Dünya büyük bir devrim, bir dijital devrim yaşıyor.

Geçmişi de taş çatlasa otuz, otuz beş sene, yani daha çok yeni.

Bu nedenle de sorunları var ama insanlık bu sorunlara muhtemelen çözüm bulacak.

Bu kısa yazıda dijital devrimin ne anlama gelebileceği konusunda fazla bir şey söylemeyeceğim ama ilk sonuçlarına değineceğim.

Tek söyleyebileceğim bu dijital devrimin, toplumun henüz azınlığını oluşturan bir kesimin üretkenliğini tarihte misli görülmemiş bir ölçüde arttırmış olması.

Toplumun henüz küçük diyebileceğim bir kesiminin olağanüstü üretkenlik artışları ve buna bağlı olarak da toplumun bütününün, milli gelir büyüklükleri olarak, zenginleşmesi söz konusu.

Sorun şimdilik bu olağanüstü zenginleşmenin ama küçük bir kesimin zenginleşmesinin toplumun geniş kesimlerine yansımıyor oluşu.

Bu yansımanın gerekli kurumsal temelleri de henüz oluşturulabilmiş değil.

Bu dijital devrimin kazananları var, kaybedenleri var.

Kazananları olağanüstü paralar kazanıyorlar ve kazanacaklar ama kaybedenleri, nedenleri, başta eğitim yapısı olmak üzere, çok çeşitli ve sayı olarak da çok fazlalar.

Karşımıza çıkan manzara şimdilik şu: Kazananlar azınlıkta ama bu azınlığın gelir artışı olağanüstü, milli gelir de buna bağlı olarak artıyor ama kaybedenler bu olağanüstü gelir artışından pay alamıyorlar ama seçmen çoğunluğu kaybedenlerde.

Bill Gates’in vakfının yaptığı sağlık harcamalarının Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) harcamalarından daha fazla olduğu söyleniyor.

Bu dengesizlik, bir tarafta geliri olağanüstü artan bir dijital teknoloji kullanan kesim, öbür tarafta da demografik olarak çok daha baskın kaybedenler kesimi.

Gelir bölüşümü de çok bozuk çünkü yeni kurumsal bölüşüm mekanizmaları henüz hayata geçmiş değil.

ABD’de Trump seçimleri böyle, dijital devrim içinde olmayanlara yani çoğunluğa dayanarak kazandı.

Ama, 21. Yüzyılda dijital devrim taşıyıcılarına dayanmadan siyasette sürdürülebilir başarı mümkün değil.

Obama’nın ısrarla sağlık harcamaları reformunun arkasında durması, taşıyıcısı olmasının nedeni sadece insani kaygılar değil, dijital devrimin sürdürülebilir olması kaygısı idi ama yetmedi.

ABD devreye yeni kapsayıcı, gelir bölüşümünü iyileştirici ya da dijital devrim kazananlarının sayısını kaybedenlerin üzerine çıkaracak kurumsal düzenlemeler sokamaz ise bu büyük ülke büyük bir siyasi krize sürüklenebilir ama ABD pragmatik zekasının ve dijital devrimin taşıyıcılarının bu soruna çözüm üretebileceklerini düşünüyorum.

Fransa’da Macron-Le Pen rekabeti biraz Trump-H. Clinton rekabetine benziyordu ama sonuç farklı tezahür etti çünkü Fransa’da hem dijital devrim ABD düzeyinde hala değil hem de geleneksel sosyal devlet anlayışı bu dijital devrim dışında kalanların dışlanmışlık hislerini biraz törpülüyor.

Meseleyi özetleyerek yazıyı noktalayalım: Dijital devrim çok başarılı, dijital teknolojileri kullananların üretkenliği olağanüstü arttırıyor ama bu kesim hala azınlıkta, oysa kaybedenler her yerde hala çoğunluktalar.

Çağın meselesi belki de kapsayıcı tazmin ilkelerinin, çok kazananların kazançlarının bir bölümünü dışlananların kayıplarının kapatılması için aktarmasına rağmen hala kazançlı olmayı sürdürmeleri, kurumsal olarak devreye sokularak sistemlerin yeniden üretilebilirliğini garanti altına almak.

Lütfen kimse bu dijital devrimden geri dönülebileceğini iddia etmesin, hem aptalca hem de çok insanlık dışı olur.

Mesele bu sistemlerin ürettiği sorunları etkin tazmin mekanizmaları ile çözebilmek.

  • Abone ol