Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Yasemin YILDIRIM

yldrmysmn@gmail.com



Bookmark and Share

Değişen devlet dilinden “anladıkları dilden” konuşan devlete…


21.8.2015 - Bu Yazı 5253 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Devlet dilinin değişimi için 13 yıllık 1 mücadelenin ve serüvenin sonunda, kapısını Pkk’ya açmış, anlamaya çalışmış, aynı masaya oturmuş, bildiği 90 yıllık tüm pratikleri yeniden dizayn etmiş, doğrudan muhatap almış, kazanmaya çalışmış, taleplerini dinlemiş, hamaseti bırakmış, karşısına dünyayı alarak Çözüm Süreci’ni başlatmış ve toptan 1 “dönüşüm sürecine” çevirmiş, sayısızca “biter ha!” diyerek tehdit edilmiş devletin, “anladıkları dilden” konuşmaya başlayan devlete dönüşün hikâyesi…

 

Erdoğan’ın insanüstü 1 çabayla, karşısında dağ gibi duran Batı’ya, tüm bürokrasi ve kurumlara, iş adamlarına, baronlara hatta partisinin içindeki küçük 1 kesime ve hatta %90’ı milliyetçi olup %70’ini Çözüm Süreci’ne razı ettiği tabana rağmen, devletin dilini azınlıklara, yasaklara antidemokratik faşist uygulamalara karşı nasıl değiştirdiğinin,  sermaye tekeline, medya ve Batı destekli açık/gizli darbecilere karşı nasıl dik durduğunun ve mucizevi direnişinin şahidiyiz.  Bu tam da “solcuların” hayaliydi… Şikâyet eden ama “üstünlükte” değişim istemeyen, sızlanan, “devrim” hayali kuran, edebiyatı güçlü söylemlerle etki alanı oluşturan, emperyalizme sözde itiraz eden, paranın havada uçtuğu mahallelerde konaklayan sahtekârlar sürüsü, “Sol” jargonu sadece kullanmakla kalmayıp uygulayan 1 Müslüman bulunca karşılarında, şoka girdi.

 

30 yıldır Kürt sorununda “analar ağlamasın” konulu cilt cilt ansiklopediler yazdılar, fincanı 20 tl’den kahvelerini yudumlarken “eşitlik ve adaletten” bahsettiler, ezilmiş hakların, işçi ve emekçinin uğradığı ekonomik baskılardan söz ettiler… “Kurulu düzende” düzene dokunmayarak bunlar için ağlamanın ekmeğini bol bol yediler, ta ki Erdoğan “kurulu düzene” çomak sokarak Çözüm Süreci’ni başlatıp “anaların gözyaşını” dindirinceye kadar!

 

Bu “ceberrut” devlet dilinin değişimi kolay olmadı. 13 yılın sonunda ancak “başörtülü” vekil girebildi meclise. 2011 seçimlerinde hükümeti destekleyen yazarlardan bile veto yedi, “başörtülü aday yoksa oy da yok” kampanyasıyla.

13 yılın her 1 yılını nerdeyse darbe girişimiyle karşıladı Ak Parti hareketi. Ak Parti’yi kapatmaya kadar vardırdılar malum. Sonra ardı arkası kesilmeyen sermaye medya bürokrasi ve “aydın” tabaka ve siyasi temsilcilerinin el birliğiyle yine bilinen irili ufaklı darbe girişimleri… En son Gezi sürecinde gözlemlediğimiz “kime” çalıştıkları açık olan 1 kısım polisin aşırılıkları da 1 nevi bu kesimlerin ekmeğine ve niyetine yağ sürdüğü yetmediği gibi, 1 başka darbeci kesimi de 7 ay sonra 17/25 Aralık girişimiyle kucağımızda bulduk!

 

Artık varlığına şüphe olmayan, son 2 yıldır hiç gizlenmeye bile ihtiyaç duymayacak kadar hayasızlaşan güçlü ittifak ile karşı karşıyayız. Yukarıda geçen tüm kesimlerin daha 2 yıl öncesine kadar ortak 1 düşmanı vardı, PKK ve üzerinden Kürtler! Öyle ki, medyalarında Çözüm Süreci’ne rağmen Kürt düşmanlığı içeren diziler yapanlar, şimdi doğrudan PKK propagandası yapar hale geldi. O düşmana “saz” bile çaldırdılar. Düşmanlarını dönüştürüp 1 şekil “sermaye” haline getirdiler ve tüm Kürtleri buna dâhil etmek istediler. Bu kesimler ırkçılığın her çeşidine açık olmakla beraber tabanlarını da anında senkronize edebiliyor. Beslendikleri damar “Erdoğan düşmanlığı” ve sadece yalan ve iftira üreten geniş 1 propaganda ağları var. Kitlelerini yönlendirme araçları bu anlamda oldukça etkin.

