Karaşi ya da retrokomisyon davası an itibariyle Fransa’da yargı önünde, bu nedenden konuyu sadece basından ya da Wikipedia’dan aldığım bilgilerle sınırlayacağım.

Önce bizim Pakistan’a ATAK helikopter ve başka ağır silahlar satışı konusunu gündeme getirmek lazım.

Savaş silahı nihai analizde insan öldürmek için bir üretim, özünde yanlış bir kaynak tahsisi ama dünyanın bütün ülkeleri yavaş yavaş bu işe soyunuyorlar, bu nedenden bir vatandaşın kendi ülkesine, herkes bu işi yaparken, sen konunun dışında dur demesi çok da anlamlı durmuyor, meseleye çok daha küresel yönetim bazında çözümler üretmek lazım, romantik öneriler olmayabiliyor.

Türkiye’nin Pakistan’a ATAK helikopterleri satmayı gündeme getirdiği günden beri bu konuyu Fransa’daki retrokomisyon-Karaşi davası ile birlikte yazmayı planlıyordum, kısmet bu güne imiş.

1994 senesi, Mitterand’ın ikinci döneminin sonları, sağ cepheden Cumhurbaşkanlığı için iki aday var, Başbakan Edouard Balladur ve Jacques Chirac.

Fransa Pakistan’a denizaltılar satıyor, Pakistan karar vericilerinin Fransız denizaltıları tercih etmesi için kamu hesaplarında açık komisyon hesapları (rüşvet hesapları) var, Sayıştay bunları denetliyor, falan.

Fransa denizaltıları satıyor, Pakistan karar verici bürokrasisi-siyaseti bu hesaplardan komisyonlarını alıyorlar ama bu arada Fransa ilginç bir şey yapıyor, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanabilmek için yani siyasetin finansmanı için Pakistanlılarla bir örtük anlaşma yapıyor, kamu hesaplarını eğip büküp denizaltılarda Fransa denizaltısı tercihi komisyonu mesela on avro ise on iki avro gösterip gönderiyor Pakistan’a, Pakistan da iki avroyu retro komisyon yani komisyonun bir bölümünün geri dönmesi ismiyle iktidar partisinin hesaplarına aktarıyor, arada Lübnanlı işadamları var, para bavullarla nakit giriyor Fransa’ya bu para da iddiaya göre Balladur’ün seçim harcamalarında kullanılıyor bu örnekte.

Daha sonra Cumhurbaşkanı olacak olan Sarkozy de dönemin Savunma Bakanı, konu denizaltı satışı.

Denizaltı satışları üzerinden siyasetin finansmanı meselesi Fransa’yı çok karıştırıyor ama bu arada da Cumhurbaşkanı olan Jacques Chirac bu retrokomisyon işine son vermek istiyor ama Karaşi’de Pakistanlılara denizaltı teknolojisi öğreten on Fransız mühendis öldürülüyorlar, Fransa bu konuyu islami terör meselesine getirmek istiyor ama durumun farklı olduğu sonradan ortaya çıkıyor.

Konu çok yavaş ilerlese de yargı organının önünde.

Türkiye’de kamu ihaleleri üzerinden siyasetin finansmanı meselesi çok köklü, çok yaygın ve büyüyen ekonomi ve bütçe nedeniyle siyasete yönlenen kamu kaynakları da o ölçüde yüksek.

Bu aşamada yeni olan konu Türkiye’nin üçüncü bir ülkeye, mesela tesadüfen Pakistan, milyar dolarlarla telaffuz edilen askeri araç satışı.

Bu retrokomisyon uygulaması bizimkiler tarafından da muhtemelen gündeme getirilecek ve siyasete önemli ölçüde kamu parası girişi olacaktır.

Bu arada özel ceplere de giriş mutlaka olur ama bu yazıda meselenin siyasetin finansmanı bölümünü öne çıkarmak istedim sadece.

Türkiye’de yolsuzluk meselesi ile kamu ihaleleri sistemi iç içedir; Türkiye’nin yurtdışına silah satışı meselesi ivme kazanır ise, satmasınlar demek tekraren söylüyorum, bir çözüm önerisi değildir, yolsuzlukla mücadele eden gazeteciler, dernekler, akademisyenler için yeni bir pencere, retrokomisyon penceresi açılmaktadır.

Bu arada ben kamu maliyesi profesörüyüm ama bizim kamu hesaplarında resmi komisyon (rüşvet) hesabı var mı, gerçekten bilmiyorum, çok büyük ayıp, bu mesele örtülü ödenekten mi çözülüyor acaba?

Konu tam Çiğdem Toker’lik bir konu, değil mi?

  • Abone ol