Geçtiğimiz hafta Türkiye ekonomisi için son derece önemli iki veri seti yayınlandı.

Birincisi Türkiye ekonomisinin 2019 ilk çeyrek büyüme (küçülme) sonuçları, ikincisi ise İstanbul Sanayi Odası’nın çok uzun süredir her sene yayınladığı en büyük 500 sanayi firması verileri.

Detaylarına girmeyeceğim, 2019 ilk çeyreğin büyüme (küçülme) verileri yazıldı, yorumlandı, durum hiç parlak değil. 2018’in son çeyreğinde yüzde 3 olan küçülme oranı (daima bir sene öncesinin aynı dönemine oranla) 2019’un ilk çeyreğinde yüzde 2.6 oldu. Meselenin kaynaklarına indiğinizde durum daha da vahimleşiyor.

Küçülmenin temel nedeni yatırımlardaki büyük düşüş (2019 ilk çeyrek yüzde 13, 2018 son çeyrek yüzde 12.9 düşüş), küçülme yüzde 2.6 ile sınırlı kalmış ise bunun nedeni de kamu nihai tüketim harcamalarındaki büyük artış (yüzde 7.2). Bu durum da 2019 bütçe açığının son derece kritik noktalara taşınacağının habercisi.

Bu çok kısa özetten sonra büyüme meselesini bir kenara bırakıyorum, çok önemli detaylarına tuik.gov.tr sitesinden ulaşabilirsiniz ve bugünkü esas konum olan büyüme (küçülme) ve Türkiye’nin en büyük sanayi firmaları ilişkisine değinmek istiyorum.

İstanbul Sanayi Odası geçen hafta ilgili firmalar verilerini açıkladığında, dikkatler daha ziyade içinden geçtiğimiz çok yüksek enflasyon ve vahim küçülme sürecinin, firmaların iktisadi performansları meselesine odaklandı.

İstanbul Sanayi Odası’nın internet sitesinden söz konusu 500 şirketin “üretimden satışlar, net satışlar, brüt katma değer, özkaynak, aktif toplamı, dönem karı/zararı, ihracat, çalışan sayısı” gibi bilgilerine ulaşabilir ve meseleye bakış açınıza göre de iyimser ya da daha az iyimser yorumlar yapabilirsiniz.

İnternet sitesinde İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın doğal olarak iyimser görüşleri var, ben bu görüşlerden bir seçki yaparak aşağıya aktarıyorum, daha sonra da meselenin en sıkıntılı noktasına kendi görüşlerimle değineceğim.

“Yaratılan katma değer içinde 2017 yılında yüzde 20,2 olan orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler payının 2018’de yüzde 22,2’ye ve yine 2017 yılında yüzde 3,6 olan yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler payının 2018’de yüzde 5,3’e yükselmesini değerli ve anlamlı bir gelişme olarak yorumluyoruz...

Yine İSO 500 için bu yıl söyleyebileceğimiz en olumlu tespitlerden biri de ihracat performansıdır. İSO 500’ün ihracat performansı, 2018 yılında Türkiye ihracat performansının üzerinde gerçekleşti. 2018 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı ve sanayi ihracatı yüzde 7 oranında artarken, İSO 500’ün ihracatı yüzde 11,3 yükselmiştir…

Öte yandan ihracat yapmayan şirketlerin İSO 500 arasına girmekte artık zorlandığı listemizde; 30 yıl önce 398 olan ihracatçı şirket sayısının bugün 464’e yükseldiği görülmektedir.”

Gelelim şimdi İSO 500 firması konusunda pek değinilmeyen çok temel bir konuya.

Analizler daha ziyade ekonomik konjonktürün İSO 500 firmalarının performanslarını nasıl etkilediği konusuna odaklanıyorlar. Oysa, kanımca çok daha önemli olan İSO 500 firmalarının yapısının ekonomik konjonktürü nasıl etkilediği ve etkileyeceği; önemi olan mevcut firmaların iktisadi performanslarının nasıl olduğu değil, firma yapısının küresel gelişmelere uyumu yani iştigal alanı olarak eski ekonomiden yeni ekonomiye geçip geçemedikleri.

