Yerli araba tartışmaları sağduyulu, ortalama zekalı ama biraz bu meselelerle ilgili herkesi isyan ettirecek saçmalıklarla dolu.

Tarafların hepsi saçmalıyor, doğal olarak da en fazla saçmalayan “yerli araba projesinin” sahibi gibi duran iktidar cenahı.

Ama, muhalefetin eleştirileri de doğrusu iktidarı aratmıyor.

Neden böyle yazdığımı, hoş, daha önce de yazdığımı hatırlıyorum, kamu parasının anlamı ve önemini bilen bir vatandaş olarak tekrar açıklamaya çalışacağım.

Anahtar kavram teknolojik dışsallık kavramı, bu kavramı da aşağıda açacağım ama yetkililerden de açıklama istemek hepimizin, tüm vergi ödeyenlerin en temel hakkı.

Mesele asla Türkiye’nin yerli araba üretmesi ya da üretmemesi değil, konu böyle konunca tartışma da anlamsız hale geliyor.

Bir işadamı ya da bir konsorsiyum ya da yabancı bir ortaklık küresel iş bölümü çerçevesinde ve dünya pazarları için Türkiye’de büyük ölçekli otomobil üretimine girerlerse kimsenin buna bir itirazı olamaz kanısındayım.

Sınırlı kaynakların yanlış tahsisi gibi tartışmalar olabilir ama bu konu, işin içine kamu parası girmez ise, en nihai analizde yatırımcının, üreticinin meselesidir, başkalarına da söz söylemek düşmez ya da çok sınırlı ölçüde düşer.

Dünya pazarlarını ele geçirecek, küresel otomobil piyasasında ciddi bir piyasa payı yakalayacak bir yerli üretim, en azından kendi adıma ifade edeyim, beni çok da mutsuz kılmaz, aksine muhtemelen hoşlanırım da bu durumdan.

İtirazlar olabilir, bunları şimdiden duyar gibi oluyorum, kaynak tahsisindeki tercihler üzerine olacaktır ama dediğim gibi bu para özel paradır, kullanım tercihi de nihai analizde sahibinindir.

Türkiye’de ise yerli araba üretimi projesi bu temelde yürümüyor.

İşin içinde, en başından beri, devlet, AKP, Erdoğan var ve bu işin içinde olma durumu sadece manevi destek, fikir babalığı düzeyinde de değil, kamu kaynakları kullanılıyor, kullanıldı, hatta işin başında girişilen faaliyetlerde büyük paralar sokağa atıldı.

İyi bir iktisatçı böyle bir projede kamu kaynağı yani vergi ödeyenlerin gayretlerinin kullanılmasına da karşı çıkmayabilir ama sadece ve sadece bir koşulla.

O koşul da, söz konusu yatırımda ciddi bir innovasyon ve teknolojik dışsallığın mevcudiyetidir.

Yatırımda ciddi boyutlarda bir teknolojik innovasyon ya da teknolojik dışsallık yoksa böyle bir yatırıma kamu parası tahsis edilmesi yolsuzluktur, kayırmacılıktır, birilerini zengin etme çabasıdır.

Teknolojik dışsallık demek bir üretim sürecinde devreye sokulan bir teknolojik innovasyonun başka sektörlerde de girdi olarak kullanılması demektir.

Bizim yerli araba projesinde bu tür bir teknolojik dışsallık var mıdır?

Hibrid ya da elektrikli araba teknolojileri tüm dünyada zaten çok önemli ve tüm detayları bilinen bir seviyeye ulaşmıştır.

Türkiye’de bu işe girişen ve kendilerine tuhaf bir bizimde “babayiğit” adı verilen girişim gruplarının bu teknolojiye katkıları ne olacaktır?

Devlet destekli yatırım yapmak ne zamandan beri babayiğitlik olmaktadır?

Bu mesele çok netleşmeden yatırıma aktarılacak olan kamu parası, çok net ifade ediyorum, yolsuzluktur ve eninde sonunda hesabı sorulur.

Otomobil üretimi, doğrudur, istihdam yaratıcıdır ama kamu parası istihdam için de kullanılamaz, böyle bir gerekçe yolsuzluğun boyutlarını daha da büyütür.

Devlet bu proje için ne kadar kamu parası tahsis etmiştir ve edecektir, bu bilgi HEMEN kamu ile paylaşılmalıdır.

Paylaşılması gereken ikinci konu da, en önemlisi, yatırımın ne ölçüde teknolojik dışsallık üreteceği, içereceğidir.

Bu son konu çok teknik bir konudur, kamu parasının kullanımını meşrulaştırmak için hem Türkiye üniversitelerinden hem de dünyanın önde gelen mühendislik fakültelerinden görüş alınıp kamu ile paylaşılmalıdır.

Kamu parası kullanılmayacak ve bir girişimci grubun oluşturacağı “joint venture” ile küresel piyasalar için üretim yapılıp büyük ölçüde ihracat gerçekleşecek ise aklı başında her vatandaş bu işi alkışlar, bu durumdan mutluluk duyar.

Bu arada şunu da unutmayalım, çok önemli, artık ihracat da kamu parası desteği için bir argüman değildir, kimse bu projeye aktarılacak kamu paralarını ihracat eksenli bir meşrulaştırma gayreti içine girmesin.

Ancak, meselenin en zor boyutu, Türkiye’de vergi ödeyenlerin kamu parası kullanımı hakkında duyarsızlıklarıdır, bu mesele üzerinde kafa yormak, yorum yapmak şarttır, bu sorunun aşılması bir mecburiyettir.

Türkiye’de üniversitelerin bu berbat ortamda bu projeyi kamu parası kullanımı ekseninde takibe alabilmeleri bana pek olanaklı gözükmemektedir, rektörlüklerden, dekanlıklardan izin çıkma ihtimali sıfıra yakındır, böyle bir işe girişenlerin başına gelmesi muhtemel örnek İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı rezaletidir.

Kamu parası ne demek çok iyi bilen ama mühendislik bilgisi olmayan sorumlu bir vatandaş olarak bu konuda elime geçen bilgileri, teknolojik dışsallık haberlerini okurlarla paylaşmayı bir görev, bir vatandaşlık görevi olarak kabul ediyorum.

Muhalefetin de meseleye kaporta-araba koltuğu üretimi ile araba üreten robot üretimi arasına sıkıştırmasını, meselenin özüne yani teknolojik dışsallık-kamu parası kullanımı konusuna girmemesini hayretle izliyorum.

Sorulması gereken temel soru şudur: Bu projeye kamu parası koyacak isek, dünyada olmayan hangi teknolojiyi üretim sürecinde üreteceğiz?

Bu soruya cevap yoksa kamu parası kullanımı yolsuzluk demektir.

Hesabı da er ya da geç sorulur.

  • Abone ol