Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan


18.06.2019 - Bu Yazı 153 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye toplumu yıllar, yıllar boyu devlet sırf öyle istedi diye birçok özgürlüğü yaşayamamış bir toplumdur. Siyasi, etnik, mezhepsel, dinsel birçok hak ve özgürlük, o günkü devlet sadece ve sadece öyle olmasını istediği için yaşanamamıştır. 

Bunun en yakın örneği bilindiği gibi çözüm süreci. Neden bittiği konusunda birçok tartışma yürütülebilir ama işin esası AKP, kendi işine yarayacağını düşündüğü için (“Örgüte silah bıraktıran lider!”) çözüm sürecini başlatmış; Kürtlerin işine  yaradığını (yani yıllardır uğruna mücadele ettikleri hak ve özgürlükleri elde etmeye başladıklarını, genişlettiklerini) görünce de bitirmiştir. Buna tabii Suriye’deki gelişmeleri de ilave etmek gerekir ama ana tablo değişmez. Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin otonomiye benzer bir statü elde etmesi, Türkiye Devleti sırf öyle olmasını istemediği için çözüm masasını devirme gerekçelerinden biri yapılmıştır.

Bir yanıyla türban yasağı da öyleydi. Hani 1980’lere ve 90’lara damgasını vuran üniversiteye türbanla girme yasağı. O günkü devlet sırf öyle istediği için (bunlar tabii böyle açıklanmıyor, bir gerekçe bulunuyor) türbanlı öğrenciler üniversitelere giremediler.

Yine devlet sırf öyle istediği için mesela Irak Kürtlerine her türlü aşağılama reva görüldü, daha yeni yeni Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Irak Kürdistanı’ndaki bir toplantıda hayatını kaybeden Peşmergeler için yapılan saygı duruşunda ayağa kalktı diye buradaki milliyetçi çevrelerce eleştirildi. Zannedersin Saddam rejiminin de savunucusu Türkiye’dir. İşin gerçeği Türkiye’deki kimi milliyetçilerin “peşmerge” lafını duyunca hemen Kürt karşıtı alerjisi kabarmaktadır.

Devam edebiliriz. Devlet sırf öyle istediği için Türkiye-Ermenistan sınırı kapalıdır. Aslında buna da belki bir ilave yapmalı: Devlet ve Azerbaycan devleti. Bu yüzden bu toprakların iki kadim halkı karşılarındaki köye, kente gitmek için bütün Kafkas bölgesini dolaşmak zorunda kalmaktadır. Türkiye’nin açıkçası bir adım atsa birçok meselenin çözüm yoluna gireceği böylesi bir meselede iradesini Azerbaycan’a bağlaması da anlaşılmaz diyecektim ama enerji meseleleri düşünülünce galiba tablo daha net ortaya çıkmakta. 

Devam edebiliriz. Seçimlerde kimden oy istendiğine bağlı olarak Kürt meselesindeki dilin değişmesine de ne yazık ki alıştık AKP rejiminde. Kürtlerden oy istenecekse Erdoğan, Diyarbakır’da Şivan Perwer ile sahneye çıkabilir, yok Türkçü-milliyetçi-ulusalcılardan oy istenecekse "Bizim ülkemizde Kürdistan diye bir bölge var mı? İstiyorsanız Kuzey Irak'ta Kürdistan var, defolun oraya gidin” diyebilir, yok bir kez daha Kürtlerden oy istenecekse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Erdoğan’ın bu sözlerinden çok değil 3 ay sonra Diyarbakır’a gidip “Atatürk zamanında da Kürdistan, Lazistan mebusları vardı” diyebilir, buna da ne Erdoğan ne de AKP örgütü ve tabanı ses çıkarır. Türkiye’de devlet budur. Türkiye’de siyaset budur. Böylesi ilkesizlikler ve küçük hesaplar üzerine kuruludur. 

Binali Yıldırım’ın performansı bununla da kalmadı. Türk devlet geleneğinin “Ekümenik” (kelime anlamıyla “yerleşilmiş dünya”, “yaşanan dünya”; literatürde, çok kısaca, çeşitlilik içinde birliğe dayalı tek ve ve evrensel bir kilise gayreti, bu amaçla diğer kiliselerle yakınlaşma ve diyalog kurma çabalarında etkin konum) demekten ısrarla kaçındığı ancak Patrikhane’nin ve Hristiyan dünyasının önemli bir kısmının öyle tanımladığı Ekümenik Patrik Bartholomeos’un isim gününü kutladı Twitter’dan Yıldırım. Kutlama mesajında Patrik Bartholomeos için “Ekümenik” sıfatını kullandı ama İslamcısı milliyetçisi ulusalcısı hemen ayağa kalktı. “Rum Patriği Eyüp Kaymakamı’na, Fener Müftüsü'ne bağlıdır” diye yıllardır Patrikhane’yi aşağılamaya çalışan klasik devlet görüşünün yörüngesindeki bu kesimlere göre Patrik ve Patrikhane “Ekümenik” olamazdı. Aslında doğru bir tanımlama kullanan Yıldırım da bu hücumların etkisiyle tweetini sildi ve kutlama mesajını “Ekümenik” ifadesi olmadan yeniden yayınladı.

Ne olmuş oldu peki? Patrikhane’nin “Ekümenik” sıfatı kayıp mı oldu? Hayır. Yıldırım silmeseydi ne olurdu, Türkiye Devleti zarar mı görmüş olacaktı? Hayır. Görüldüğü gibi yazınca oluyordu. Bu kadar basitti. Söyleyince de oluyordu: Kürdistan. O da o kadar basitti.

Seçimlere, her ne kadar propaganda açısından adaletsiz biçimde cereyan etse de, belki de bu açıdan minnettar olmalıyız. “Olmaz” diye yer gök yıkılan her şeyin aslında pekala olabildiğini, bunun gerçeğe sadakat (keşke öyle olsa) adına değil de çıkar hesaplarına dayalı olarak yapılsa da pekala yapılabildiğini göstermesi açısından bir aynadır seçimler. 

Çektiğimiz acılar ve sıkıntıların çözümü ya da çözüme giden yolu, bu kadar basit aslında. Sadece birilerinin canı öyle olmasını istediği için çözülüyor ya da kilitleniyor. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive