Biliyorum, farkındayım, siyaset biliminde ya da seçim hukukunda “temsilde etkinlik” diye bir kavram yok, bunu ben ileri sürüyorum, isteyen de uyduruyorsun diyebilir.

Yönetimde etkinlik kavramı yaygın bir kavram ama kanımca temsilde etkinlik de önemli.

Temsilde adaletten bahsetmiyorum, önerdiğim kavram temsilde etkinlik.

Ne demek istiyorum bu kavramla?

Detaylara girmeden önce şunu belirteyim, “dağdaki çobanla profesörün oyu bir midir?” falan gibi saçmalıklara girmeyeceğim ama AKP-MHP bloğu ya da üçüncü milliyetçi cephe Türkiye genelinde yüzde 52’ye yine yaklaşabildi ama İstanbul, Ankara ve İzmir’i yani ülkenin üç büyük kentini kaybeden (Antalya, Eskişehir, Mersin, Muğla, Adana ve başkaları da) bir iktidar bloğunun artık temsilde etkinliği kalmamıştır, ülkeyi yönetmekte karşısına büyük zorluklar çıkacaktır.

Bu üç büyük kenti incelediğinizde milli gelir içinde payları, toplam vergi gelirlerinin kaçta kaçını ödedikleri, eğitim haritası beni bu “temsilde etkinlik” kavramına götürüyor.

Şimdi biraz daha detaya girelim.

Elimizde yaklaşık tüm partilerin oy oranları var ama ben bugünkü yazımda sadece AKP ve CHP oyları üzerinden bir analiz yapmaya gayret edeceğim.

Bu büyüklükler ve oranlar doğal olarak son itirazları kapsamıyor ama elimizdeki veriler kanımca zaten bir genel eğilimi yansıtıyor.

AKP, 20.6 milyon oy almış, kullanılan geçerli oyların yüzde 44.3’ü.

CHP, 14 milyon oy almış, kullanılan oyların yüzde 33.1’i.

Bu seçimler yerel seçimler olduğu için bu oylar ve oranlar belediye başkanlıkları yönetimine neden oluyorlar.

AKP elde ettiği yüzde 44.3’lük genel oy oranı ile (20.6 milyon seçmen) belediyelerde toplam nüfusun yüzde 39.01’lik bir nüfusun (32 milyon vatandaş) mahalli idareler anlamında yönetimine geçti.

CHP ise yüzde 30.1’lik genel oy oranı ile (14 milyon seçmen) belediyelerde 39.7 milyonluk bir nüfusun, ülke geneline oranı yüzde 48.39, mahalli idareler yönetimi anlamında başına geçti.

Görüleceği gibi Türkiye genelinde AKP, CHP’den 6.6 milyon daha fazla oy almış ama belediyelerde yaşayan nüfus CHP belediyeleri lehine yaklaşık sekiz milyon daha fazla (CHP 39.7 milyon, AKP 32 milyon).

Bu durumun temel nedeni muhtemelen üç büyük şehrin CHP yönetiminin eline geçmiş olması ama daha genel bir bakışla CHP’nin nüfus yoğunluğu daha yüksek yani daha kentleşmiş yerlerde siyaseten daha güçlü olduğunu gösteriyor.

Bu durum yukarıda önerdiğim temsilde etkinlik kavramının önemli bir göstergesi.

Bu tablo önümüzdeki dört buçuk sene için AKP’nin yönetim etkinliğini büyük ölçüde yitireceğini gösteriyor çünkü artık temsilde etkinlikten büyük ölçüde uzaklaşmış durumdalar.

Bu durum önce çok önemli gözükmeyebilir ama zaman içinde, kanımca bir, bir buçuk sene zarfında ciddi siyasi ve iktisadi krizlere neden olabilir ve erken seçimler gündeme gelebilir.

Temsilde etkinlik tanımım beni bu düşüncelere götürüyor.

Üç büyük kenti kazanamayan bir siyasal iktidar Türkiye’nin sorunları ile baş edemez.

Hukuk devleti büyük açığımız ve ekonomideki sorunlar çok radikal reformlar gerektiriyor.

Ve ancak siyaseten çok güçlü iktidarlar radikal reformlar yapabilirler.

İstanbul, Ankara ve İzmir’de seçim kaybedenler değil.

Bunun ilk örneğini bu hafta gündeme gelecek sözde vergi reformunda göreceğiz.

  • Abone ol