desteklemiyoruz diyorsunuz.

O zaman biz de size birkaç sene önce Aydın Doğan’a yönelttiğiniz soruyu yöneltir, “Kediniz var mi eski Taraf yazarları” deyiveririz (Yıldıray Oğur, “Kediniz var mı Aydın Bey?”, Taraf, 22.02.2009). Malum “canlıların en ilkel dürtüsü hayatta kalma içgüdüsüdür. Kedi olmuş, köpek olmuş, Medya Patronu olmuş, Başbakan olmuş, fark etmez. Bir canlı, hayatına kastedildiği an vahşileşir, tırnaklarını çıkarır, hırlar, saldırır, parçalar … Hayatınıza kastedildiğinde medeniyet biter. Kibarlık biter. Hukuk biter … Bu yüzden gerçekten anlamıyorum. Siz ki onlarca gazete, dergi çıkarıyor, onlarca zeki, akıllı, entelektüel insanla çalışıyorsunuz Sayın Aydın Doğan. Bu herkesin bildiği en temel hayat bilgisini, nasıl atladınız? Nasıl görmezden geldiniz? Nasıl başınıza gelecekleri önceden tahmin edemediniz … Ama Allah aşkına evinizde bir kediniz de yok mu? Bir gün onu bir köşeye sıkıştırın bakalım, kaçması için hiçbir çıkış bırakmadan üzerine doğru yürüyün, bakın ne olacak? Kedinizden bile bu temel hayat bilgisi dersini alabilirdiniz. Ve kedinizi dinleseydiniz bugün bu yaşadıklarınız başınıza gelmezdi … Ama Aydın Bey, emin olun bu işi bu modern çağda doğal bir seleksiyona ilk siz çevirdiniz.”

Hükümetin cemaat mensuplarını emniyetten ve yargıdan temizlemesi, “siyasi operasyon” değil miydi? Hem zaten cemaat oralara gökten zembille mi inmişti? Bizzat Başbakan Erdoğan “Cemaat ne istedi de vermedik” demedi mi? Başbabakanlık Resmi Gazetecisi Abdülkadir Selvi açık açık “2004'ten önce kaç valiniz vardı, 2004'ten bu yana kaç valiniz oldu? 2004'ten önce kaç milletvekiliniz vardı, 2004'ten bu yana kaç milletvekiliniz oldu? 2004'ten önce kaç bakanınız vardı, 2004'ten sonra kaç bakanınız oldu? 2004'ten önce kaç üniversiteniz vardı, 2004'ten sonra kaç üniversiteniz oldu? 2004'ten önce ticaret hacminiz neydi, 2004'ten sonra ticaret hacminiz ne oldu?” diye yazmadı mı? (“Cemaat ve Dershaneler”, Yeni Şafak, 02.12.2013)

Yani savaşı başlatan, Hakan Fidan nezdinde barış sürecini hedef alan operasyonlara girişen cemaati oraya siz yerleştirdiniz, siz yerleştirmediyseniz de Selvi’nin iddialarına göre palazlandırdınız, hatta onlarla el ele “siyaset dışı arayışlara” girdiniz, “hukuk dışı yöntemleri desteklediniz”. “Farklı ellerin tuttuğu bir silah oldunuz ve o silahı” önce askeri vesayetin, sonra iktidarı eleştirenlerin, bugün silahın kendisinin kafasına dayadınız. Zamanında büyük bir maharetle kullandığınız o silahı sonra iktidarı tamamen ele geçirmek adına “köşeye sıkıştırdınız, kaçacak bir yer bırakmadınız, evlerine kadar kovaladınız” (alıntılar Oğur’un yukarıda referans verilen yazısından). Biz o silahı gayrımeşru güçlere karşı kullandık safsatasına sarılmayın sakın; siz o silahı Gezi’de “halka” karşı da kullandınız, eğer halktan anladığınız sadece AKP seçmenleri değilse. Silahla oyun olmaz lafını hiç duymadınız mı? Malum silah bu, şeytan doldurur!

Yalnız şimdi mahsun mağdur bize “zaman siyaseti savunma zamanı” demeyin. Sakın“Siyasetin üzerinde sallanan asker kılıcının yerini, polis copuna bırakmasına, yargının yine hukuku politik hesaplar, iktidar kavgaları için araç olarak kullanmasına karşı çıkacak mısınız, yoksa bu seferkiler bizden deyip karşı çıkmayacak mısınız?” gibi sorular sormaya kalkmayın. Daha altı ay önce o polis copunu savunuyordunuz siz.Senelerdir yargıyı, hem de aynı yargıyı, politik hesaplar, iktidar kavgaları için araç olarak kullandınız, hala işinize geldikçe kullanıyorsunuz. Toplumu “siz-biz” diye ayıran sizsiniz. “Sizden” olmayanlara ağız dolusu hakaretler savuran da sizsiniz. O yüzden sakın “biz”i, biz her kimsek, demokrasi testine tabii tutmaya kalkmayın.