Konuyu daha bir netleştirmek için ABD örneği üzerinden gitmek istiyorum; aşağıda 1970 senesinde (Kaynak: Fortune dergisi) ABD’nin en önemli şirketlerini göreceksiniz:



 

Sıra

Şirket

Gelir, milyon ABD doları

Kar, milyon ABD doları

1

General Motors

24,295.1

1,710.7

2

Exxon Mobil

14,929.8

1,047.6

3

Ford Motor

14,755.6

546.5

4

General Electric

8,448.0

278.0

5

Intl. Business Machines

7,197.3

933.9

6

Chrysler

7,052.2

88.8

7

Mobil

6,621.4

434.5

8

Texaco

5,867.9

769.8

9

ITT Industries

5,474.7

234.0

10

Gulf Oil

4,953.3

610.

 

1970 listesinin tümünü veremiyorum, bir internet makalesi için çok fazla yer işgal edebilir.

Bu listede Exxon, Mobil, Texaco ve Gulf Oil gibi petrol şirketleri var, bunları dikkate almayabilirsiniz; listenin özünü General Motors, General Electric, Ford, Chrysler, ITT gibi bugünden baktığınızda “eski ekonomi şirketleri” diyebileceğiniz şirketler ağırlıkta.

Şimdi ise aşağıda 2018 ABD’sinin en büyük şirketlerini veriyorum:

Şirket sıralaması Piyasa değeri 2018, milyar dolar

 

Apple

926.9

Amazon

766.4

Microsoft

750.6

Facebook

541.5

Google

499.4

Berkshire Hathaway

491.9

Tencent Holdings

491.3

JPMorgan Chase

387.7

ExxonMobil

344.1

 

Bu iki tablonun mukayeseli bir analizi yani 1970-2018 yapı değişimi okurlara günümüz dünyasını anlamak için en temel anahtarları verecektir. İlk listenin gelirler, ikincisinin piyasa değerleri üzerinden yapılmış olması analizin özünü değiştirmemektedir.

JPMorgan bir finans şirketi, Exxon artık en tepede değil, General Motors, General Electric, ITT (eski ekonomi şirketleri) artık en büyük şirketler arasında yoklar.

Peki kimler var?

Apple, Amazon, Google, Microsoft, Facebook gibi yeni ekonomi şirketleri artık listeyi belirliyorlar.

Bugün ABD ekonomisinin çok performanslı işleyişinin altında yatan temel neden en büyük şirketlerin üretim ve iştigal alanlarının radikal bir biçimde değişmiş olması; ekonomi bu şirket sıralamasını değil, şirket sıralamasının ve yapısının değişimi ekonomiyi belirliyor.

ABD’nin dış politikasını da, Ortadoğu’ya bakışını da, Arap Baharı denen süreci de, Türkiye’ye bakışını da bu ülkedeki 1970-2018 büyük şirketler sıralamasının yapısal anlamda radikal değişimi belirliyor.

ABD artık mesela Ortadoğu’ya müşteri-devlet (client state) olarak değil, müşteri-vatandaş (client citizen) olarak bakıyor. Bizdeki kimi aklı evveller maalesef bu radikal değişimi anlamadan emperyalizm analizleri yapıyorlar.

ABD artık dünya ülkelerinin hükümetlerine değil, yurttaşlarına mal satmak istiyor. Bu nedenden Lockheed, Boeing gibi firmalar ve bu firmalara ara mal satan GM en büyük şirketler arasında yoklar, onların yerine vatandaşa cep telefonu, iPad, dizüstü bilgisayarı satan Apple tahta kurulmuş durumda.

Tam da bu nedenden, “ABD bizim kalkınmamızı istemez” diyenler dünyayı ve eski ekonomi-yeni ekonomi dönüşümünü hiç anlamamış olanlar galiba.  ABD artık yine kendi çıkarı için ama vatandaşı zengin ülkeler istiyor, bu ülkelerin zenginleşmesi için de bu ülkelerde hukuk devletini, mülkiyet haklarını savunuyor.

