Bu iki konunun, futbol ve siyaset, sanıldığından çok ortak paydası var.

Her iki konuda da rekabet çok büyük verim artışı üretir; futbolda rekabet bizde biraz daha niteliklidir, geldiğimiz yer başka alanlara oranla birazcık daha iyidir bu nedenden.

Siyaset ise dökülmektedir çünkü siyasi rekabet yerlerde sürünmektedir.

Ancak, bu iki konunun en önemli ortak paydası nitelikli insan, yani futbolcu ya da siyasetçi, ihtiyacıdır.

Türkiye’de Fenerbahçe’ye bakın, 112 senelik bir takım, bir tek dahi uluslararası nitelikte oyuncusu yok, bir de neden Lig’in en sonlarındayız diye ağlaşıyorlar; adam kaleye şut atıyor, top taca çıkıyor, göğüs istopu yapıyor, ses tribünlerden duyuluyor, top da on metre ileriye gidiyor.

Siyasette de insan malzemesi dökülüyor.

Bu konuda isim vermeyeceğim ama o korkunç Yeni Zelanda faciasının bir hayrı da oldu, Türkiye bir başbakanın kalite anlamında ne demek olduğunu gördü.

Bunları neden yazdım?

Bizim bir Cumhurbaşkanımız var, geçenlerde şunu söyledi: Erdoğan: Döviz spekülatörlerine hesap soracağız: Bugünlerde birilerinin dövizi tırmandırmaya başladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepinizin kimliğini biliyoruz. Şunu bilin ki, seçim sonrasında bunun bedelini ağır ödeyeceksiniz".

Oysa, Türkiye’den hâlâ ulaşılamayan Wikipedia ansiklopedisi spekülasyon için şöyle yazıyor: “Spekülasyonmevcut piyasa yapısının değerlendirilmesi sonrasında oluşan beklentiler dikkate alınarak ve risk üstlenilerek kazanç sağlayabilme çabasıdır. Spekülasyon bir suç değildir. Aksine borsalar ve piyasaların varlık sebepleri insanları spekülasyon yapmaya davet ederek ve onları bu yönde teşvik ederek her menkul kıymetin hak ettiği fiyata (ya da değere) ulaşmasını sağlamaktır.

Spekülatör, menkul kıymetleri ucuz bir fiyatla alıp daha ileri bir tarihte, alış fiyatından daha yüksek fiyatla satmayı hedefleyen kişidir. Spekülatör, en ucuz olduğunu düşündüğü anda menkul kıymetleri satın alır ve zirvede olduğunu düşündüğü zaman satar. Alış fiyatı satış fiyatından küçükse spekülatör kâr eder. Alış fiyatı satış fiyatından yüksekse (alınan şey alındığı fiyattan daha ucuza satılmışsa) spekülatör zarar eder. Bu açıklamadan anlaşılabileceği gibi spekülatör, bilgisine ve bilgiyi değerlendirebilme yeteneğine güvenerek risk üstlenen kişidir. Garantili kazanç yoktur. Spekülatörün yanlış öngörüleri zarara uğramasına neden olabilir.”

Evet, diyebilirsiniz ki, bir ülkeden Wikipedia’ya devlet kararı ile ulaşılamıyor ise o ülkenin Cumhurbaşkanının da temel kavramlar üzerine bilgisi bu kadar olur ve muhtemelen çok büyük ölçüde de haklısınızdır.

Evet, spekülasyon suç değildir şayet içeriden bilgi alma oluşmamış ise, bu durum da zaten başka bir şeydir.

Bir ülkenin tek yürütme (yargı?) kişisinin, finans alemine ilişkin bilgi düzeyi bu ise, spekülasyona suç gözü ile bakıyor ise bu ülkeye yabancı yatırımcının gelmesi mümkün değildir, zira sıradan bir işlem nedeni ile hapis bile yatabilirler.

Bu mesele ünlü “iki ucu pis değnek” gibi bir şey.

Her fırsatta “Ben de iktisatçıyım” diyen Cumhurbaşkanı ya gerçekten spekülasyonun bir suç olduğunu düşünüyor, öyle biliyor, bu çok sıkıntılı bir durum, ya da gerçeği bilmekle birlikte, siyaseten böyle konuşuyor; bu durum ise çok çok daha sıkıntılı bir şeye tekabül ediyor.

Allah hepimize, herkese kolaylık versin, başka söyleyecek söz kalmadı doğrusu.

Göğüs istopu (mahalle arasında böyle denirdi) yapmasını bilmeyen futbolcu ile dünyada futbolümüz nereye gelebilirse, spekülasyonu suç zanneden bir Cumhurbaşkanı ile de ekonomide aynı noktaya ancak gelebiliriz.

Türkiye futbolünün nitelikli futbolcuya, siyasetinin de nitelikli siyasetçiye ihtiyacı var.

Bu nitelik sorunu muhalefet için de, bir gömlek daha az vahim olmakla birlikte, yine geçerli.

İki yanlış siyasal söylem örneği: Kürkten vergi alınmıyor ve Türkiye eskiden dünyada kendine yeterli yedi ülkeden biriydi; bu konulara bir gün değinirim umarım.

  • Abone ol