Danışman, müşavir, advisor (ing.), conseiller (fr.) etkin yönetimin olmaz ise olmazıdır.

Ama bu olmaz ise olmazın da kendi içinde bir olmaz ise olmazı vardır.
Bu son “olmaz ise olmaz” ise danışmanın danışana hayır diyebilme sofistikasyonudur.
Bu danışmanlık kurumu özel kesimin bünyesinde ise, patron danışmanına boşa para veriyor ise, doğrusu beni pek ilgilendirmez, şirketin hissedarlarını, ortaklarını falan ilgilendirir, ben de bu konuda yazı yazmam.
Ama, söz konusu danışmanlık kurumu kamu kesimi içinde bir istihdam alanı ise, yani danışman denen o insanlar kamu parası ile maaşlarını alıyorlar ise, benim ve her vatandaşın, her vergi ödeyenin bu kurumun işleyişi, danışmanın niteliği, işe yararlığı, danışman istihdam edenin bu danışmana bakış açısı üzerinde söylemesi gereken sözler vardır.

Yazının belki de en sonunda söylemem gerekeni en başta söyleyeceğim.
Danışman, kamu parası ile maaş alan kişi, hayır demesini bilen, kendisini istihdam eden kişiye “düşünceniz yanlış, meseleye bir de bu açıdan bakmak lazım” diyecek cesaret ve formasyonu olan kişidir, daha doğrusu öyle olması lazımdır, hatta şarttır.
Başka bir ifadeyle de, fıkrada olduğu gibi, danışmanlık gerektiğinde Padişahın değil patlıcanın dalkavuğu olmasını bilmek demektir.
Zaten o zaman dalkavuk değil, danışman olunur.
Bizim danışmanlık geleneğinde ise sözde danışmanlar, yine aynı fıkrada olduğu gibi, çok büyük ölçüde sadece padişahların dalkavukluğunu yapmakla yetinmektedirler.
Parayı, kamu parası olmayan parayı, Padişah kendi cebinden veriyorsa mesele yok demektir.
Ama, bu dalkavukluk parası milletin cebinden çıkıyorsa, ortada bu müesseseye yönelik büyük bir mesele var demektir.
Cumhurbaşkanının, Başbakanın, bakanların, tüm seçilmişlerin karar verme meşru ve yasal yetkileri vardır ama bu kararlar manzumesi için birikimleri her zaman yeterli olmayabilir.
Ancak, buna rağmen, söz konusu seçilmişlerin, bunu da doğal karşılamak lazım, her konuda görüşleri vardır ve bu görüşlerine çok güvenirler.
Yanlarında da danışmanları vardır ama bu seçilmişlerin danışmanlarından beklentileri, kendi yerleşik, doğru ya da yanlış, görüşlerinin sorgulanması değil, tam tersine danışmanlık kurumu tarafından tasdiki, hatta daha da güçlü bir biçimde ifade edilmesidir.

“Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Bakanım, bu görüşünüz, bu planınız, benim sayesinde devletten maaş aldığım bilgi birikimim doğrultusunda doğru olmayabilir, meseleye bir de şu açıdan bakmanız lazım” diyebilecek çapta bizim devlet kadrolarında kaç tane danışman istihdam edilmektedir?
Bir danışman da “Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Sayın Bakanım, ne isabetli buyurdunuz” diyecek ise, danışmanlık kurumuna yani kendisine aslında ne ihtiyaç vardır?
Vergi mükellefi sadece entelektüel (!) tasdik görevi yapan danışmana neden para vermektedir, maaş ödemektedir?
Çevremize bir bakalım, bu mesele sadece bugünle ilgili bir mesele de değildir maalesef, danışan seçilmişe itiraz eden kaç danışman hatırlayacaksınız?
Son zamanlarda ekranlarda Cumhurbaşkanı danışmanı sıfatıyla tartışma programlarına çıkan çok sayıda insan görüyoruz, bendeniz bunların bir bölümünü şahsen de tanıyorum, bilgi birikimleri konusunda da yorum yapmayacağım.

Ekranlarda görebildiğim, bu danışmanların (!), günlük sıcak tartışma konularında, en azından Sayın Cumhurbaşkanı kadar inançlı, istekli, kararlı oldukları.
Ne kadar bilgililer, bu konuda ise pek emin değilim ama Sayın Cumhurbaşkanının ilgi alanına giren konularda kendisiyle yüzde yüz aynı çizgideler.
İlk bakışta “neden olmasın? ya da “peki nasıl olmalı?” diye sorulabilir ama bu sorulara bendenizin yanıtı sadece “tam tersi olmalı” istikametindedir.
Sayın Cumhurbaşkanını üzmek, sinirlendirmek için değil, ama her karara mündemiç potansiyel yanlışları bir ölçüde eleyebilmek için.
“Sayın Cumhurbaşkanım, ne kadar isabetli düşünüyorsunuz” demek için alınan bu danışmanlık ücretleri, maaşları hak mıdır?
Bu danışmanlık kurumunun geldiği, daha doğrusu hep olageldiği çizgiyi düşündüğümde tarihte sürekliliğin bazen ne kadar komik çizgilere dayandığını da görebiliyoruz.
Cumhuriyet keşke Osmanlı’nın, batı saraylarının dalkavukluk kurumunu gerçek bir danışmanlık kurumuna çevirme basiretini gösterebilse idi.
Ben; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan olsam, çevreme danışman olarak benden adeta yüz seksen derece ters düşünen kişileri danışman alırım.
Böylece onlar da aldıkları danışmanlık paralarını, beni düşündürerek, hatta biraz kızdırarak ancak hakkedebilirler.
Günümüzde ise gördüğüm sözde danışmanlar, mesela Sayın Cumhurbaşkanının danışmanları, Cumhurbaşkanının zaten ezelden beri angaje olduğu konuları kendisinden bile daha güçlü dillendirme yarışındalar.
Türkiye ve hatta Sayın Cumhurbaşkanı için çok yazık.

  • Abone ol