Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Karamsar K kuşağı


14.11.2018 - Bu Yazı 221 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İki oda bakla sofa evlerde toplanılır farklı kaynaklardan karşılaştırmalı olarak tefsir okunurdu. Öncelik sıralamasının en başında toplumsal ve bireysel inancın temelini oluşturan Kur’an’ı, gönderenin muradına en uygun biçimde anlayıp yaşamın rehberi yapmak vardı. Lüks eşyalar pahalı kıyafetler özenilen değil, uzak durulmak istenen, övülen değil yerilen nesnelerdi. Başörtüsü de sadeliğin tevazunun, başkasını kendine tercih edebilmenin, fani dünyayla ahiret ve hesap günü arasında sağlıklı bir denge kurma çabasının dışavurumuydu. “Ben sana doktor mühendis bakan yazar olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim sadece” sözü avami görünür fakat içinde çok hayati imalar barındırır. Günümüzde makus talih kırıldı ve on binlerce kişi daha önce dindarlardan esirgenen önemli yerlere geldi. Fakat kendi aramızda birçoğuyla en küçük bir sistem tartışması yapabilmek, bir meseleyi kökten ele alabilmek, farklı yaklaşımları nezaketi muhafaza ederek, ufkumuzu genişleterek, birbirimizden olgunluk içinde öğrenerek ilerletmek mümkün değil. Artık küçücük bile olsa dünyevi kayba tahammül yok ve geçmişte verilen onurlu ilkeli mücadeleler kayıp yıllar olarak görülüyor.

***

Ülkedeki takiye sistemi elli yıldır derinden derine işliyor, bunun üzerine yeterince konuşulamadığından, hastalıklı kişilikler halka ateş açtı, dört bir yanı sarıp tehdit oluşturabildi, ülkeyi ateşe verdi. Dindar olduğumuz belli olursa hiçbir yere gelemeyiz diyerek on yıllarca inançlarını gizlemek için olmadık yollara sapmakta beis görmeyenlerin neler yapabileceklerine şahit olduk. Şimdi de kapalı kapılar arkasında iktidara ağır eleştiriler yöneltip fakat aynı “bir yere gelemeyiz” zihniyetiyle her yanlışa eyvallah diyen insanlar var ve bu takiye hastalığının bir sistem meselesi olarak devam ettiğinin göstergesi. Doğruya doğru yanlışa yanlış demekten aciz bırakılmış, her kesimden siyasi edebi akademik sosyal ortamlar, gençleri içten içe çürütüyor. Sadece nefret ya da teslimiyet penceresinden bakabilen başka türlüsünün mümkün olduğu unutturulmuş olan gençler karamsarlık batağında.

İktidar elbette netameli iştir, bir süre sonra çürüttür gözü kör eder ama toplumu arkasına alan güç bir fırsattır da aynı zamanda. Geçmişteki eşitlik adalet ve hakça paylaşma ütopyasını kamuoyu desteğiyle hayata geçirme imkanı. Oysa dünyevi kazanımlar uğruna bütün ilkeleri değerleri inanç birikimini gözünü kırpmadan çiğneyebilen, buna dini kılıf uydurma gereği bile duymayan, konuşunca yalan söyleyen, vaadettiklerini yerine getirmeyen, ahiret inancı olmayan ama camiye de giden yeni bir insan çıktı ortaya. Bu insanlara göre itibarlı mevkilere gelemeyenler, servetlerine ne yolla olursa olsun servet katamayanlar, hala ülkesini halkını dünyayla ortaklaşılacak değerleri, emeği önceleyenler birer çöp, hiçbir yere gelememiş zavallı meczuplar. Gençler cv lerine, dürüstlüklerine, çalışkanlıklarına yaslanarak değil, ilişkilerle bir yerlere gelinebildiğini bizzat deneyimledikçe kasvet çöküyor içlerine. Deizmi değil umutsuzluğu, muhteris yetişkinlerin bir pula bütün ideallerini terk etmesinin yarattığı hayal kırıklığını konuşmak gerekiyor bu yüzden.    

Hepsi bu değil elbette. Dünyanın gidişatı da karamsarlığı desteklemekte. Bir yanda akıl almaz teknolojik gelişmelere bakıp “sizi artık kim tutar” diyerek uçmalarını beklediğimiz yeni nesiller, öt e yandan bu gelişmeler sayesinde en ücra köydeki haneye bile ışık hızıyla ulaşan karamsarlık. Dünyayı varoluşsal bir tehdit olarak algılayan karamsar K Kuşağı. İşsizlik, hakkaniyetsizlik, terör, savaş, iç ve dış göç, ekonomik çöküşler ve insanın insana yaptıklarıyla internet ve sosyal medya sayesinde çok küçük yaşlarda yüzleşmek. Dünyanın dört bir yanındaki acıları kendi başına gelmişçesine psikolojik olarak deneyimlemek. Büyük imkansızlıklar içinde “dünya fırsatlarla dolu, biz her şeyi yapabiliriz” diyen bir önceki kuşağın aksine, hayal kuramıyorum, kendim için ileriyi göremiyorum diyen gençler hiç de az değil.    

***

Canımızı yakacak biliyorum ama “çevremde saygı duyduğum tek bir Müslüman yok ne yazık ki diyen kimi gençlere “o sen ol” demek yeterli olsaydı keşke. Dine mesafeli bir ailede yetişmiş, kendisi de fazla ilgi duymayan iyi eğitimli bir genç kadından şunu işittim mesela. “Kanaat önderi bir din kişisini izliyordum bir şey öğrenebilir miyim diye. Çalışma masasından konuşuyor, arkasında büyük bir kütüphane, ciltli kalın kitaplar olan ağırbaşlı bir adam. Bu kitaplarda ne yazdığını bilmiyorum ama insanlık için önemli şeyler olduğunu düşünüyorum. Birden kadınların nerelerinden ne kadar dövülmesi gerektiğini anlatmaya başladı, o an bu mu deyip düğmeye bastım ve sönüp gitti kalın kitaplar.”

Benim gözlemim Allahın yaratıcı sıfatı olan ulûhiyetini kabul edip, aydınlatıcı sıfatı olan rubûbiyeti reddetmekle ilgisi yok birçok gencin yaşadığı bunalımın. Din adına ortaya konan cehaletten, nezaketsizlikten, merhametsizlikten, haksızlıklardan berî olmak istiyorlar. İdeallerinden vazgeçmiş ana babalarının kişisel çıkarları ve kariyeri önceleme telkinlerinin aksine.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8