Ülke yangın yerine dönmüş iken bu tartışma da nereden çıktı diye sormayın lütfen çünkü çok önemli bir mesele bu.

Fransa son günlerde adeta sadece bu konuyu tartışıyor.

Bizde ise bu konu hiç gündeme gelmez neden ise ama sanki nedenleri de biraz bellidir.

Konu ilk bakışta teknik bir vergileme konusu gibi görünür ama işin özü çok farklıdır.

Bizde, malum, tüm beyaz ve mavi yakalı çalışanlar ücretlerini, şayet kayıtiçi çalışıyorlarsa, vergisi kaynakta kesilmiş olarak alırlar ay sonunda ya da başında.

Çok büyük bölümü, kira gelirleri, vs. yoksa, gelir vergisi beyannamesi de vermezler.

Çok büyük bölümü de demeyeceğim, yaklaşık tümü de senede ne kadar gelir vergisi ödediklerini bilmezler çünkü brüt ücretleri, maaşları ellerine verilmeden vergisi kaynakta kesilir, işveren vergi sorumlusu olarak bu vergiyi maliyeye yatırır, çalışanın da böylece vergi mükellefi bilinci pek oluşmaz, ödediği vergi ile kamu harcamaları ve maalesef yolsuzluk ilişkisini pek kurmaz, kuramaz, sistem de bu işten çok şikayetçi değildir.

Fransa gibi ülkelerde ise durum farklıdır.

Beyaz ve mavi yakalı çalışanlar ücret ve maaşlarını ay başlarında ya da sonlarında vergisi kesilmeden ellerine alırlar, sene sonunda ise, başka kaynaktan gelirleri de varsa birleştirerek gelir vergisi beyannamesi verirler, temel harcamalarını düşerler, gerekli oran üzerinden vergilerini öderler.

İki sistem arasında önemli teknik farklılıklar vardır ama esas farklılık iki sistemin vergi mükellefinin vergi ödeme bilincinde yarattığı farklılıktır.

Fransa anlamakta zorlandığım nedenlerle ücretliler için beyannameli sistemden kaynakta vergi kesme sistemine geçmek istiyor ama tartışma büyüdü, Cumhurbaşkanı Macron da konuyu şimdilik askıya alma eğiliminde.

Macron’a göre kaynakta gelir vergisi kesme meselesinin temel olumsuz yanı ücretlinin ay sonunda eline alacağı bordroda ücretinin vergisi kesilmiş yani azalmış şekli ile görmesi sonucu vereceği siyasal ve tüketim yönlü tepkisi.

Her iki sistemde de aslında ödenen vergi değişmiyor ama algı farklı.

Siyasal tepki olumsuz olabilir, daha da önemlisi kendini fakirleşmiş hissedecek ücretli tüketimini kısabilir, bu da büyüme sıkıntısı çeken ülke için çok parlak bir sonuç değil.

Diğer teknik konular Fransız bürokrasisi açısından zaten çok büyük sorun olmaz.

Fransa’da tartışma bu şekliyle yürüyor.

Kimse meselenin kanımca gerçek boyutu olan vatandaş-vergi mükellefi denetim boyutunu tartışmıyor.

Mükelleflerin beyanname ile gelir vergisi ödedikleri yani brüt ücretleri sıcak sıcak ceplerine girdikten sonra sene sonunda vergiyi maliyeye kendilerinin beyanname vererek yatırdıkları sistemlerde her vatandaş çok etkin bir maliye müfettişi haline geliyor, vergi bilinci gelişiyor, devletin her türlü savurganlığının ya da yolsuzlukların kendi parasıyla döndüğünü çok daha iyi algılıyor.

Herkesin gelir vergisini beyanname ile ödediği sistemlerde vatandaşın mali denetim rolü maliye müfettişlerininkinden bile daha güçlü olabilir.

Bizimki gibi sistemlerde ise yani brüt ücretin cebe girmediği, verginin işveren tarafından maliyeye yatırıldığı sistemlerde büyük usulsüzlüklerin, israfın, yolsuzlukların mükellefin kendi parası üzerinden yapıldığı bilinci çok azdır.

Türkiye’nin siyasal sistemini gerçekten iyi anlamak için yapılması gereken ilk iş benim mali demografi diye adlandırdığım sistemin yani vatandaşın vergi ile ilişkisinin fotoğrafının çok iyi çekilmesi gerekmektedir.

Bu düzgün bir biçimde yapılmadığı sürece büyük yolsuzluklara neden gerekli siyasal ve sonunda da hukuki tepkinin verilmediğini anlamak mümkün olmayacaktır.

Çalıştığınız kurumda kayıt içi çalışan bir düşük gelirliye 2018 senesinde yaklaşık ne kadar gelir vergisi ödeyeceğini sorun, anlamsız bir ifade ile yüzünüze bakacaktır.

Bu çalışan bir yolsuzluk söylentisi duyduğu zaman da Ahmet’in Mehmet’i soyduğunu düşünmektedir, kendisini bu işin içinde görmemektedir(!).

Fransa’da ise bugüne dek uygulanan sistemde bir sekretere 2017’de kaç avro gelir vergisi ödediğini sorun, size kuruşuna kadar söyler eğer isterse.

Fransa’da bu nedenden en küçük yolsuzluğun üzerine siyaset itişli bir hukuk sistemi ile gidilir, bizde ise “hem çalışıyorlar, hem çalıyorlar” denir.

Fransa için bir şey söylemek için erken.

Türkiye için ise kanımca neden gelir vergisi beyaz ve mavi yakalılar için beyannameli sistemle tahsil edilmiyor sorusunun yanıtı çok açık.

  • Abone ol