YSK nihai kararını en çok kim bekliyor sizce?

Yazımın başlığına böyle bir soru koydum.

Bu soruya nasıl bir cevap verirsiniz?

İstanbul halkı mı?

Türkiye mi?

Ekrem İmamoğlu mu?

Binali Yıldırım mı?

CHP mi?

AKP mi?

Erdoğan ve çevresi mi?

İBB’de sotaya yatmış ihale takipçileri mi?

Kent rantı kollayanlar mı?

Hepsi mi?

Bendenizin bu soruya yanıtı biraz farklı olacak.

Yukarıda muhtemelen eksik saydığım kişi ve kurumların YSK nihai kararını büyük bir heyecanla beklediklerine kuşku yok.

Ama, bu nihai kararı daha da büyük bir heyecanla bekleyen bir kesim var.

Bu kesim de kanımca yargı bürokrasisi.

31 Mart yerel seçimlerinin galibinin CHP ve Millet İttifakı olduğuna bence kuşku yok.

Cumhur İttifakı'nın toplam oylarının Millet İttifakı'nın oylarının önünde olması bir noktada ikinci planda kalabiliyor çünkü şayet YSK nihai kararını AKP’nin olağanüstü itirazının reddi yönünde verirse üç büyük kent CHP’ye geçmiş oluyor.

Antalya, Mersin, Adana gibi kentler de işin cabası.

Ben bu durumu AKP için “temsilde etkinlik kaybı” olarak niteliyorum.

Özetle üç büyük kentte yerel yönetimleri kaybeden merkezi iktidarın Türkiye’yi artık etkin yönetmesi mümkün değildir.

Bunun en çok farkında olan da galiba yargı bürokrasisi.

Yargı bürokrasisi nefesini tutmuş siyasi rüzgârı kolluyor.

Daha bu kadarı ile bile (İstanbul daha netleşmeden) çok sayıda yargı kararı ilgimi çekmeye başladı, bu kararların mesela bir sene önce üretilmesi kanımca pek mümkün değilken şimdi yargıdan ilginç sinyaller geliyor.

Güzel örnekler de verebilirim.

Günümüz Türkiye’sinin güçlü imajı Süleyman Soylu ile Prof. Baskın Oran arasında yaşanan bir tartışma (!) sonrası konu yargıya intikal etmiş idi ve seçimlerden hemen sonra ilgili yargı makamı AİHM içtihadı ile tutarlı, çok özgürlükçü, adeta bir basın özgürlüğü manifestosu niteliğinde bir karara imza attı Baskın Oran lehine.

Sayın Taha Akyol’un yazısından da Anayasa Mahkemesi’nin KHK’ları gündemine aldığını öğreniyoruz.

Tüm bu gelişmeler çok önemli ve olumlu gelişmeler.

Bu tür yargı kararlarının (Oran-Soylu kararı gibi) sayısının şayet AKP’nin başvurusunu reddedebilirse YSK kararı sonrası daha da artacağını düşünüyorum.

Birisi çıkıp bana “Bunlar zaten yargının asli işi” diyebilir ama bizim memlekette durumun öyle olmadığı ortada.

Aslında bir yüksek yargı organı olan YSK’nın bizzat kendi kararı da bu yönde, uzaktaki hukuk devleti istikametinde atılmış önemli bir adım olacak.

Kimse bizim ülkede bürokrasiyi her koşulda sonsuza kadar esir alabileceğini düşünmesin bile.

Bürokrasinin, hem sivilinin, en başta yargı bürokrasisi, hem askerisinin kulakları, gözleri, burunları esecek rüzgâra dönmüş vaziyette.

Erdoğan’a mutlak biçimde hatta hukuk dışına dahi çıkmayı göze alarak biat etmiş küçük bir bürokrasi kesimi olabilir ama bu kesimin marjinal olduğu kanısındayım.

Çok geniş bir kesim ise, kimse kusura bakmasın, gelen ağam giden paşam, havasındadır ve bu da hep böyle olmuştur bizim ülkemizde.

Bu açıdan da İstanbul kararı çok önemli olacak.

  • Abone ol