Sosyal medyayı izliyor musunuz?

Aynı zamanda, birilerine açılan saçma sapan davaları, hapis ya da ağır tazminat kararlarını, KHK’larla hukuksuz işten çıkarılmaları da izliyor musunuz?

Bu ikisini birlikte izliyorsanız, ben elimden geldiği kadar yapmaya gayret ediyorum, karşıma ürkütücü bir manzara çıkıyor.

Meselenin ürkütücülüğü sadece siyasal iktidar için değil, hepimiz için ama siyasal iktidar kendini bu tablonun dışında hissetmesin aklı varsa.

Sosyal medyadan, basından izlediğim kadarıyla mevcut yönetim anlayışı ve uyguladığı yöntemlere karşı her geçen gün artarak süren bir tepki var; çok sert tepki veren vatandaşların hem sayısı hem de tepkisel üslupları artarak sürüyor.

Ancak, öbür taraftan da, mevcut yönetim hukuksuz ve hakkaniyetsiz tasarruflarında en küçük bir yumuşama göstermiyor; mesela, Berna Laçin örneği, dünyada hiçbir hukuk devletinde böyle bir sosyal medya mesajına böyle bir ceza öngörülemez muhtemelen.

Ürkütücü olan sadece devletin hakkaniyetle zerrece bağdaşmayan tasarrufları ya da vatandaşların bir bölümünün sosyal medyadaki sertleşen tavırları değil.

En ürkütücü şey bu iki sürecin, hakkaniyetten çok uzak devlet tasarrufları ile vatandaşların bir bölümünün, yaklaşık yüzde ellisinin, özellikle de sosyal medya kullanıcılarının sertleşmesinin adeta kendi içlerinde yarışması.

Mesele yukarı yönlü bir spirale dönüşmüş durumda.

Bu tırmanmanın nereye kadar gidebileceği konusunda ciddi endişeler hissediyorum.

Hiçbir toplum böyle bir kutuplaşmayı sağlıklı bir biçimde sürdüremez.

Burada temel görev hiç kuşkusuz siyasal iktidara ve güdümündeki devlete yani yürütmeye ilaveten yargı ve yasamaya da düşüyor.

Devlet, ne olursa olsun, çok daha örgütlü bir kesim; üstelik son seçimler ve anayasal-yasal düzenlemeler sonrası çok daha merkezi.

Tam da bu nedenden sağduyulu davranması, akl-ı selime uygun bir davranış tarzı benimsemesi, en küçük bir iyi niyet varsa çok daha kolay.

Devletin daha sağduyulu, akl-ı selime daha uygun, daha iyi niyetli davranması terörle mücadelede, ama iyi tanımlanmış terörle ve yine çok iyi tanımlanmış, hukuka uygun terörle mücadele yöntemlerine dayalı süreçlerinde asla zafiyet yaratmaz.

Muhtemelen hatta bırakın zafiyet yaratmayı evrensel hukuka uygun terörle mücadeleye çok önemli katkı yapacaktır devletin akl-ı selime, hukuka daha uygun davranış kodları.

Muhalif kesim ise, onların tonları da, tüm baskılara, tüm hukuk dışı tasarruflara rağmen sertleşerek sürüyor, mesela Cumhurbaşkanına yönelik hakaret davaları ve verilen hapis cezaları her geçen gün artıyor.

Anlaşılan, muhalif kesimin, devletin hukuk standartlarını çok zorlayan, çok sert tavrına rağmen, devletin arzu ettiği çizgiye yanaşması dahi zor.

Söz konusu muhalif kesimi yöneten bir merkez yok, bir parti yok, bir dernek yok; bu nedenden bu kesimin toplu bir davranış kodu benimsemesi beklenemez, üstelik vatandaşın, evrensel hukuk çizgisinden sapmadıkları sürece, böyle bir mükellefiyeti, sorumluluğu da yok.

Sorumluluk çok net bir biçimde devletin.

Bu tırmanma sürdürülemez.

Devlet akl-ı selime yaklaşmak ve yasa-hukuk tasarruflarında yumuşamak, hukuka yapışmak zorunda; isterseniz moda tabiriyle devlet hukukla iltisak tesis etmek zorunda.

Muhalif kesimin ortalama üslubunun daha yumuşaması kesinlikle devletin benimseyeceği evrensel hukuka iltisakı ile mümkün olacak.

Devlet tüm çağrılara rağmen evrensel hukuka uygun bir davranış kodu benimsemekten uzak durur ve tırmanma yukarı yönlü artarsa neler olur?

Ne yalan söyleyeyim, düşünmek bile istemiyorum ama çok muhtelif sorunlara gebe bu süreç.

En hafifi, giderek sertleşen siyasal ortam, devletin hukuksuzluktan taviz vermeye yanaşmaması ve bu süreci mutlaka izleyecek olan hukuksuzluğa bağlı iktisadi büyüyememe sorunu, artan işsizlik derdi.

Bu büyüyememe sorununun bizzat kendisinin yaratacağı siyasal gerginlikler ise işin cabası.

Devlete, merkezi bir örgütten bahsediyoruz, akl-ı selime, hukuka yanaşması, yapışmasıdır tavsiyemiz.

Muhalif kesim, ortada aşırı desantralize bir kesim var, bir öneri getirmemiz eşyanın tabiatına aykırı.

Nihai olarak şunu söyleyeyim: Devlet hukuk, hukuk devlet demektir, hukuk (evrensel hukuk) çizgisinden sapan devlet aslında devlet olma çizgisinden sapmış olmaktadır, bu keyfiyetin, devletsizliğin, şayet felsefi anlamda anarşist değil iseniz, sonuçları çok sevimsizdir.

  • Abone ol