Benzer bir yazıyı son on, on beş senede kaçıncı kez yazıyorum, ben de bilmiyorum ama bizim ülke böyle bir yer, bazı şeyler ısrarlı bir biçimde değişmiyorlar.

Necib (soyu sopu temiz) ülkemiz Türkiye’de nedense bazı konular hiç konuşulmaz, fikr-i takibi yapılmaz.

Pek konuşulmayan konuların başlarında da bazı merkezlere gerçekleştirdiğimiz tarım ürünleri ihracatında standartlara, özellikle de sağlık standartlarına uymadığı gerekçesiyle iade edilen meyve, sebzenin akıbeti gelir.

Bu haberlere, haksızlık etmeyelim, basında rastlıyoruz ama aynı basında nedense hiç rastlamadığımız haber sağlık standartlarına uymadığı gerekçesi ile necib ülkemize iade edilen bu meyve, sebzenin akıbetidir.

Bu meyve sebze, imha mı ediliyor, yoksa bunları bizler, çocuklarımız kemal-i afiyetle yiyor muyuz?

Bazı tarım ürünleri ihracatçı birlikleri bunların imha edildiklerini ifade ediyorlar.

Ziraat Mühendisleri Odası'nın açıklamaları ise bu ihracatçı birliklerini teyid etmiyor, ziraat mühendislerimiz bu meyve sebzenin iç piyasaya sürüldüğünü söylüyorlar.

İki gün önce basından Rusya’ya ihraç etmek istediğimiz 550 ton mandalinanın ve 19 ton elmanın iade edildiğini öğrendik.

Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı ve Bitki Sağlığı Kontrol Noktası kurumları bizim bu tarım ihraç ürünlerimizde Akdeniz Meyve Sineğine rastlandığı ve yine aynı ürünler için bitki sağlığına ilişkin belge bulunamadığı için bu kararı almışlar.

Rus yetkili kurumlarının bu kararları son derece olağan hâle gelmiş kararlar; internette çok küçük bir araştırma yapın, hem Rusya hem de Avrupa Birliği için sayısız örneğe rastlayacaksınız.

Rusya, AB bu işi gerçekten halk sağlığını korumak için mi yoksa korumacılık amaçlı mı yapıyorlar tartışması da gündeme geliyor ama her iki bölge ile de (AB ve Rusya) tarım ürünlerine ilişkin bir serbest ticaret antlaşmamız olmadığı, AB ile Gümrük Birliği kapsamına da tarım ürünleri girmediği için bu tür engellemelerin korumacılık amaçlı yapılması için teknik bir gerek yok, “ihtiyacımız yok, almıyoruz” derler, iş biter.

Mart 2015’de 25 ton domates, Kasım 2015’de 23.5 ton domates, Mayıs 2015’de 23 ton domates, Temmuz 2017’de 23 ton üzüm, Kasım 2015’de dört ton nar, Haziran 2015’de 21 ton kayısı Rusya tarafından hep sağlıksız bulundukları gerekçesiyle iade edilmişler necib ülkemize.

Bu listeyi çok çok uzatmak mümkün.

Israrla ülkemiz için necib sıfatını soyu, sopu temiz anlamında kullanıyorum çünkü soyu sopu temiz bir ülke, bir devlet Avrupalıların, Rusların yemediği, çocukları için sakıncalı gördüğü meyveyi, sebzeyi kendisi de yemez, çocuklarına da hiç yedirmez, değil mi?

Ama, bu konuda tereddütler oluştuğu zaman gerçeği öğrenmek de bizim hakkımız değil mi?

Ortada iki temel soru var.

1-Neden bu ülkelere yaptığımız tarım ürünleri ihracatında standartlara uymama konusunda bu ölçüde ısrarlıyız?

Bu standartlara uymak bu kadar zor mu?

Üretici mi direniyor?

Bu standartlara uyulduğu zaman maliyetler bizi rekabetçi olmaktan çıkarıyor mu?

2-Diyelim, bir yerlerde hata yaptık, AB ya da Rusya yetkili kurumları bu tarım ürünlerini sağlığa zararlı gördü ve iade kararı aldı.

Bu ürünler ülkeye geri döndüğü zaman ne yapıyoruz bunları?

Bugüne kadar ekranlarda yakılan ya da gömülen domates, nar, kayısı hiç görmedik.

Ne oluyor bu ürünler?

Standartları bizden de düşük ülkelere düşük, maliyetine fiyatlarla sokuşturuluyorlar mı?

O gariban ülkelerin çocukları mı yiyorlar bu ürünleri?

Ya da en korkunç senaryo, biz mi, çocuklarımız mı yedi bugüne kadar bu tarım ürünlerini?

Tarım ya da ticaret bakanları ısrarla gündeme getirilen bu soruya neden somut bir yanıt vermekten kaçınırlar?

Tanzim satışlara yoksa iki paraya bu ürünler mi gönderiliyor şimdi?

Lütfen doğru, tatmin edici bir cevap verin yerli ve milli tüketiciye.

Gazeteciler neden geri gönderilen bu elmaların, mandalinaların, narların üzümün peşine düşmezler?

Gazetecilik tam da budur kanımca.

Eğer bu ürünleri iç piyasaya sürüyorlarsa ülkemizin necabetine hem maddi hem manevi anlamda gölge bile düşebilir Maazallah.

Benden hatırlatması.

  • Abone ol