31 Mart mahalli seçimleri siyasi tarihimizin en önemli, en ilginç seçimlerinin muhtemelen başında geliyor.

Seçim öncesi yaşananlar ve seçim sonrası yaşanacaklar mutlaka iyi analiz edilmeli; bizler de muhtemelen bu süreçlerde farklı yorumlarla katkılar sunmaya gayret edeceğiz.

Bu konuda ilk aklıma gelenleri alt alta sıralamaya çalışacağım.

1-Benim ilk söyleyeceğim, seçim öncesi de bu konuda yazılar yazmıştım, 31 Mart seçimlerinde AKP-MHP ittifakının karşısına çıkan bloğun Millet İttifakı ya da CHP, İyi Parti, Saadet Partisi bloğu olmadığı, HDP seçmeninin desteği de buna dahil, genelleşmiş bir vicdan partisi muhalefetinin 31 Mart’a imzasını attığıdır.

AKP iktidar partisi yaklaşık yedi, sekiz senedir vatandaşların vicdanlarını kanatan, vicdani açıdan kabul edilmesi çok kolay olmayan çok sayıda karara, uygulamaya imza attı.

Bu vicdan kanamasına bir toplumsal tepkinin gelmemesi mümkün değildi, kanımca 31 Mart sonuçlarının bir bölümünü böyle açıklamak lazım.

Söz konusu vicdan bloğunun bundan sonra AKP’yi siyasetin her alanında önce muhalefete, sonra da tarihin bir yerlerine göndermesinde önemli işlevi sürecek, daha doğrusu sürmesi gerekli; siyasi muhalefet bloğu “Vicdan ve hukuk” bloğu diye de adlandırılabilir, neden olmasın.

2-CHP, itirazları bekleyeceğiz doğal olarak ama şimdiden İstanbul ve Ankara gibi çok büyük büyükşehir belediyelerinin yönetimini almış durumda; CHP bu süreçte mutlaka bu belediyelerde özellikle mali konularda gerekli önlemleri alıp yolsuzluk konusunda tuzaklara düşmemeli, hatta AKP’nin elinde olan belediyelere de temel teşkil edecek uygulamalara imza atmalı, TBMM’de yapacağı önerilerle sistemde değişikliğe gitmelidir.

Yolsuzluk bizim ülkemizde bir ahlak yoksunluğu konusu değil bir kurumsal meseledir.

Öncelikli olarak kent rantlarının vergilendirilmesi konusu mutlaka TBMM düzeyinde çözüme kavuşturulmalı, mahalli idareler kamu ihaleleri süreçleri de çok daha dışa açık ve rekabetçi olmalıdır.

Mevcut mahalli idareler maliyesi çok sıkıntılıdır, tam bir merkezi vesayet söz konusudur, bu nedenden başarılı çalışan belediyelerde oluşan ve oluşacak ve yapısal anlamda olumlu olan kent rantlarının TBMM’den çıkacak bir yasa ile vergilendirilmesi ve bu vergi gelirlerinin de hemen yine aynı kente yerel kamu hizmeti olarak döndürülmesi gerekmektedir.

Bu süreçte bazı anayasal ve yasal düzenlemeler gerekecek ise bu düzenlemeler de hemen gerçekleştirilmelidir.

Kent rantlarının vergilendirilmeden oluştuğu alanlarda bırakılması çok büyük bir haksız kazanç kapısıdır, bunun önlenmesi şarttır.

3-Türkiye’nin en önemli ve aciliyet içeren meselesi hukuk devleti inşası meselesidir ve Kürt meselesi de bu genel hukuk devleti sorunsalının bir alt kümesidir.

31 Mart seçimlerinde HDP seçmeninin İstanbul, Ankara, Mersin, Antalya, Adana gibi kentlerde CHP adaylarına belirli ölçüde destek vermesi önümüzdeki dönemde de yeni siyasal yapılanmalara örnek teşkil etmelidir.

Kürt meselesi çözülmeden Türkiye’de demokratik hukuk devletinin yerleşik hale gelmesi, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği imkânsız gibidir, bunu da unutmayalım.

Bugünkü yazımda çok önemsediğim bu üç konuyu sunmakla yetineceğim ama önümüzdeki dönemde demokratik hukuk devletinin inşası ve genel eğitimin miktar ve niteliğinin yükseltilmesi konuları herhalde temel gündem maddelerimiz olacaktır.

31 Mart seçimlerinin sonuçları herkese hayırlı olsun.

  • Abone ol