 

Demirtaş’a anlatamadık… Onlar kötü adamlar. Demirtaş bambaşka ve temiz 1 hikâye yazabilecekken, O’nu bu kirliliğin yalanların içine dâhil etmek hiç zor olmadı. Oysa gerçeği bildiği halde susması karşılığında yaşıyor bu şahlanışı. “Saygın, ışıltılı, lüks, zengin” dünyanın kapıları 1 anda ardına kadar “geçici olarak” açıldı Demirtaş’a. Göz kamaştırıcı 1 devşirme hikâyesi!

Aslında hikâyenin tam burası trajik 1 Türk filmi, zengin adam fakir kız hikâyesinde kaderin ağlarını örme biçimi, kızın şaşkına dönüşü ve teslim oluşu… Sonra ağı ören kötü karakter haline dönüşü.

 

PKK, Kürt sorunu, dindarlar, azınlıklar, Ermeni sorunu, Aleviler, antidemokratik diğer tüm uygulamalara maruz kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının daha görünür olması, özgüvene kavuşması, hatırı sayılır oranda sermaye paylaşımı, her platformda temsil gücüne sahip olmaları ve her türlü sorunun çözümünün siyaset yoluyla mümkün hale gelmesinden, Çözüm Süreci’nden, Türkiye’nin stratejik konumunun farkındalığından ve etkisinden aşırı derecede rahatsızlar.

 

Kısa 1 örnek; Hafta sonu, daha sonra CHP ilçe ofisinde gönüllü çalıştığını öğrendiğim teyze, “Eskiden, Kürt Alevi Ermeni Boşnak Çerkez Laz, Kürtçe Ermenice, Çerkezce vs yoktu. Aramızda “ayrım” yoktu, bunların hepsini Tayyip öğretti bu insanlara ve bizi kutuplaştırdı, eskiden huzur içindeydik” dedi.

 

Eskiden! Bu kesimler 90’larda, 80’lerde, Diyarbakır Cezaevinde insanlarımızın tırnakları sökülürken, pislik yedirilirken, karısına kızına gözünün önünde tecavüz edilirken, köyler boşaltılırken, başörtülü kızlar okullara giremezken, okul önlerinde sürüklenirken, hakarete uğrarken, dindarlar aşağılanırken, Kürtler “Kürdüm” diyemezken, anadilini konuşamazken, Ermeniler isimlerini bile değiştirmek zorunda kalırken, Anadolu halkı parasının çoğunu İstanbul sermayesine kaptırırken, millet haraca bağlanmışken, kültürler/farklılıklar yok sayılırken…  Bunlar hep huzur içindeydi!

 

“Kurulu düzenin” sessiz ve tabandan gelen “devrimle” bozulması, bu toprakların çeşnisi olan çok kültürlülüğün aslına rücu etmesi bu kesimleri alt üst etti haliyle. Devşiremediklerine, başını ezemediklerine, gücü yetemediklerine ne yaptıklarını 13 yıldır Erdoğan’a ve halka yapılanlarla şahidiz.

Devşirebildikleriyle yol alıyorlar şimdi.

 

Twitter: @yildirimyasemin

.

Facebook Yorumları

reklam
21.8.2015
Değişen devlet dilinden “anladıkları dilden” konuşan devlete…
5.6.2015
Edibese Selahattin edibese!
7.5.2015
Odaklar yeniden kaymışken…
16.03.2015
Çözüm Süreci ve Demokratikleşme Çalışmalarında Yerel Yönetimlerin Yetersizliği ve Sivil Toplumun Atağı
07.03.2015
Memleket Meselesi
16.01.2015
İfade Özgürlüğünüzü Nasıl Alırsınız?
23.12.2014
Yalan Alıp Yalan Satan “Kutsal İttifak” ve Batı
12.12.2014
İnsan gerçekten hayret ediyor!
07.12.2014
Kilit Cümle, “Kim Çözüm İstemez Ki…”
20.11.2014
Barışa Bak! Dedik 1 şey demedik!
06.11.2014
Barışa Bak!
03.11.2014
Seküler Kürt Siyaseti
25.10.2014
Alın Size Eski Türkiye!
11.10.2014
IŞİDÇİ DE SİZSİNİZ ESADÇI DA!
29.09.2014
Sokakta hayat var, siyaset yok…
27.09.2014
Tayyip Erdoğan “DÜNYA 5’ten BÜYÜKTÜR” derken salon “elbette” boş kalacaktı!
19.09.2014
Havanda Su Dövmeleyelim…
05.09.2014
KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ
26.08.2014
GÜL ÇIKMAZI
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı