Bu yazı bir eğitim yazısı olmayacak, ağır ve üzücü bir siyasi yazı.

1978 senesinde Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun oldum, bir süre sonra faaliyet göstermeye başlayan Mezunlar Derneği’ne de (BÜMED) son senelerde gidemesem de üyeyim, internet üzerinden mezunlarla ilgili haberler alıyorum.

Geçtiğimiz hafta BÜMED’den iki farklı haber geldi, birincisi mektebini seven biri olarak çok memnuniyet verici, ikincisi biraz sıkıntılı ama ikisini yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan manzara daha çok sıkıntılı.

İlk habere göre 2018 üniversiteye girişte ilk yüze giren öğrencilerden 67’si, ilk bine giren öğrencilerden 764’ü de yine Boğaziçi’ni tercih etmişler, Erdoğan’ın Boğaziçi için söylediklerine rağmen, Boğaziçilileri çok sevindirecek, mutlu kılacak bir haber.

Bu satırların yazarı eğitim süreçlerinde Cumhuriyetçi bir geleneğe yani çok yaygın nitelikli kamusal eğitime inanır ama aynı zamanda da, zaten başka türlüsü mümkün de değil, küçük ve elitist kurumlara da inanmaktadır, bizde de Boğaziçi, ODTÜ gibi kamusal yükseköğretim kurumları, Robert Kolej, Alman Lisesi, Galatasaray, St. Joseph gibi liseler de bu işlevi kısmen görmektedirler, bu küçük ve önemli kurumları korumak, özel itina göstermek lazım.

İkinci haber ise bu hafta BÜMED’de gerçekleşecek bir bilgilendirme toplantısına ilişkin, Yeni Bir Hayat isimli bir şirket Boğaziçi mezunlarına belirli bir taşınmaz yatırımı karşılığında ABD’de oturma izni olanaklarını anlatacakmış, toplantıya rağbetin çok yüksek olacağını düşünüyorum.

Beyin göçü kavramı bizde çok eleştirilen bir kavramdır, ben hiç o kanıda değilimdir, dünyanın en iyi üniversitelerinde, en iyi hastanelerinde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının çalışması olsa olsa Türkiye’nin her açıdan lehine bir konudur ve desteklenmesi gerekir; bugün Harvard Tıp Fakültesi'nden bir doktor Türkiye’de bir hastayı uzaktan ameliyat edebiliyor, internet üzerinden konsültasyon yapabiliyor, teşhis yapabiliyor, tedavi edebiliyor, bir üniversite kürsüsünden, nedense uygulatmıyor YÖK bu sistemi, bizim anfilere, sınıflara canlı ders yapabiliyor, bunun tersi de tamamen geçerli.

Beyin göçüne karşı değilim ama bu göç şayet uzmanlık gerekçeleriyle olur ise; oysa son zamanlarda insanlar, özellikle iyi yetişmiş yani yurtdışında kendine kolaylıkla hayat kurabilecek gençler daha özgür bir ortamda çocuk yetiştirmek için kaçıyorlar, bu çok kötü bir süreç, aileler için iyi de ülkemiz için değil, Cumhurbaşkanı eğer yurtdışında okuyanlar yabancılaşıyor diyebiliyorsa zaten bu sürece şaşmamak lazım.

Yukarıdaki birinci haber yeni bir şey değil, her sene en nitelikli öğrenciler Boğaziçi’ni tercih ediyorlar ama nispeten yeni bir şey Türkiye’de her işte başarılı olması mukadder, iş bulma sorunu olmayan, para kazanma kaygısı minimum gençlerimiz kitlesel olarak taşınmaz satın alarak yurtdışına kaçmak istiyorlar, bu sürece olumlu yaklaşmak mümkün değil, buna negatif seleksiyon diyoruz, nitelikliler gidiyor, hadi niteliksizler demeyeceğim, daha az nitelikliler kalıyorlar zaten onların yurtdışında hayat kuracak donanımları da pek yok.

Peki bu gidenlere dur diyebilecek miyiz?

Bence hayır.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan bir tepki bekledim, henüz gelmedi, bir okul-lise yöneticisi öğrencilerine Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi kitabını okuma kitabı olarak öneren öğretmen için soruşturma açtırmış, gerekçeler komik mi, korkunç mu kestiremedim, soruşturma sonucunda Nobel ödüllü bu yazarımızın kitabının Milli Eğitim'in (!) “ahlaklı bireyler yetiştirme” ilkesine karşı, “Türk örf ve adetlerine” aykırı olduğuna ve okuma alışkanlığı kazandıracak nitelikte olmadığına karar verilmiş.

Dünyanın herhalde başka bir adam gibi ülkesinde, Çin’i saymıyorum, ülkenin ilk Nobelli yazarının bir kitabına bu muamele yapılmamıştır.

Ülkemizin en nitelikli gençlerinin yaşam kurmak, çocuk yetiştirmek için başka ülkelere kaçmak istemesi üzüntü verici olabilir ama bu Milli Eğitim skandalını da okuyunca onlara hak vermemek mümkün değil galiba.

Bir düşünün, Orhan Pamuk’u yasaklayan, cezalandıran bir eğitim sistemine çocuğunuzu ne kadar sokmak istersiniz?

AKP’nin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan hâlâ bir açıklama gelmedi bu eğitim skandalı hakkında ama ben hâlâ naifçe beklemekteyim.

Bir şey söylerse şayet, zayıf bir ihtimal, ne söyleyeceğini de çok merak ediyorum doğrusu.

  • Abone ol