Çünkü bunlar olmadan zenginlik olmuyor, zenginlik olmadan da Apple (ABD çıkarını temsil ediyor artık) mesela bir Ortadoğu ülkesine istediği kadar cep telefonu satamıyor.      

Şimdi, gelelim Türkiye’ye.

Aşağıda 2018 senesinin en büyük on İSO şirketi görülüyor:

1

 

TÜPRAŞ-Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.

 

-

1

79.042.478.682

 2

 

Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.

 

-

2

31.062.845.187

3

 

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş.

 

-

3

23.607.677.900

4

 

Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş.

 

-

4

20.242.372.244

5

 

TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.

 

-

5

17.110.648.133

6

 

Arçelik A.Ş.

 

-

6

16.551.862.693

7

 

İskenderun Demir ve Çelik A.Ş.

 

-

7

15.795.144.102

8

 

Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.

 

-

8

13.778.194.465

9

 

İçdaş Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş.

 

-

9

11.957.290.261

10

 

Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.

 

-

10

11.084.691.000

 

Şimdi de size 1993 senesine ilişkin İSO 500 firmalarının ilk onunu sunuyorum:

1

-

TÜPRAŞ-Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.

2

-

TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU

3

-

TÜTÜN,TÜTÜN MAMULLERİ TUZ VE ALKOL İŞLETMELERİ GENEL MÜD. (TEKEL)

4

-

TOFAŞ TÜRK OTOMOBİL FABRİKASI A.Ş.

5

-

ARÇELİK A.Ş.

6

-

OYAK-RENAULT OTOMOBİL FABRİKALARI A.Ş.

7

-

TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

8

-

EREĞLİ DEMİR VE ÇELİK FABRİKA LARI T.A.Ş.

9

-

PETKİM PETROKİMYA HOLDİNG A.Ş.

10

-

M.K.E MAKİNA KİMYA ENDÜSTRİ KU RUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

Yapılması gereken iş İSO 500’ün 2018 ilk onu ile 1993 ilk onunu yapı olarak karşılaştırmak.

Göreceğiniz gibi firma yapısı 25 sene zarfında adeta sabit kalmıştır, TÜPRAŞ birinciliği korumuştur. TÜPRAŞ’ı izleyen firmalar ise 1993’den 2018’e hep eski ekonominin firmalarıdır, çoğu aynı firmalardır ve en büyük 10 firma içine ülkemiz Türkiye henüz yeni ekonominin bir firmasını sokamamıştır.

Türkiye’de iktisadi konjonktürün firmaları nasıl etkilediğini değil de firma yapılarının, iştigal alanlarının ekonomiyi nasıl etkilediğini analiz etmeye başladığımız gün ekonomide büyük bir mesafe alınacağı kanısındayım.

Peki, firmaların yapılarının değişimini ne belirleyecektir?

Bu değişim büyük oranda eğitime, yaratıcılığa, moda tabirle inovasyona bağlı; bu konuda bir mesafe alamıyor oluşumuz ekonomimizi, düşük büyümeyi belirleyen temel etken muhtemelen.

Mevcut eğitim sisteminin, üniversite anlayışının ve yöneticilerinin düzeyinin, ufuklarının zaten ülkenin firma yapısında bu anlamda bir değişikliğe izin vermeyeceği çok açık değil mi?

Çağımızda önemli olan eski ekonomi şirketlerinin karlarının artması değil artık çünkü bu eski ekonomi şirketlerinin üretimlerinde teknolojik dışsallık yok, başka sektörlere teknoloji girdisi üretemiyorlar. Yeni ekonomi şirketlerinin temel özelliği ise üretimlerinin başka şirketlere, başka sektörlere teknolojik girdi (teknolojik dışsallık) olarak yansıması.

Türkiye galiba bilgi çağını da kaçırıyor; bilgi çağını yakalamak sosyal medyada aktif olmak değil, İSO 500’e teknolojik dışsallık üreten çok sayıda firma sokabilmek demek.

Bu da Arçelik ile Tofaş ile Ford ile olmuyor.

  • Abone ol