Einstein mı idi “Evrenin galiba bir sonu var ama insanoğlunun akılsızlığının yine galiba bir sonu yok” diyen?

Aşağıdaki alıntı Cumhuriyet gazetesinin 15 Temmuz günkü internet sahifesinden:

“OHAL sonrası için yeni düzenleme ile ilgili teklif Meclis Başkanlığı’na sunuldu. AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, teklifle ilgili yaptığı açıklamada "OHAL 18 Temmuz itibariyle kaldırılıyor. Terörle mücadele devam etsin istiyoruzdedi.”

Çok benzer başka bir açıklama da bu akşam (16 Temmuz) Sayın Canikli’den geldi.

Malum, OHAL bir kez daha uzatılmıyor, umarım bu yazı Artı Gerçek’de yayına konduğu zaman da kalkmış olur; OHAL sonrası için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile çelişmeyecek bazı uygulamaların, yasal düzenlemelerin de devreye sokulmasını bir ölçüde anlayabiliriz.

Ancak, anlamakta gerçekten zorlandığımız mesele Sayın Bülent Turan’dan yaptığımız alıntının son bölümü: “Terörle mücadele devam etsin istiyoruz.” (!!!)

Türkiye’yi ve bizim siyasetçi profilini iyi tanımayan biri OHAL’in kaldırılması ile terörle mücadele arasında bir tezat var zannedebilir; belki de bizim siyasetçi özellikle de iktidar partisi siyasetçisi bunu böyle göstermek istiyordur, kim bilebilir?

Bazı kavramları daha net görmek için aşama aşama gidelim;

1-OHAL ile terörle mücadele arasında bir mantıksal bağ yoktur; OHAL ilanı terörle mücadele için değil, hiçbir demokratik hukuk devletinde yapılamayacak, mesela on binlerce kamu çalışanını yargı kararı bile olmadan ve yargı denetimine kapalı biçimde işten atmak gibi şeyleri devreye sokmak içindir.

2-Terörle mücadele yani asgari güvenliğin sağlanması, yaşam hakkının korunması her devletin en temel görevidir.

3-Terörün ne demek olduğu çok ama çok iyi tanımlanmalıdır.

4-Dolayısıyla, terörle mücadele kavramı da yine çok iyi tanımlanmalıdır.

5-Evrensel anlamda (İngiltere, Fransa, ABD, İsveç ve benzer yapıda ülkeler) ceza hukukunun suç saymayacağı görüşler ve bu görüşlerin bir biçimde kamuya intikali (yazı, sosyal medya, televizyon programları, vs.) ile terör kavramı arasında hukuk, daha doğrusu yasalar düzeyinde ilişki kurmak ancak farklı bir ajandası olanlar içindir.

6-AİHS çerçevesine aykırı olmayan ve AİHM içtihadının onayladığı, Sözleşmenin (AİHS) bir maddesine aykırı görmediği hiçbir konu ile terör arasında bağlantı kurulamaz.

7-Tersi anlamsız bir ifadenin kendisi de anlamsızdır.

8-Dolayısıyla, bir iktidar sözcüsünün “Terörle mücadele devam etsin istemiyoruz” demesi ne kadar saçma ise “Terörle mücadele devam etsin istiyoruz” diye demeç vermesi de o ölçüde saçmadır çünkü tersi zaten düşünülebilir, meşruiyet içeren bir ifade değildir.

9- Terörle mücadele bir devletin en önemli görevidir, vatandaşın yaşam hakkı için olmaz ise olmazdır ama terörle mücadele ve ilgili mevzuat tümüyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne sözde değil özde (Büyükanıt Paşa’nın bu lafı burada işe yaradı doğrusu) uygun olmalıdır.

10-Terörle mücadele standartları çağdaş dünyaca belirli bir süreçtir.

11-Türkiye ise, ne iştir bilinmez, genellikle zaten standartları belirli yani tersi hukuk devletlerinde anlamsız konuları konuşarak büyük vakit kaybetmektedir.

12-Mücadele standartları belli konuların başında da terör gelmektedir, bu standartlar ile sınırlı kalarak mücadele tartışma dışıdır ama belki daha da önemlisi bu standartlar dahilinde mücadele her açıdan daha etkindir.

13-“Sizin komşularınızla bizim komşu devletler bir mi? diye başlayan ve terörle mücadelede evrensel standartların dışına çıkmayı amaçlayan her söylem yanlıştır, çok yanlıştır ve mücadelenin kaybedilmesine ya da uzun senelere yayılmasına neden olur.

14- 21. Yüzyıl kamusal alana ilişkin çok önemli ve çok sayıda konunun tartışma çerçevesinin, söz konusu olan bir kamusal kötülük ise alınması gereken önlemlerin standartlara kavuştuğu bir yüzyıldır ve bu çerçevede bu konuların çok hararetli tartışılması anlamsızlaşmıştır çünkü standardize olmuşlardır.

15-PKK terörü, DAEŞ terörü, FETÖ terörü ifadeleri doğru değildir, adaletin gözünün bağlı olması gibi devletin de her tür teröre karşı tavrı homojen, eşit ölçüde ciddi ve eşit ölçüde etkin olmalıdır; bu bağlamda, siyasilerin belirli terör odaklarının diğerlerine oranla daha tehlikeli olduğu sonucuna gidebilecek her söylem yanlıştır, terör, iyi tanımlandığı ve çerçevesi iyi çizildiği müddetçe, terördür, etkin ve hukuki mücadele gerektirir.

16-Ancak, 21. Yüzyılda teröre, her türlü korkunç kamusal kötülüğe karşı hala idam cezasından medet umuluyor ise, yazımın ilk cümlesine, Einstein’a atfedilen ifadeye geri dönüyorum ve böylece yazıyı kendi içinde tutarlı bir biçimde noktalıyorum.      

  • Abone ol