Prof. Baskın Oran’ın geçtiğimiz günlerde internet sitelerinde çok güzel bir yazısı yayınlandı.

Prof. Oran’ın iddiası, çok doğru bir iddia, Hazine tek hesabı adı altında (Tek Hazine Kurumlar Hesabı Kapsamına Alınacak Kamu İdareleri ve Hesapların Belirlenmesi Hakkında Karar (Karar Sayısı: 17)) kamu gelirleri tek bir merkezde birleştiriliyor (bu olabilir ama bir ölçüde) ve bu merkezden de harcamalara merkezi onay veriliyor, bu sistemle yerel yönetimler tümüyle merkezin otoritesi altına alındığı.

Bu durum muhtemelen bizde anayasal statüsü olan idari vesayet kavramından da çok daha vahim bir durum, yerel demokrasiyi anlamsız hale getiriyor.

Prof. Oran’ın yazısına tümüyle katılıyorum ama kanımca bizim anayasal sistem içinde yerel seçimleri zaten anlamsız kılan ama nispeten daha az konuşulan bir konu daha var.

Bu konu da Anayasanın ünlü yedinci maddesi: Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

Aynı Anayasanın vergi ödevi başlıklı 73. Maddesi çok doğru bir kavramı, verginin yasallığı kavramını ve başka şeyleri düzenliyor.

73’e göre vergiyi yasama organı koyacak (yasallık ilkesi) ve bu yasama yetkisi de TBMM’nin tekelinde olacak.

Buraya kadar işler normal gibi duruyor ama kanımca önemli sakıncalar da içeriyor.

Vergi kamu hizmetinin finansmanı içindir ve en genelinde kabaca iki tür kamu hizmeti vardır, merkezi (ulusal) kamu hizmeti, yerel kamu hizmeti.

Yerel yönetimlerin tanımı da yerel kamu hizmeti üretmek.

Peki, yerel yönetimler yerel kamu hizmeti üretir iken kaynaklarını özgürce saptama imkanlarına sahipler mi?

Basit bir örnek (gerçek bir demokraside olması gereken): A Büyükşehir Belediye başkanlığı seçim yarışında iki parti var, X sosyal demokrat-sosyalist, Y de çok liberal bir parti.

X partisinin adayı şunu söyleyebilmelidir: Size çok yerel kamu hizmeti üreteceğim, her sokağa bir kreş, bir kütüphane, beş dakikada bir geçen otobüsler, her mahalleye iki park, her sokağa bir yüzme havuzu, vs.

X Partisi bunu derken zorunlu olarak da bu yüksek düzeyde kamu hizmetlerini üretmek için de sizden vergi adaleti ilkelerine uygun olarak daha çok yerel vergi toplamak zorundayım, yerel vergi olmadan yerel kamu hizmeti nasıl olsun.

Y liberal partisi de tam tersini söyleyebilmeli, çok az kamu hizmeti, çok az yerel vergi.

Mevcut sistem buna izin vermiyor zira yerel vergilerin konusunu, matrahını, oranını yerel yönetimler saptayamıyor.

Ankara’nın saptadığı kimi yerel vergilerin, mesela emlak vergisi, yerel yönetimler sadece kasadarlığını yapabiliyorlar, siyasi tandanslarına göre az yerel vergi-az yerel hizmet ya da çok yerel vergi-çok yerel hizmet tartışmasına bile giremiyorlar çünkü gelirler önceden belirlenmiş.

Yukarıda belirttiğim Anayasa 7. Maddeye yerel vergilerle ilgili bir istisna hükmü koymanın ne sakıncası olabilir, bu önerdiğim sistemin de, illaki federal bir yönetime tekabül edeceği görüşü de hiç doğru değil, mesela Fransa’da, desantralizasyon (adem-i merkeziyetçilik) çabalarına rağmen güçlü bir üniter sistem var ama yerel seçilmiş meclisler yerel vergi salabiliyorlar (koyabiliyorlar).

Biz ise, yedinci maddeyi böyle yorumlayarak yani bir istisna hükmü koymayarak daha işin başında yerel demokrasiyi bitiriyoruz.

Prof. Baskın Oran’ın değindiği Hazine tek hesabı meselesi de yerel yönetim anlayışına tüy dikiyor.

  • Abone ol