24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk, bir ihtimal de son turu yapılacak.

Altı aday var: Recep Tayyip Erdoğan (AKP), Muharrem İnce (CHP), Selahattin Demirtaş (HDP), Meral Akşener (İyi Parti), Temel Karamollaoğlu (SP) ve Doğu Perinçek (Vatan Partisi); adaylar dün Resmi Gazete’de yayınlandı.

Erdoğan’ın ilk turda Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için yüzde elli artı bir oy alması gerekiyor.

Başka bir ifade ile de Erdoğan’ın ilk turda seçilmesi demek kendisinin (Erdoğan), tek başına, diğer beş siyasi hareketin liderinin, temsilcisinin oyundan daha fazla oy toplaması demek.

Seçimlerde oy, sandık hilesinin öyle söylendiği ölçüde yüksek olduğu, sonuçları etkileyecek ölçüde olduğu kanısında değilim.

Ama, siyasi hile, siyasi adil rekabeti bozacak ahlaksız dengesizlikler diz boyu.

Ve bunlar da seksen milyon vatandaşın, yaklaşık 58 milyon seçmenin gözlerinin önünde açık açık yapılıyor.

Bu rekabeti bozucu ahlaksız uygulamalara (TRT, kamu bankacılığı kaynakları ile partileştirilen diğer TV kanalları, gazeteler, hapisteki siyasetçiler, kanaat önderleri, vs.) rağmen seçmenin bu ahlaksızlıkları aşacak bir tavır sergileyebilmesi lazım zira olan biteni herkes görüyor.

Adaylardan biri seçim kampanyalarında (nedense hep seçim öncesine sıkıştırılmış açılışlar) devlet uçağını, her türlü devlet kolaylığını bile kullanıyor ama seçmen bu duruma ses çıkarmıyor nedense.

Ses çıkarırsa 24 Haziran günü çıkaracak, bu da kesin değil.

Bugünkü yazımın temel mesajı şu olacak: Şayet 24 Haziran seçimlerinde Erdoğan, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı, on dört sene Başbakan, bugünkü olumsuzlukların ve varsa olumlu yanların tek başına sorumlusu ve sahibi, diğer beş adayın toplayacağı oylardan daha fazlasını toplarsa, yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.

Ama, mesele bu kadar basit değil.

Bu durumu, ihtimalin sıfır olmadığını herkes biliyor, herkes şapkasını önüne koyarak iyice düşünmeli.

Bırakın Erdoğan’ın ilk turda seçilme ihtimalini, 2018 Türkiye koşullarında böyle bir adayın oy oranının yüzde kırklarda olması bile düşündürücü.

Bu durumu, halkımız aptaldır, cahildir, makarnacıdır, kömürcüdür dangalaklıklarına sapmadan iyice analiz etmek şart.

Hatta, daha seçime bir buçuk ay var, bugünden bu analizi yapmak gerekiyor.

Erdoğan bir tarafta, karşı tarafta beş aday var.

Bu beş adaydan biri CHP temsilcisi, köklü ve büyük bir hareket, ikincisi tüm kürt seçmenin sevdiği, desteklediği, çok önemli bir aday, hapiste olmasının oy toplama açısından artısı bile vardır, üçüncü aday her açıdan dökülen MHP’nin içinden gelen ve bu yine köklü milliyetçi geleneğe sahip çıkan, cerbezeli bir aday, dördüncüsü AKP’nin de içinden geldiği siyasi hareketin özünü temsil ettiğini iddia eden, çok pozitif bir profil sunan, devlet tecrübesi olan, iyi eğitimli bir aday, beşincisi ise ulusalcı sol denen (ne demekse?) bir hareketin herkes tarafından tanınan popüler bir adayı.

Şayet Erdoğan, 24 Haziran’da, tek başına bu beş adayın toplamından daha fazla oy alırsa durumun bütününün gözden geçirilmesinin, muhtemelen geç bile kalındı, şart olduğu bir kez daha belli olacak.

Üstelik Erdoğan bu seçimlere çok yüklü olumsuz bagajlarla giriyor.

Enflasyon, faizler, kur dalgalanmaları çok kötü bir aşamada.

Bir büyüme var ama kaynakları çok sağlıksız ve nitelikli istihdam yaratmıyor.

Erdoğan’ın kadrolarının da çok düzeyli olduğunu düşünmek kolay değil.

Türkiye tüm geleneksel dış politika bağlantılarında bir felaket yaşıyor, ABD ile kavgalı, AB macerası bitti, Avrupa Konseyi ile çok sorun var masada, NATO ilişkileri berbat (mesela S-400’ler).

Üstelik ortada ciddiye alınabilecek bir alternatif de bulunmuyor, Katar, Sudan gibi ülkeleri alternatif saymazsanız.

İçeride ise temel haklar ve özgürlükler alanında facialar yaşanıyor.

Çok çirkin seçim politikaları izleniyor; OGS cezalarına af getirilmesi meselesi çok iğrenç çünkü OGS’yi düzgün kullanan milyonlarca vatandaşı devlet (AKP) açıkça dangalak, aptal yerine koyuyor ama bu cepheden de ses yok.

Düşünsenize, bir sürücü parasını ödüyor, köprülerden iyi vatandaş gibi geçiyor, diğeri, muhtemelen bir üçkağıtçı, kaçak geçiş yapıyor ama AKP bu kaçak geçişleri affedecek; kimse şöyle ya da böyle bir araba sahibinin OGS parası ödeyecek hali olmadığını bana anlatmasın.

Herkesin, dürüst vatandaşların yapması elzem ilk iş bu affın başlangıç tarihinden bu yana safça ödedikleri köprü paralarını, kayıtlarda kuruşuna kadar var, geri istemeleri, ya da bugünden itibaren arabalarından OGS kartlarını söküp öyle geçiş yapmaya başlamaları; bunu bile yapamayan bir vatandaş kitlesine ancak koyun sürüsü denir muhtemelen.

İlk tur sonuçları Türkiye için çok önemli; şayet bir ikinci tur olursa, yüzde yüz de değil, bunun değerlendirmesini de daha sonra yaparız muhtemelen ama bugünkü adaylar yapısında Erdoğan’ın ilk turda ya da ikinci turda seçilme ihtimalinin sıfır olmaması bile başlı başına ilginç bir durum.

  • Abone ol