AKP on yedi senedir iktidarda.

Bu süreçte bugünlere kadar gelen tek olumlu icraat kamu maliyesinin iyileştirilmesi, bütçe açıklarının Maastricht kriterlerinin bile altına, bütçeden yapılan ve 2000’lerin başında vergi gelirlerinin yaklaşık tümünü yutan faiz giderlerinin bütçenin makul oranlarına çekilmiş olması idi.

AB müzakere sürecinin açılmış olmasını da tümüyle desteklemiş idik ama yine AKP marifetiyle bu süreç de boşa gitti.

Bugün ise yine kamu maliyesine ilişkin olarak gelinen nokta çok tedirgin edici.

BUMKO (Bütçe ve Mali Kontrol GM) bu hafta Nisan 2019’a ilişkin bütçe gerçekleşmelerini açıkladı, ben de aşağıda bu açıklamanın kısa bir özetini veriyorum ve kaçınılmaz yorumunu sunacağım.

2019 YILI GERÇEKLEŞMESİ (Milyon TL)

 

(Hedef)

Nisan

Ayı

Ocak-Nisan

(Kümülatif)

Bütçe Geliri

880.359

57.670

275.952

Bütçe Gideri

960.976

75.986

330.430

     Bütçe Açığı

-80.616

-18.317

-54.477

 

Özet tablodan da görülebileceği gibi 2019 senesinin bütünü için yani on iki ay için 80.6 milyar TL bütçe açığı öngörülmüş iken Ocak-Nisan döneminde yani ilk dört ayda 54 milyar TL açık üretmiş bütçe; başka bir ifade ile de on iki ay için öngörülen açığın yaklaşık yüzde 65’ini ilk dört ayda vermiş bütçe.

31 Mart seçimlerinin YSK tarafından iptali ve seçimlerin 23 Haziran’a taşınması bütçe açısından maalesef önümüzdeki iki ayın da yani Mayıs ve Haziran aylarının da kayıp aylar olacağını gösteriyor.

Sadece Nisan ayında 18 milyar TL açık vermiştir bütçe ve bu açık senelik öngörülen açığın yaklaşık dörtte biridir; Mayıs ve Haziran aylarında da aynı bütçe performansı (!!!) sürdürülür ise, ki beklenti de budur, altıncı ayın (Haziran) sonunda altı aylık bütçe açığı senelik öngörünün bütününü kapsamış olacaktır.

Bu manzara Türkiye ekonomisi için çok çeşitli açılardan bir kabus manzarasıdır.

23 Haziran sonrası şayet kısa vadede bir erken seçim gündeme gelmez ise bütçede bir sıkılaştırmaya gidileceği açıktır.

Bu arada da AKP büyüklerinin başta Erdoğan olmak üzere seçimlerde seçim ekonomisi uygulamayacaklarına yönelik verdikleri sözler de hâlâ kulaklarımızda.

Haziran sonrası gündeme gelecek sıkılaştırma, ne kadar yapılabilir bilemiyorum, maaşlar ödeneceğine göre, eğitim, sağlık gibi kamu hizmetlerinde çok önemli düşüşlere neden olabilir; Türkiye’de temel kamu hizmetlerinde miktar ve kalite düşüşünün bugüne ve gelecek kuşaklara toplumsal maliyeti çok büyük olacaktır, bu böyle biline.

Hazine ve Maliye Bakanının geçtiğimiz Mart ayının sonlarında Trabzon’da bir otelde yaptığı konuşmada 2019 senesinin tek haneli enflasyonla kapanacağına ilişkin bir konuşması, Bakan olarak deklarasyonu var.

2019’un bütünü için öngörülen bütçe açığına muhtemelen Haziran sonu itibarıyla ulaşılacak ise 2019 senesini tek haneli enflasyonla kapatma ihtimali bir iktisatçı için gerçekten merak konusu bir ihtimal olarak beliriyor.

Merkez Bankası'nın ihtiyati rezervlerinin acil ihaleleri erteleyerek faiz oranlarının yükselmesinin kısa vadede engellendiği bir ortamda da enflasyonist baskıları görmemek mümkün değil çünkü Merkez Bankası'nın ihtiyati rezervlerinin Hazine'ye aktarılması demek bütçenin para basarak finansmanı anlamına geldiğini herkes biliyor.

23 Haziran seçimlerine AKP’nin kötünün iyisi ile girme telaşı ve bu uğurda alınan önlemler 23 Haziran sonrası için alarm zilleri demek.

Bütün bunların neden yapıldığı, İstanbul belediyesini vermemek için göze alınanlar çok ilginç ama bu konu bu yazının kapsamı dışında bugün; Sağlık Bakanlığı'ndan seçmenlerin en gizli sağlık bilgilerinin AKP’ye aktarılması kelimenin gerçek anlamıyla bir dehşet görüntüsü.

Tüm bunlar acaba nelerin hep gizli kalabilmesi uğruna yapılıyor?

Seçmenlerin sağlık bilgileri ortada ama kamu ihaleleri gizli; Türkiye’nin geldiği noktanın özeti bu galiba.

Tekrar bütçeye ve Hazine'ye dönersek aklıma takılan temel soru 23 Haziran sonrasında bütçenin finansmanı için neler yapılacağı konusu.

Hazine işlemlerinde de büyük bir açık var, bu durum bütçenin finansmanını olağan önlemler çerçevesinde daha da zorlaştırıyor.

Büyümenin çok kötü seyretmesi olağan vergi gelirlerinde de bir artışı çok büyük ölçüde olanaksız kılıyor.

Geriye THY gibi kurumların satılması yani Varlık Fonu sihirbazlıkları kalıyor.

Tabii, bir de Merkez Bankası matbaasına fazla mesai yaptırma ihtimali var.

23 Haziran seçimlerinin bir erken ikiz seçimi gündeme getirme ihtimali de az bir ihtimal değil.

İlginç günler göreceğiz.

İnşallah her şey çok iyi olur.

  • Abone ol