Uzun vade için söyleyemem tabi ama Erdoğan’ın kısa vadeli siyasetin çok büyük bir ustası olduğunu muhtemelen hepimiz görüyoruz artık.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan daha ilk turda yüzde elli iki buçuk oy aldı.

Bu oy oranının iç kompozisyonunda Erdoğan’ın yepyeni müttefikleri de mevcut.

Azgın türk milliyetçiliği yine muhtemelen türban karşıtlığı ile simgelenen yaklaşımın önüne geçmeye başladı.

Azgın türk milliyetçiliği ile muradım MHP seçmeni değil.

MHP seçmeni zaten MHP ve İyi Parti’ye giden oyların büyük bir bölümü ile kendi evinde kaldı.

MHP seçmeninin zaten türban karşıtlığı ile simgelenen bir yaklaşımı hiç olmadı, “Tanrı Dağı kadar türk, Hira Dağı kadar Müslüman” bir seçmenden bahsediyoruz çekirdek MHP seçmeni derken.

Nisan 2017’de İstanbul ve Ankara’da hayır oyu veren seçmen bu sefer 24 Haziran’da Erdoğan’a oy verdi.

Bu durumu nasıl açıklayacağız?

Benim yaklaşım önerimin tek doğru olduğunu iddia edemem ama aşağıda sunacağım çerçevenin önem kazanmakta olduğunu düşünüyorum, bu yüzden de Erdoğan için kısa vadeli siyaset dehası diyebiliyorum.

2017 referandumu ile 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimleri arasına Erdoğan cephesinden damgasını vuran olaylar neler idi?

Kürt milletvekilleri hapse atıldı, yaklaşık tüm HDP belediyelerine Ankara kayyum atadı, kayyum olarak atanan başkanlar(!) kürtçe tabelaları indirmeye başladılar, parkların, sokakların isimlerini Kürtçeden türkçeye değiştirdiler.

AB ile zaten kötü giden ilişkiler iyice kötüleşti, Almanya, Hollanda gibi ülkelerle diplomatik ilişkiler kopma aşamasına geldi.

NATO üyesi Türkiye arka planda ilişkileri sürdürmek istese de görünürde ABD’ye kafa tutmaya başladı, ABD’nin Türkiye’deki askeri varlığının azaltılmasından bahsediyor yandaş kalemler.

Kuzey Suriye’de, Irak’ta askeri harekatlar düzenliyor Türkiye.

En iyi dostumuz Maduro.

Her ortamda türkün türkten başka dostu yoktur sözü yeniden ısındırılıyor.

En genelinde Türkiye batı ittifakı dışında yeni bir ekonomik, politik ve askeri bir yeni dünya arayışı görüntüsü vermekten kaçınmıyor.

Geleneksel MHP milliyetçi çizgisinin ve muhafazakar (!) kesimin bu durumdan memnun olduğu açık.

Ancak, bu politika sepetinin bir anlamda yeni, bir anlamda da geleneksel başka bir alıcısı daha var, bu alıcı da bizim sözde modernlerimiz, ulusalcılarımız, Erdoğan’ın eski keskin karşıtları, yeni mahcup destekleyicileri.

Kadıköy, Şişli, Etiler, Beşiktaş, Nişantaşı, Çankaya’nın sözde modernlerinin türban karşıtlığı üzerinden oluşan Erdoğan muhalefeti yavaş yavaş Erdoğan’ın AB’ye, ABD’ye kafa tutuşu gösterileri, kürt siyaseti karşıtlığı, askeri operasyonları nedeniyle Erdoğan sempatisine dönüşüyor.

Erdoğan bu çizgisini ekonomik krize rağmen sürdürebilirse yakında Alsancak’tan bile Erdoğan sempatisi fışkırmaya başlarsa hiç şaşmayın.

Türk ortalama seçmeni muhafazakarlıktan ziyade milliyetçiliği ile tanımlanabilecek bir seçmen.

Kadıköy, Beşiktaş, Çankaya seçmeni özünde sıkı milliyetçidir, bu kesimde azgın türk milliyeçiliği yapısaldır, türban karşıtlığı geçicidir 

Bu azgın türk milliyetçiliğinin en bariz gözlemlenebildiği yer de hiç kuşkusuz kendine seküler diyen sözde modernler cephesi.

Türbana yavaş yavaş alışan bu kesim Erdoğan’ın AB, ABD, kürt siyasi hareketi karşıtlığını, askerle yeni ittifakını bugün ayakta alkışlamıyor ise hiç kuşkusuz bunun nedeni şimdilik mahcubiyet, yeni içerikli mahalle baskısı.

Bu mahcubiyet yakında aşılır ve Kadıköy, Beşiktaş, Çankaya ve Alsancak’tan da zaten anayasal kavramlar olan ama milliyetçi bir tonlama ile sunulan “tek devlet, tek….” sesleri daha gür duyulur ise, kimse şaşırmasın.

Erdoğan’ın yeni müttefiki türk milliyetçiliği üzerinden milliyetçi türk sözde sekülerleri ve sözde modernleridir.

Bu yeni ittifak AKP’yi ve liderini ne kadar değiştirir bunu da ileride göreceğiz.

Erdoğan bu milliyetçi hamleyi yaparken muhtemelen üç dürtü ön plana çıktı.

Birincisi, MHP ile ittifak.

İkincisi, olabildiği kadar Beşiktaş’tan, Kadıköy’den oy koparmak ve bence bunu da başarmaya başladı.

Üçüncüsü ise, en karmaşığı, belki de Erdoğan da kendi fabrika ayarlarına bir ölçüde dönüyor olması.

Unutmayalım, 1954 doğumlu, İstanbul’da doğup büyüyen birisi ne kadar muhafazakar olursa olsun en az muhafazakarlığı kadar milliyetçidir de.

  • Abone ol