Yetvart Danzikyan

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz


15.07.2019 - Bu Yazı 124 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhuriyet gazetesi davasında 5 yılın altında hapis cezasına mahkûm edilen ve mahkûmiyet kararı onanan eski yazar ve yöneticiler Güray Öz, Önder Çelik, Musa Kart, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör ve Emre İper 25 Nisan'da yeniden cezaevine girdi, bilindiği üzere.

Bu mahkumiyet kararlarının onanmasındaki hukuk dışılık bir yana, bir de yepyeni bir meselemiz var. İktidarın geçtiğimiz aylarda alay-ı vala ile ilan ettiği Yargı Reformu paketi vardı  hatırlayacaksınız. Paket ilan edildi edilmesine ama aylardır bir gelişme yok. Meclis tatile girmek üzere. 

Dışarıdaki Gazeteciler Platformu da bunun üzerine “Meclis yargı reformunu çıkarmadan tatile girerse, gazeteciler aylarca hapiste kalacak" notuyla bir video paylaştı.

Platform hapiste olan Cumhuriyet gazetesinin eski yazar ve yöneticilerinin eğer bu reform yasalaşmazsa aylarca boş yere hapis yatacakarını söylüyor ve Meclis’e sesleniyor: Reformu çıkarmadan tatile gitmeyin. Haklı bir sesleniş elbette.

Ancak öte yandan TBMM’nin programına baktığımızda bu ne yazık ki pek de mümkün görünmüyor. TBMM önümüzdeki cuma günü tatile girecek ve Ekim’de geri dönülecek. Cuma gününe kadar ise bir torba yasa var görüşülmesi gereken. Kaldı ki Yargı Reformu’nun yasalaşması için çoktan komisyona gelmiş olması, görüşmelerin yapılmış olması gerekiyordu. Bu Cumaya kadar bu, pek olası gözükmüyor.

Bu tablo içinde CHP Parti Meclisi üyesi ve hukukçu İlhan Cihaner bir öneride bulundu. "Aynı suçtan yargılananlardan 5 yıldan az ceza alanların cezaevine girdiği, fazla ceza alanların ise temyize gidebildiği ‘ucube’ uygulamayı düzeltmek için Yargı Reformunu (!) beklemeye gerek yok. TBMM’de bir günlük iş. Bu saçmalığı düzeltip öyle gidin" dedi Cihaner. Bu da bir formül ve neden uygulanmasın? Ancak öyle görünüyor ki AKP’li vekillerin ve AKP’nin böyle bir inisiyatifi yok. Reform cumhurbaşkanı tarafından açıklanmış olsa bile. Önümüzdeki günlerde MR’ı, röntgeni, ultrasonografisi çekilecek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi böyle şeyleri tek kişiye, onun iki dudağı arasına  bağlıyor. Ancak yine de gayreti sürdürmekte TBMM'ye çağrıları çoğaltmakta fayda var. Sonuçta aylarca boş yere hapis yatacak insanlar var. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi demişken. Yarın bu sistemin meşruiyet kazanmasına da vesile olan 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin 3. yıldönümü. Bu uğursuz girişim, Hükümet’e bir OHAL rejimi kurma ve bu rejim içinde çok sayıda hukuksuz tasarrufta bulunma yolu da açtı. Yani o vakitler de dikkat çektiğimiz gibi girişim başarısız oldu ama, bizim bu kez de başka bir darbe rejimimiz oldu. Ve bu rejim içinde binlerce insan işinden oldu, hapse atıldı, türlü zorluklar yaşadı, yaşıyor. Ve bu hukuk dışı uygulamalar azalacağına sanki çoğalmış vaziyette. Aylardır insanlar, yakınlarının siyah trasporterlarla kaçırıldığını, işkenceye maruz kaldıklarını söylüyor. Bu ailelerin yakınları geçtiğimiz hafta Cumartesi Anneleri ile birlikte basın açıklamasına katıldılar