Akademik kimliğimle değil, Türkiye’de olan bitenleri yakından izleyen sıradan bir vatandaş olarak söylüyorum: Haddinizi bilin!

http://t24.com.tr/yazi/siyaseti-savunmak-ve-konjonkturel-demokratlar/8105

.

Facebook Yorumları

Emlak8
5.11.2019
Katalanlar, Kürtler ve şu gururlu Türkler
19.10.2019
Beklemek
12.10.2019
Savaşa hayır!
6.08.2019
Irkçı değilim, benim de Suriyeli arkadaşlarım var
2.07.2019
İkinci Kürt açılımı (!)
19.05.2019
Yedi Maddelik Eylem Planı: Oylar tereddütsüz İmamoğlu'ya verilmeli
15.3.2019
Dava
22.11.2018
Aslanlar ve koyunlar
25.10.2018
Hız. Ben hızım.
22.8.2018
İnkâr
3.8.2018
Partizan
26.7.2018
Kendi içine dönmek
18.7.2018
Yersiz Yurtsuz
11.6.2018
Başlıksız yazı
31.5.2018
Türk solu, bölünmek ve direniş üzerine bir not
10.5.2018
Bir endüstri olarak 'Türkiye uzmanlığı' ve saz çalan goygoycu
3.5.2018
Seçimler ya da "insanlık krizi'nden" çıkmak
18.4.2018
'İnsanlık krizi' ve imkansız seçimler
4.4.2018
Çağımızın vebası: Çoğunlukçuluk
8.3.2018
Şeyhin dönüşü: Türkiye'nin yeni olmayan milliyetçiliği üzerine
14.2.2018
Türklüğe layık olmak!
31.1.2018
Vatan için ölmek...
23.1.2018
Afrin ve bir iç siyaset aracı olarak savaş
18.1.2018
Yerli ve milli yeni bir Türkiye peşinde
18.12.2017
Osman Kavala, PODEM ve Türkiye'de açık toplumun hazin sonu
27.9.2017
Türkiye’nin akademiyle savaşı ve direniş üzerine…
2.8.2015
Dolmabahçe mutabakatını kim bozdu? Bir çarpıtmanın hikayesi
4.5.2015
Bir AKP karşıtından AKP sevdalılarına mektup
28.4.2015
‘Yeni Türkiye’ safsatası bir yana, bildiğiniz Türkiye Cumhuriyeti bitti
8.4.2015
‘Sert mi yumuşak mı, kanlı mı kansız mı?’
06.01.2015
Ali Bayramoğlu’na bir yanıt: Waldo sen neden burada değilsin?
31.12.2014
Otoriterleşme ve büyük resmi görmek!
25.11.2014
‘Yeni Türkiye’nin üç ‘genç aydın’ı üzerinden rakamlarla yandaşlık
11.11.2014
Ölü seçici bir ‘genç akil’
17.10.2014
Çözüm sürecine dair bilmek istediğiniz her şey
11.10.2014
Sokaklar neden mi karışıyor? Bizi aptal yerine mi koyuyorsunuz?
27.09.2014
‘Hitler’in Erdoğan’dan farkı sadece bıyığının biraz kısa olmasıydı’
20.09.2014
Alkışlamak ya da alkışlamamak, işte bütün mesele… Bu değil!
29.08.2014
Bir millet bölünüyor!
16.08.2014
Mahçupyan ve ‘tarihsel çirkinliğin bir parçası olmak’
01.08.2014
‘Bizde ırkçılık olmaz’
22.05.2014
Erdoğan nefreti ve Soma; Gülay Göktürk’e bir cevap
08.05.2014
Yeni Türkiye'nin 'Zinde devrim bekçileri!'
06.04.2014
Türkiye kendi kaderini tayin etti: Ayrışma!
31.03.2014
Gülen cemaati de yenilgiye uğruyor...
15.01.2014
Köprüden önce son çıkış!
05.01.2014
AKP, cemaat ve barışı ‘rehin tutmak’
30.12.2013
Bu bir darbedir!
22.12.2013
Siyaseti savunmak ve 'Konjonktürel demokratlar'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive