Ben kendimi tanımlamak için muhafazakar kavramını kullanmam, kullanamam ama muhafazakarlık kavramına çok önem veririm, çok değerli bulurum çünkü en basit tanımı bile çok önemli.

Aşağıda Wikipedia’dan aldığım evrensel diyebileceğimiz muhafazakarlık tanımını noktasına bile dokunmadan aynen aktarıyorum:

Muhafazakârlık, geleneksel sosyal etmenlerin muhafaza edilmesini destekleyen politik ve sosyal felsefedir. Daha belirgin bir anlamda ilgili toplumun içinde bulunduğu çağın gereklerini göz ardı etmeksizin, geçmişten gelen tarihi, kültürel ve medeni birikimlerini kaybetmeden, kısaca öz dinamiklerinin değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan siyasi bir görüştür.”

Hemen şimdi de yine Wikipedia’dan aldığım “Türkiye’de muhafazakarlık” tanımını aktarıyorum:

Türkiye'deki muhafazakarlık anlayışı dönem dönem farkı ideoloji ve görüşlerle birlikte de var olmuştur ve esas olarak sağcılık ile eş anlamlı olarak değerlendirilmektedir. Muhafazakarlığın birlikte yaşam alanı bulduğu görüşler ve ideolojiler arasında İslami demokrasiİslamcılık ve milliyetçilik yer almaktadır. Bunun neticesinde muhafazakâr demokrasi gibi kavramlar ortaya çıkmıştır ve çeşitli muhafazakar partiler bu etiketi benimsemiştir. Milliyetçilik, İslamcılık ve muhafazakârlığın iç içe geçtiği anlayış ise "Türk tipi Muhafazakârlık" olarak ele alınmaktadır”.

İki tanım arasında kanımca temel fark bizim muhafazakarlık anlayışımızda din ve milliyetçiliğin özel bir ağırlık kazanması, evrensel tanımda ise özellikle din kavramının korunması gereken diğer kavram ve birikimlerden sadece biri olması.

Din ve milliyetçilik kavramlarının bizim muhafazakarlık anlayışımızın temel dayanakları olmasına da bir itirazım olamaz ama başta dil, müzik, edebiyat, mimari gibi kavramlar olmak üzere başka değerleri de önemsememiz şartıyla.

Geçerken şunu da hatırlatayım, alıntıları yaptığım Wikipedia’ya ulaşımı yasakladılar sözde muhafazakarlar, ayıbın daniskası.

Senelerdir yazıyorum, kendine muhafazakar diyen rant çevrelerinin Mimar Sinan’ın büyük eseri Süleymaniye’nin silueti üzerine eşek kulakları takılmasına (Zeytinburnu ikiz binaları) ses çıkarmamaları halinde kendilerini, kıldıkları namaza, tuttukları oruca rağmen muhafazakar diye tanımlamaları en hafif tabiriyle komik olmaktadır.

Geçen gün ekranlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP grup toplantısında yaptığı konuşmayı izliyorum.

Açılış konuşmasını yapan Başbakan Binali Yıldırım Sayın Erdoğan’ı kürsüye davet etmek için “Sayın Cumhurbakanım kürsüye teşriflerinizi istirham ediyorum” diyor.

Sayın Başbakan Binali Yıldırım kendini muhafazakar ilan eden bir partinin başkanı ya da yeni tabiriyle genel başkan vekili ama Türkçeyi yanlış kullanıyor.

Acaba ağzından yanlışlıkla mı çıktı diye bakıyorum, aynı hatayı on saniye içinde tekrarlıyor.

“Teşrif etmek şereflendirmek demek yani kürsüye teşrifleriniz denmez, kürsüyü teşrifleriniz denir ama muhafazakarlığı biraz dini ritüel biraz da rant dağıtımı olarak algılayan zihniyet çok sahip çıkmak ister göründükleri geleneksel Türkçeyi, Osmanlıcayı yanlış kullanıyor, kimse de bunu dert etmiyor, bunların kendilerine muhafazakar demesini de kimse eleştirmiyor.

Sözde muhafazakarların kendilerinin ciddiye almadıkları muhafazakarlık değerlerini, en başta dil, başkaları neden ciddiye alsın, bu da başka bir mesele.

Hem kendine muhafazakar de, hem de Türkçeyi, Osmanlıcayı yanlış kullan, en küçük bir özen bile gösterme.

Sevsinler böyle muhafazakarları.

Bu tür bir muhafazakarlık yeni bir kavram olsa gerek.

Dini ritüel soslu rant kollama, dağıtma muhafazakarlığı.

  • Abone ol