Cumartesi Anneleri de yaptıkları açıklamada ailelere destek verdiler ve şunları söylediler: “Bir daha hiç kimsenin kaybedilmemesi için mücadele ediyoruz. Bu insanlığa karşı suçun bir daha asla tekrarlanması için mücadele ediyoruz. Gizli gözaltı merkezleri, işkence ve kayıp iddiaları için derin endişe içindeyiz. Zorla kaçırma ve kaçırılma, kişinin akıbetini gizleme, gözaltında kaybedilmenin ilk adımıdır. Biz sessiz kalmayacağız. Herkes için her yerde insan haklarını talep edeceğiz. 745’inci haftamızda Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek’in akıbetini soruyoruz.”

***

Temmuz Türkiye’nin boğucu bir ayı. Anmalar, yıldönümleri... 2 Temmuz’daki Sivas Katliamı ve hemen peşine gelen Başbağlar Katliamı ile başlayan bu ayın içinde bir de 14 Temmuz var. 14 Temmuz 1982. Yani Diyarbakır Cezaevi’nde ölüm oruçlarının başladığı tarih. Bu tarihin anlamını izninizle 7 yıl önce Radikal’in internet sitesinde yazdığım yazıdan aldığım bir bölümle anlatayım: 

“Çoğunuzun bildiği gibi 14 Temmuz 1982, Diyarbakır Cezaevi’nde ölüm oruçlarının başladığı tarihtir. Ancak biraz daha ayrıntılı hatırlayabiliriz o dönemi. Diyarbakır Cezaevi’nde 12 Eylül darbecileri tarafından uygulanan vahşet, artık hepinizin malumu. 21 Mart 1982’de Mazlum Doğan’ın dava arkadaşlarına üç kibrit çöpü gösterdikten sonra intihar ettiğini de muhtemelen çoğunuz biliyorsunuz. Mazlum Doğan’ın intiharının ardından Dörtler’in, yani Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner’in kaldıkları koğuşta kendilerini ateşe vermeleri de bilinir. Ancak tüm bu eylemlere rağmen Cezaevi yönetiminin işkenceye devam etmesi ve mahkumlara mahkemelerde siyasi savunma hakkı tanınmayışı, ölüm orucu fikrini doğurur. Eylemi başlatan Mehmet Hayri Durmuş’tur. Eylem sonucunda Durmuş ile birlikte Kemal Pir, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz yaşamlarını feda etmişlerdir. 

Kararın alındığı duruşmayı da hatırlamakta fayda var. Özgür Gündem gazetesine konuşan eski tutuklulardan İsmail Kino’nun anlatımına göre Durmuş mahkemede 'Biz sizden bir şey istemiyoruz. Sadece siyasi savunmamız için kağıt ve kalem istiyoruz' demekteydi. Ancak bu kağıt ve kalemin bile çok görülmesi üzerine Durmuş ve arkadaşları ölüm orucuna başladıklarını mahkemede ilan ederler. Mahkemenin asker olan hakimi 'Hayır Hayri, yapma, vereceğiz kağıt ve kalemi' diyor ama Durmuş’un cevabı net. 'Artık çok geç. Veremezsiniz siz. Sizin evet ve hayırlarınızla hareket etmem. Taleplerimizi canımızı ortaya koyarak alacağız' diyor Durmuş. 14 Temmuz’un seçilmesi ise Bastille zindanının basıldığı günden mülhem. 14 Temmuz böyle bir gün işte.” (Radikal internet sitesi, 16 Temmuz 2012, “Neden 14 Temmuz, Neden Has Parti, Neden Leyla Zana?”)

Temmuz da böyle bir ay işte. Tarihimiz ağır, yüzleşmemiz gereken meselelerimiz epey fazla. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusu'ndan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
18.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
4.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
23.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
9.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
3.12.2018
Demirtaş'ı içeride tutmanın 101 yolu
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
31.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive