Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

‘Dünyaya neden geldim?’


10.4.2019 - Bu Yazı 393 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dünya sinemasında çok az olan kadın sinema yönetmeni,  İslam alemine gelince neredeyse az bulunan bir kimyaya dönüşüyor. Bu nedenle Müslüman dünyanın kadın sinemacılarını daha bir dikkatle izlemek istiyor insan. Nadine Labaki Lübnanlı bir yönetmen. Kuaför ortamında bir araya gelen kadınlar üzerinden toplumsal bireysel nice değerleri, gündelik hayatları anlattığı Karamel filmi epeyce ses getirmişti.

2018 yapımı Kefernahum filmi ise 71. Cannes Film Festivalinde Jüri Özel Ödülünü aldı bile. Daha birçok uluslararası ödül alan, Lübnan tarafından ülkenin Oskar adaylığına seçilen film bu sene de epeyce gündem olup konuşulacak. Film Orta Doğu’nun çocuklarına, kanayan yaramız mülteci meselesine, nüfus artışının köklerine eğilmiş. Neredeyse belgesel diyebileceğimiz kadar doğal bir ortamda mülteci göç dairesinde ve yoksulluğun bin bir çeşidinin kol gezdiği Beyrut’un arka sokaklarında çekilen filmde mekanlar bir bakıma baş rolde.  

***

Film bir mahkemeyle açılıyor. Zain adlı küçük bir çocuk, cezaevinde bir adamı bıçaklamak yüzünden cezasını çekerken bir tv programına katılmış ve anne babasını “beni neden dünyaya getirdiniz” sorusuyla itham ederek suç duyurusunda bulunmuş. Mahkemeye çağırılan anne baba, yaşadıklarının nesilden nesle aktarılan bir yoksulluk ve geleneksel yaklaşımlar dizgesi olduğunu ileri sürerek masum olduklarını iddia ederler. Çok çocuklu Lübnanlı el Haj ailesinin yaşadığı yoksulluğun izleyicinin algı eşiğini aşacak düzeyde olması, yerli yoksullarla sonradan sığınan mültecilerin iç içe geçen felaketi, neredeyse yoksulluğun pornografisi boyutunda gözler önüne serilmiş. Ailenin oniki yaşlarındaki oğlu Zain okula gidememekte, ev sahibi denilen adamın bakkal dükkanında kölece çalışıp çöplük sayılabilecek evde ailece yaşama hakkı kazanmalarına katkı sağlamaktadır. Bir yaş küçük kız kardeşi ise adet görmeye başlar başlamaz bakkalın oğlu tarafından ailenin rızasıyla birkaç tavuk fiyatına kaçırılmış, küçük kız ilk gece hayatını kaybetmiştir. İtirazları ve kafa tutmaları yüzünden evden kaçan/kovulan Zein şehrin merkezinde Etiyopya’dan mülteci olarak gelip Lübnan’a sığınmış, sevdiği fakat ortadan kaybolan bir gençten hamile kalıp işini kaybetmiş bir kadınla kalmaya başlar.

Hikayenin en ilgi çekici yanı annenin sınır dışı edilmek üzere tutulduğundan habersiz Zain’in bebeğe bakabilmek için ortaya koyduğu akıl almaz buluşlar ve moral güç. Ortada hiçbir konu olmasa bile film, yukarıdan ve içeriden gerçekleşen çekimlerle yoksul mahallelerin ve gündelik yaşantının derinliklerine inilebilmesi yüzünden ilgi çekici. Müreffeh yüksek ve orta sınıfların hiç bilemeyeceği hayatlara dokunabilmesi bakımından çok kıymetli. Tabi ki seyirciye bütün bu kötülüklerdeki dahli hakkında da sezdirme yoluyla sağlam bir altyapı sunulabilirse. Üçkağıtçılar istismarcılar, oturma izni alacağım, sahte kimlik yapacağım diye mültecilerin elindeki son paraları da almaya çalışan fırsatçılar. Ortalarda görünen tek iyi insan profili bir rahiple birlikte mültecilerin toplama kampı diyebileceğimiz yere gelen müzisyenler. Demir parmaklıkların arkasından “zavallılar” ordusuna gitar çalıp şarkı söyleyen, onları bir nebze eğlendirmeye güldürmeye çalışan iyi insanlar. Mülteciler ise yüzleri adları belgeleri olmayan sürekli kaynaşan siyah insan yığını. Bir de sarı saçlarıyla birden ortaya çıkıp bir aileye satılmış olan siyah bebeği Etiyopyalı annesine geri getiren kadının koşturması. 

***

Avrupa macerasında epeyce ödül toplayacaktır bu film. Sinema gösterme sanatı. Işık nerelere düşüp hangi duyguları açığa çıkarmak istiyor izleyicide neye yol açmayı hedefliyor, bu elbette yönetmenin öznel seçimi. Zain üzerinden dokunaklı çocukluk değinileri değiniler takdire şayan. Fakat bu sert insanlık dışı hayatların sebebi nedir? Sadece yoksulların fütursuzca cahilce zalimce çoğalıp durmasını mevcut çocuklarına hiçbir şey veremezken, kadınların hala hamile kalmayı sürdürmesini bütün kötülüklerin kaynağı olarak ortaya koymak fazla indirgemeci değil mi? Finalde ailenden ne istiyorsun diyen hakime “artık çocuk yapmasınlar istiyorum” diyen Zain yönetmenin mesajını da böylece iletmiş oluyor. Çünkü ruhunun çürüyen et gibi yandığını hissettiği cezaevinde hayattan tek hatırladığı aşağılanma, dayak, zorbalık ve küfür. Bütün bunların sorumlusu olarak eşitsizlikleri, hakça paylaşılmayan yönetimleri ileri sürmek adil mi? Peki konu Lübnan ise defalarca İsrail tarafından bombalanmış olmanın, dayanılmaz koşullardaki Filistin mülteci kamplarının, son yıllarda yaşanan tahammülfersa Suriyeliler göçünün ve müsebbiplerinin hiç mi etkisi yok. Labaki bir iki saniye de olsa Filistinli Mısırlı Etiyopyalı Suriyeli Iraklı ve daha birçok ülkeden gelen mülteciler neden mülteci sorusuna eğilseymiş keşke. Batının dahlinden, sebep oldukları korkunç savaşlardan ve sonuçlarından birkaç replik de olsa bahis açsaymış. Belki daha az rağbet görürdü ama çok daha saygın güçlü ve kıymetli olurdu filmi.           

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive