10 Mart 2018 tarihli, 30 356 sayılı Resmi Gazete’de “Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun” başlıklı bir yasa yayınlandı.

Yasanın başlığı çok güzel, Türkiye’nin dış kaynağa dayalı büyümeye ihtiyacı var, bunun için de yabancı yatırıma ihtiyacı var.

Yerli ve daha da önemli olmak üzere dış yatırım için de Türkiye’nin yatırım ortamını düzeltmesi gerekiyor.

2006, 2007 senelerinde 22 milyar dolara ulaşan yabancı sermaye yatırımları 2017 senesinde 12 milyar doların da altında.

Yatırım ortamının iyileştirilmesi demek ise, 2018 Türkiye’si için, bürokratik bazı engellerin aşılmasından ziyade hukuk güvenliği demek, hukuk devleti demek, yargı organlarının kararlarının evrensel hukuka uygunluğu demek, yabancı yatırımcının önünü görebilmesi yani iktisadi, siyasi, hukuki öngörülebilirlik demek, ekranlarda devlet aparatının en tepesindekilerin sürekli birilerine bağırmaması demek, askeri jargonun ancak çok gerekli olduğu yerlerde ve minimum düzeyde kullanılması demek, AB kurumları ile iyi ilişkiler demek, genel anlamda batı dünyası ile iyi ilişkiler demek, NATO üyesi bir ülkenin Rusya’dan füze almaması demek zira bu tür girişimler yakın geleceğe yönelik çok önemli belirsizliklerin kaynağı oluyor.

Oysa, 10 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan yasaya bakıyorsunuz ve karşınıza şunlar çıkıyor:

M1: Tapu Kanunu ile ilgili;

M2: Vergi Usul Kanunu ile ilgili;

M3: Harçlar Kanunu ile ilgili;

M4,5,6: Kat Mülkiyeti Kanunu ile ilgili;

M7,8,9: Kooperatifler Kanunu ile ilgili;

M10: Belediye Gelirleri Kanunu ile ilgili;

M11: Mera Kanunu ile ilgili;

M12,13: Gümrük Kanunu ile ilgili;

M14,15: Yapı Denetimi Hakkında Kanun ili ilgili,

M16,17: Belediye Kanunu ili ilgili,

M18,19: Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile ilgili;

M20: Tapu Kadastro Kanunu ile ilgili;

M21 ile 33 arasındaki maddeler ise Türk Ticaret Kanunu ile ilgili.

Kimse yanlış anlamasın, muhtemelen bu konularda da değişiklik yapılması yatırım ortamını çok küçük ölçekte olumlu da etkileyebilir ama Türkiye’nin yatırım ortamının çok ağırlıklı olarak ihtiyaç duyduğu konular bunlar değil.

Üstelik bu konuların tümü kanımca doğrudan yabancı sermaye yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik değil, içerideki rant ortamının iyileştirilmesine (!!!) yani rantların arttırılmasına yönelik.

Örneğin, iletişim şirketlerinin yatırım ortamı için mera kanununda değişikliğin ne anlama geldiğini birilerinin muhtemelen kamuya anlatması lazım.

Tüm bu değişiklikler yerine ya da ilaveten mesela OHAL’in kaldırılmasının yatırım ortamına katkısı bu maddelerde öngörülen değişikliklere oranla mukayese edilemez bir oranda olumlu etki yapacaktır ama siyasi erk bunu ısrarla görmek istemiyor.

AB ile ilişkilerin 2004 düzeyine çekilebilmesi her şeyden önemli ama artık bu konularda çok ümitli değiliz, siyasi iktidar 2019 seçim ortamına OHAL koşullarında ve dış dünya ile kavga jargonuyla girmek istiyor.

Birilerinin siyasi iktidara yatırım ortamının 21. Yüzyılda ne anlama geldiğini anlatması lazım muhtemelen.

  • Abone ol