Dün sabah (30 Eylül, Pazartesi) Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yeni Ekonomi Programı (YEP) sunumunu izledik.

Ve, aynı gün ekranlarda, internet gazetelerinde, bugün de muhtemelen hem ekranlarda, internet gazetelerinde ama hem de yazılı basında bu sunumun yorumlarını izleyeceğiz.

Tartışmalar daha ziyade Bakan Albayrak’ın çeşitli alanlarda, mesela büyüme oranları, mesela enflasyon, mesela faiz oranları, mesela kredi hacmi konularında tahminlerine, vaadlerine odaklanıyor.

Oysa, ben, bugünkü yazımda daha çok Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın sunumunda nelerin olmadığı konusuna odaklanmak istiyorum.

Ve, kanaatim çok güçlü bir biçimde o ki, bu konulara bu sunumlarda yer verilmediği yani iktisat politikası yapanların gündeminde bu konular olmadığı sürece Türkiye’nin sürdürülebilir yüksek büyüme oranlarını yakalaması olanaksız.

Bu olmayan, değinilmeyen konuları tek tek sunmak istiyorum.

  1. YEP’te (Yeni Ekonomi Programı) olmayan ve olmaz ise olmazların başında gelen konu hukuk devleti konusu.

Bir ülkede hukuk devleti ilke ve kurumları batı standartlarında yerleşmediği ve yerleştiğine ilişkin küresel ekonomik aktörlere güven verilemediği sürece sürdürülebilir ekonomik büyüme ve bu büyümeyi finanse edecek sağlıklı kaynakların temini yani yatırımların artması mümkün değil.

Ancak, nedense Albayrak bu konuya hiç girmedi, atlamadı isem yatırım ortamı ifadesini bile kullanmadı.

Bu vahim eksikliği TBMM’nin gündemine olan yaürgı reform paketi ile açıklama da yine kanımca pek mümkün olmaz.

  1. Bakan Albayrak’ın, muhtemelen hukuk devleti konusuna girmediği için, sunumunda olmayan başka ama hukuk meselesi ile bire bir ilişkili konu doğrudan yabancı sermaye yatırımı miktarı.

Türkiye senede kırk milyar dolar dolayında doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekmediği müddetçe sürdürülebilir bir büyüme çok ama çok zor; aslında bu hedef çok da hayali bir hedef değil, nelerin yapılması gerektiği belli, bunlar yaşama geçirilirse yabancı yatırım ile büyüme mümkün.

  1. Büyümenin önündeki en temel engellerden biri de eğitim düzeyimiz ve Albayrak’ın girmediği başka bir konu da bu; Bakan Bey’in hakkını yemeyelim, iki kelime ile, çok da yüzeysel olarak bu alana dokunda ama hemen çıktı, muhtemelen Albayrak hukuk devleti ve eğitim konularını kendi alanı olarak görmüyor ama temel yanlış da bu, çünkü hukuk devleti  yerleşmeden ve eğitim kalitesi (miktarı demiyorum) artmadan büyümeyi hayal etmek bile zor.
  2. Kayıtdışılık konusu da sunumda olmayan başka bir konu, oysa Hazine yayınladığı istatistiklerde toplam çalışanlar içinde kayıtdışı çalışanların oranının yüzde otuz beş gibi çok yüksek bir oranda (büyük bölümü tarım kesimi) olduğunu gösteriyor.

Kayıtdışılığın bu kadar yüksek olduğu bir ülkeye yabancı yatırım gelmiyor, büyüme hedefi de askıda kalıyor.

  1. Tasarruf oranı meselesi de Bakan Bey’in gündeminde yok; şayet Türkiye bir gerçek hukuk devleti olsa belki tasarruf oranı meselesi bu kadar önemli olmaz çünkü çekilecek yabancı yatırım bu açığı kapatabilir.

Hem hukuk devleti olmamak için direneceksiniz hem de tasarruf oranınız düşük olacak ve siz yüksek büyüme bekleyeceksiniz; işte bu mümkün değil.

6-YEP’te altında Türkiye Devletinin imzası olan gümrük birliği kararı ile çelişen çok sayıda vaat var; bir devlet uluslararası taahhütlerine aykırı vaatlerde nasıl bulunuyor, bunu anlamak çok kolay değil.

Örneğin, yerli üretim otoların alınması için kamu bankalarının ithal otoya oranla daha avantajlı krediler vermesi gümrük birliği kararının “eş etkili tedbirler uygulanamaz” amir hükmüne aykırı ama bir Bakan, çok önemli bir Bakan, Hazine ve Maliye Bakanı devletin uluslararası taahhütlerine aykırı vaatlerde bulunabiliyor.

Kanımca, bu YEP’te olanlara oranlara olmayanlar çok daha belirleyici.

  • Abone ol