Dün (28 Mayıs Salı) Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç “Eski Türkiye’yi fazlasıyla hortlattılar” başlığıyla çok güzel bir yazı yayınladı sitede; okumadı iseniz, mutlaka siteden okumanızı öneriyorum.

Son günlerde, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimi ile başlayan, muhalif gazetecilerin ulu orta dövülmesine uzanan süreci Celal Başlangıç, 1966 senesinde Ankara’da dönemin çok önemli gazetecisi İlhami Soysal’ın dövülmesine kadar götürüyor ve eski Türkiye’nin fazlasıyla hortlatılması biçiminde sunuyor manzarayı.

Celal Başlangıç’ın çok güzel yazısında eleştireceğim tek konu muhtemelen “hortlama” konusu; malum, bu ifade ölüm sonrası için kullanılan bir tabir, eski Türkiye’nin öldüğüne hiç inanmadım, belki bir dönem, 2002-2008, sütre gerisine çekildi, o kadar, şimdilerde ise AKP marifetiyle tekrar tüm hoyratlığı ile sahnede.

Eski Türkiye ne idi, bugünü ne ölçüde belirliyor, bu konu muhtemelen apayrı bir yazının konusu ama Celal Başlangıç’ın açtığı yoldan devam edersem, eski Türkiye’nin en temel özelliklerinden birini “devletin kendi içini yasal ve yasal olmayan yollarla her ne pahasına olursa olsun koruması” olarak sunabilirim, Celal Başlangıç yazısında İlhami Soysal olayında kimlerin nasıl korunduğunu çok iyi anlatmış, bugünkü saldırganlar da üç aşağı beş yukarı aynı yöntemlerle, aynı mantıkla korunuyorlar.

                                                           ***

Eski Türkiye’nin günümüze yansıyan en önemli kurumlarından biri de kamu bankacılığı kurumu; eski ve yeni Türkiye mukayesesini değişmeyen, en azından özü, esbab-ı mucibesi değişmeyen kurumlar ve kuruluşlar üzerinden yapmanın da çok faydalı olacağını biliyorum, öneriyorum.

Bugün (28 Mayıs) basına yansıyan en önemli haberlerden biri de kamu bankalarının yönetim kurullarına yapılan atamalar idi.

Sayın Abdülkadir Aksu (AKP eski milletvekili ve eski İçişleri Bakanı) Vakıfbank yönetim kurulu üyeliğine ve başkanlığına atanmış, hayırlı olsun.

Sayın Mevlut Uysal da (İstanbul Büyükşehir Belediyesi interim Başkanı) Halkbank Yönetim Kurulu Üyeliğine atanmış, yine hayırlı olsun.

Sayın Faruk Çelik de Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyeliğine getirilmiş, ona da hayırlı olsun.

Bu eski siyasetçilerin maaşlarının da en nihai analizde vergi mükellefi tarafından ödenmiş olacağını da hatırlatalım.

Malum, Sayın Faruk Çelik AKP eski milletvekili ve eski Sosyal Güvenlik Bakanı, üstelik Soma faciası dönemi Sosyal Güvenlik Bakanı; Sayın Çelik o dönemde olayla ilgili hiçbir Bakanlık görevlisine soruşturma izni vermeyerek devletin kendi içini koruma reflekslerine en sıkıntılı ama en önemli örneğini de üretmiş idi, bunu da hatırlatalım.

Gazeteci döven askerler 1966’da Kıbrıs’a tayin ediliyorlar, güvenlik tedbirleri açısından dökülen Soma madenlerinde Bakanlık çalışanlarına soruşturma izni verilmiyor, vs.

Eski Türkiye analizlerini siyaset üzerinden değil de kurumlar üzerinden yapmakta büyük fayda gördüğümü söyledim yukarıda; dönemler değişiyor, anlamsız, hatta bırakın anlamsızlığı, zararlı kamu bankacılığı değişmiyor çünkü rant ilişkileri, rant kollama güdüsü iktidarlar değişirken aynen sürüyor.

Ziraat ve Halk bankaları tarıma ve küçük esnafa destek vermek için kurulmuş bankalar, görev tanımlarında Sabah gazetesini satın aldırmak ya da eski siyasetçilere arpalık olmak yok herhalde.

Tarıma ve küçük esnafa destek meselesi bir siyasi tercihtir, tercihiniz demokratik siyasi kanallarda böyle tezahür ediyorsa bu işin yapılma yöntemi kamu bankacılığı olamaz, bu destekler bütçe içinden ilgili bakanlıkların bütçelerine konan ödenekler üzerinden yapılmalıdır.

Kimse bana kamu bankacılığının daha büyük esneklik kazandırdığını söylemesin, bütçe içinde de ödenek aktarmalarıyla, ek ödeneklerle aynı esneklik kolaylıkla sağlanır.

Ancak, Sayıştay denetimlerinde gelinen çok üzücü noktaya rağmen bütçe hâlâ kamu bankacılığına oranla daha saydam, daha kolay denetlenebilir bir kurum, muhtemelen de siyasi iktidarlar bu akçeli işlerde bu nedenden kamu bankacılığını kullanmayı bütçeye tercih ediyorlar, bütçe üzerinden Sabah gazetesini bir yandaşa aldırmak çok daha zor, hatta imkânsızdır.

Türkiye, 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri ile birlikte muhtemelen yepyeni bir siyasi ortama girecek ama bu yeni dönemin eski Türkiye’yi tekrar yaşatmaması için yapılacaklar listesi var ve bu listenin en başlarında herhalde kamu bankacılığı kurumlarının işlevlerini bütçe mekanizmasının içine aktarmak ve Sayıştay’ı daha etkin kılmak olmalı.     

  • Abone ol