İki gündür enflasyon meselesi üzerine yazıyorum çünkü bu konuda piyasada çok anlamsız, bilgi temeli adeta sıfır bir dizi rivayet dolaşıyor.

Patlıcan, biber, domates fiyatlarını enflasyonun nedeni olarak sunmak son senelerin modası.

Tarım ürünleri fiyatları ile enflasyon oranları arasında bir ilişki olabilir, bu doğrudur ama nedense kimse “peki neden tarım ürünleri fiyatları bizim ülkemizde çok yüksek” diye sormaz.

Dünyanın hiçbir gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkesinde tarım ürünleri bizde olduğu kadar enflasyon oranları üzerinde belirleyici olmuyorsa bu işin üzerinde durmak, tarım fiyatlarının yüksekliğini iyi analiz etmek gerekiyor.

Tarım ürünleri fiyatlarının bizde olduğu kadar yüksek olmasının altında aslında tek bir temel neden var; muhtemelen başka nedenler de mevcuttur ama bir tanesi en temel belirleyici, buna hiç kuşku yok, bu sorun aşılmadan tarım ürünleri fiyatları meselesine çözüm üretmek de yine mümkün değil.

Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğu iddialarının tam aksine bizim ülkemiz gelişmiş ülkeler arasında en verimsiz tarım sektörüne sahip ülke.

Bu verimsizliğin de en, en, en temel belirleyicisi tarım işletmelerinin ortalama büyüklüğü.

Türkiye’de ortalama tarım işletmesi büyüklüğü AB ortalamasının yaklaşık beşte biri.

ABD ile mukayese etmek bile mümkün değil.

Ve, tarım sektöründe verimliliğin en önemli belirleyicisi işletme büyüklüğü.

Tarım işletmesinin ortalama büyüklüğü arttıkça ortalama verimlilik de artıyor.

Ortalama verimlilik arttıkça da tarım ürünleri fiyatlarında düşme yaşanıyor, tarım ürünlerinde daha rekabetçi olunuyor, daha fazla tarım ürünü ihracatı yapılıyor, vs. .

Bizde ise bir dizi nedenden tarım sektörü temel ürünlerde hala aile işletmesi temelinde örgütleniyor ve bu işletmelerin ortalama büyüklüğü ile bu tarım işi yürümüyor, fiyatlar hep yüksek.

Hep yazmışımdır, 70’li yıllarda rahmetli Erbakan hep şöyle derdi: “AET’ye girersek biz Avrupa’nın manavı, sütçüsü oluruz, ağır sanayi biter”.

Oysa, bizim AET’nin manavı, sütçüsü olmamız bu fiyatlarla, bu düşük verimlilikle mümkün değildi ama gel de bunu Erbakan’a anlat o zamanlar.

İlk iş tarımsal mülkiyette miras kanunlarını değiştirmek olmalı ama duyduğum kadarıyla yüksek yargı böyle bir şeye asla izin verecek gibi durmuyor, böyle bir düzenlemeyi iptal etmeye hazırlar.

Tarımda arazi toplulaştırmalarına gitmeden de yani ortalama işletme büyüklüğünü arttırmadan verimliliği arttırmak mümkün olmayacak.

Verimliliği artırmadan da tarım ürünleri fiyatları hep yüksek kalacak.

Tarımda zaten bu kadar küçük ortalama işletme büyüklüğü ile ileri teknoloji kullanmak da, tarım ürünleri planlaması yapmak da söz konusu değil.

Bahsettiğim konu yani ortalama tarım işletmesi düşüklüğüne bağlı olarak verim eksikliği ve yüksek tarım ürünleri fiyatları ülkemizin en önemli yapısal sorunlarının başında geliyor.

Bu konuyu aşmak da hiç kolay değil çünkü hiçbir siyasi parti tarım arazisi mülkiyet yapısında miras yasalarını değiştirmeye, arazi etkin toplulaştırmaları yapmaya yanaşmayacaktır.

Bu yapı sürdüğü sürece de tarım ürünleri fiyatları enflasyonu yükseltmeye aday.

Nüfusun hala yüzde yirmisi tarım sektöründe yaşıyor, milli gelirin de yüzde ona yakını da bu sektörde üretiliyor yani ucuz tarım ürünleri ithalatı da adeta imkansız.

Enflasyondan kalktık, nerelere geldik, bizim ülkemizde sorunlar iplik yumağı gibi.

  • Abone ol