Zor bir yazı konusu farkındayım ama bu konuyu da, bu ilginç açıklamaları da tartışmaktan kaçmayalım.

İlber Ortaylı’nın, sıradan biri değil, Irak meselesine ilişkin bir yazısı gözüme çarpıyor basında (Hürriyet, 1 Ekim 2017).

Prof. Ortaylı şöyle diyor: “İrredantizm geniş Kürt coğrafyası için 19’uncu yüzyılın genç İtalya’sı veya Balkan uluslarının bazı hayalleri gibi değildir. Ama bize düşen de öncelikle Kerkük ve Erbil’deki bir milyonu aşkın Türk nüfusu yalnız bırakmamaktır.
...
Türkiye’nin en önemli sorunu Kerkük ve Erbil Türkleridir. Milyonun üzerindeki kitleyi kimse görmezlikten gelemez. Ayrıca bu halkın gözden çıkarılması da sorunu halletmez. Herkesin başını ağrıtacak bir kitledir, bir halk topluluğudur. Eğitimlidirler, üretkendirler ve Türk kimliğine sahip çıkma konusunda taviz vermezler.”

Kanımca, bu “kanımca” ibaresini koymakta ısrarlıyım, Türkiye’nin çözümsüz gibi duran iki temel meselesi vardır ve çok farklı, birbirini yemede kararlı kesimler de bu konuları aslında gereği gibi gündeme getirmezler.

Gündeme getirmezler zira söz konusu kavramları biraz detaylı tartışmaya açtığınız zaman ortaya çıkabilecek sorunlardan kaçmak isterler.

Bu iki çok temel sorun “devlet-din” ilişkisi (laiklik meselesi) ve yurttaşlık tanımıdır.

Bu iki konuda da, herkes kullanacağım tabiri affetsin, farklı kesimler sahtekarlık yapmakta birleşiyorlar gibime gelmiştir her zaman.

Laiklik konusunda dindar kesimler bu kavramı “din ve vicdan hürriyeti” olarak tanımlamak isterler, oysa hiç alakası yoktur, din ve vicdan hürriyeti bir temel hak ve özgürlük meselesidir, laiklik ise bir devlet meselesidir.

“Türkiye laiktir, laik kalacak”çı kesim ise laiklikten çok yanadır ama Diyanet işleri meselesini tartışmak bile istemezler nedense.

İkinci konu, yurttaşlık konusu ise daha da hipokriziye açık bir konudur.

Bu konuda kafatasçı ırkçılara daha fazla saygım var zira yalan söylemezler, türklük meselesini bir ırk konusu olarak görürler, açık açık da söylerler.

Her türlü kavmiyetçiliği reddeden dindarlara da aynı şekilde saygı duyarım, daha doğrusu duyardım ama “her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık” diyebilen Erdoğan bu konuda tornistan yapıp milliyetçiliğini MHP ile, BBP ile yarıştırmaya başlaması ile birlikte kavmiyetçiliği reddeden dindarlar da çok büyük oranlarda milliyetçi oluverdiler bir anda.

Kendine Kemalist diyen kesim ise müthiş bir hipokrizi içinde (isterseniz iki yüzlülük de diyebilirsiniz) ısrarla anayasal vatandaşlıktan yana olduklarını, Anayasanın 66. Maddesinde ifadesini bulan Türk kavramının hukuksal bir kavram olduğunu söylerler, kökeni ne olursa olsun (Türk, kürt, arap, ermeni, rum, çerkez, vs.) vatandaşlık sıfatının Türk olduğunu, Türk kelimesinin sadece bir anayasal içerik olduğunu belirtirler.

“Türk demek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı demektir” diyenlere de ben hep şunu sormak isterim: “Bulgaristan Türkü, Kıbrıs Türkü (bu arkadaşlar vatandaşımız değil) ne demektir öyleyse?

Türk kelimesi isteyenin istediği şekil ve içerikle kullanacağı bir maymuncuk mudur?

Bulgaristan türkü vatandaşımız değil ama türk, vatandaşlar da türk, Kıbrıs türkü de var.

Sayın Ortaylı’nın yukarıdaki ifadesinden de anlaşılacağı gibi bir de “soydaş Türkmen” tanımı var.

Irak ve Suriye Türkmenlerinin refahı, özgürlüğü, güvenliği için onlarla ilgilenmek başka şeydir, Türkmenleri soydaş olarak tanımlayıp büyük hukuki, anayasal fauller yapmak bambaşka bir şeydir.

Türkiye devleti bölgede üstelik sadece Türkmenlerin güvenliği ve refahı ile değil tüm halkların, kürtlerin, yezidilerin, arapların güvenliği ile de, iddiası sürecek bir devlet ise, ilgilenmek zorundadır, hem Türkmenlere soydaş de, hem de anayasal vatandaşlık iddialarında bulun, gerçekten komik oluyor.

Doğrudur, Türkmenlerin bizim ülkemizde etno-kültürel açıdan milyonlarca soydaşı vardır ama başka vatandaşların da başka soydaşları vardır sınır ötesinde.

Irak kürtlerinin soydaşları bizim kürtlerimizdir, Ermenistan Ermenilerinin soydaşları da bizim ermeni vatandaşlarımızdır.

Hele devlet sözcülerinin, yani seksen milyonu temsil etme iddiasında olanların Türkmenler için soydaş ifadesini kullanması tam bir hukuk ve anayasa skandalıdır.

Türkiye bu iki meselesini, laiklik ve vatandaşlık, hukuki bir çerçevede ele alamamanın sıkıntısını yaşamaktadır.

Biraz tutarlılık ve hukuka saygı lütfen.

  • Abone ol